Nestorcular (Nasturiler) Rum tarafında takibata uğrayınca İran'a iltica ettiler. İran'ın sınır kenti Nusaybin'de yüzyıllarca etkisini sürdürecek ve ileride İslam medreselerinin modelini oluşturacak bir okul kurdular. Şah 1. Kavad (488-531) zamanında Nestorculuk, Zerdüşti İran'ın resmen tanınan ve teşvik edilen Hristiyan mezhebi haline geldi.
İran etkisi altındaki Arap diyarlarında, örneğin Güney Irak'taki Hire'de, Katar, Oman ve Yemen'de Nasturi, piskoposlukları kuruldu. İslam düşüncesinin ilk oluşumunda Nasturi geleneğinin etkisi barizdir.
sivaslılar gavat derler
-dedin de-
kavad bir kraldır sâsânilerde
isa'nın doğumundan beşyüz yıl berilerde
488'lerden 531'lere
-böyle diyor tarihçiler okudum tarihlerde-
kırk yıl kalıp taht-ı saltanatta bu kral kavad
kırk yıl kan estirip sâsâni topraklarında
yani ki sansar gibi sinsi
ve de sırtlan gibi karanlık
bir adam olup
" Sonra kendi durumumu gözden geçirdim. Baktım ki pek çok dünyevi alakanın içine dalmışım ve bunlar beni her yönden kuşatmışlar. Ardından amellerimi gözden geçirdim ki, bunlar içinde en güzeli ders vermek ve ilim öğretmekti. Bunlar da bile , ahiret yolunda önemsiz ve faydasız olan ilimlere yönelmiştim. Daha sonra ders vermedeki niyetimi düşündüm. Niyetim hâlisane ve Allah rızası için değildi; aksine beni ders vermeye iten sebep ve harekete geçiren şey makam arzusu ve şöhretimin yayılması idi. Dolayısıyla yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarında bulunduğumu kesinlikle anladım. Eğer durumumu hemen düzeltmeye girişmezsem cehennem ateşine yuvarlanmak üzereydim.
Bu halimi bir müddet düşünmeye devam ettim.Hâlâ bir tercihte bulunma aşamasındaydım. Bir gün Bağdat'tan ayrılmaya ve içinde bulunduğum halleri terk etmeye kesin karar veriyor, ertesi gün bu kararımdan geri dönüyordum. Bu konuda bir adım ileri atsam, diğer adımımı geri çekiyordum. Sabahleyin ahirete yönelme hususunda içimde bir arzu doğsa, şehvet ordusu hemen saldırıp akşama bu arzumu dağıtıyordu. Dünyevi tutkular zincirleriyle beni çekip yerimde kalmaya zorlarken , iman tellalı şöyle sesleniyordu: " Yolculuk var, yolculuk var! Ömürden geriye çok az bir şey kaldı. Önünde ise uzun bir yolculuk var. Sahip olduğun ilim ve amellerin tamamı gösteriş ve kuruntudan ibaret. Eğer ahiret için şimdi hazırlanmazsan, ne zaman hazırlanacaksın? Eğer bağlarından şimdi kurtulmazsan, ne zaman kurtulacaksın ? "
Böylece bu çağrı beni kendime getiriyor, içinde bulunduğum durumdan kaçmaya ve uzaklaşmaya tekrar karar veriyordum. Fakat biraz sonra şeytan geri geliyor ve " Bu hâl geçicidir , sakın ona uyma. Çünkü çabucak geçiverir. Eğer o çağrıya uyar da şu anki etkili makamını, kargaşa ve sıkıntıdan uzak düzenli konumunu ve hasımlarının
«Cumhûriyet ilânını söylerken Mustafâ Kemâl Nutuk'unda (s.488) sayfanın sonlarına doğru ne kibir ve azametle atıyor: «Yemek sırasında yarın cumhûriyet ilân edeceğiz.»...»
488/1095'te derin bir ruhî bunalım yaşadı. İlmi faaliyetlerinin Allah rızasından ziyade şöhret amacı taşıdığını fark etti. Tabiplerin "psikolojik kökenli" teşhisi koyduğu hastalık, onu görevinden ayrılmaya zorladı. Malının çoğunu dağıtarak Bağdat'tan ayrıldı. el-Münkız'da anlattığı üzere, kelâm ve felsefenin hakikate ulaştıramadığı kanaatine vararak tasavvufa yöneldi.
[Avrupa Ülkelerinde Kütüphanelerin Çokluğu ve Bu Kütüphanelerin İyi Yönetilmesi Hakkındadır]"
Avrupalıların, medeniyet ve ilerlemenin temeli olan bilginin yayılması için gösterdikleri çabaların meyvelerinden biri de, kütüphanelerin çoğalması ve iyi ve düzgün bir sistem vasıtasıyla bu kütüphanelerdeki kitapların okunmasının kolaylaşanmasıdır. Avrupa ülkelerinde bulunan kitap sayısını belirtmek için İtalya'nın Milli Eğitim Bakanı olan Natoli'nin bu hususta 1867 yılında açıkladığı sayılanı beyan edeceğiz: İtalya kütüphanelerinde çoğu dinî kitaplardan oluşan 4.140.281 kitap bulunurken İngiltere kütüphanelerinde 1,771,493 kitap bulunmaktadır. İtalya'da her 100 kişiye 11.7 kitap düşerken İngiltere'de her 100 kişiye 6.9 kitap düşmektedir. Avusturya'da her 100 kişiye 6.9 kitap olmak üzere 2.488.000 kitap, Prusya'da her 100 kişiye 11 kitap olmak üzere 2.040.450 ki- tap, Rusya'da her 100 kişiye 1.3 kitap olmak üzere 852.000 kitap, Belçika'da her 100 kişiye 10,4 kitap olmak üzere 509.100 kitap, Bavyera'da her 100 kişiye 26,1/5 kitap olmak üzere 1.268.500 ki- tap ve Fransa'da her 100 kişiye 11.7 kitap olmak üzere 4.890.000 kitap bulunmaktadır. Bu veriler göstermektedir ki Bavyera, kişi başına düşen kitap sayısı itibarıyla birinci sırada yer alırken Fransa, toplam kitap sayısı bakımından birinci sırada yer almaktadır.