Yaşamanın Laneti!
Puan vermedi·256 syf.··
2026 94. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:41
Chuck Palahniuk Lanetli eserinde modernist ve kapitalist yaşamın lanetlenmiş yanını ve bireyi 'sevgi' hasletlerini, ebevynleri arasındaki bağlanma türlerini ve ölümle kayıt altına alınan hayatın neliği üzerine karamsal, kötücül diyagramları anlatmıştır. Bu anlatımla birlikte birçok özne ve yargı ikiliklerinii eserinde yer vermiştir. Chuck Palahniuk Lanetli eserindeki 'şeytan ve tanrı' kavramları metafiziksel yönergeleri olduğu gibi eylemsel yönleri de bulunmaktadır. Bu bulunmaklığın bize sunmuş olduğu sezi ise antik, ortaçağ, modern ve postmodern dönemdeki 'tanrı' algısının da geçişleri kahramanlar üzerinden sunulmuştur. Bu sunuşun anlaşılması içinde okucunun art belleğinin geniş bir alana sahip olması gerekmektedir. Diğer bir yönse; ebeveyn kavramlarının ana kahraman tarafından sadece materyalist bir alana haiz olması, sevgi ölçütünün marka ve metayla ölçülmesi, homolikeus ve itibar diyalektiğinden davranılması gibi yüklemler üzerinden değerlendirildiğinde 'sevgi, anne, baba ve kardeş (üveyde olsa)' bireyin hem yaşayış hem düşünce hem de eylemsel çeperini belirleyenlerin yokluğu ve yoksunluğunu çektiği de anlaşılacaktır. Özellikle anne kavramının bir beğeni, baba kavramının da gösteriş gösteriş fanusu içinde kaldığı gösterilmektedir. Hatta beğeni ölçütünün 'üvey kardeş' üzerinden erotize edilerek ensest beğeni sac ayağı da gösterilmiştir. Bu sac ayağının varlıysa yine anne özelindeki fiziki görünüş ve kadınsallığını kullanma nosyonu gözden kaçmayacaktır. Bölümlerin içeriklerine tümel ve tikel olarak yakınsak bir açıdan yaklaştığımızda Chuck Palahniuk marka, materyalis ve erotize gibi modern ve postmodern dünyanın ruhunu ele geçirmiş tanımların; birey ve insanı kendine yabancı bir hale getirdiğini de göstermiştir. Bu göstergelerden harektele modern ve postmodern çağın bireyi sevgisiz, marka
LanetliChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 2020803 okunma
Kendi Beyaz Şarkını Bulmak mı?
Puan vermedi·304 syf.··
2026 44. kitabı
Ben Şarkısı Beyaz’ı okurken kendimi 80’lerin o karışık, puslu günlerinde buldum. Sokaklarda sloganlar, evlerde fısıltıyla konuşulan yasaklı kitaplar, kütüphanelerde ise sessiz bir başkaldırı… Odabaşı bu romanında sadece bir aşkı değil, bir dönemin ruhunu anlatmış. Tozlu rafların arasında gizlice okunan satırlar, masa lambalarının altında sabaha kadar süren okumalar… Hepsi bana o yılların gençliğini, umutlarını ve kırgınlıklarını hatırlattı. Nevin karakteri ise bu beyaz şarkının içinde bir iz bırakıyor. Onun bakışlarında hem bir kadının hem de bir çağın yorgunluğu var. Cemal Süreya’nın yayımlanmamış bir sınırına dokunur gibi: saf, kırılgan ama derin. Nevin’in varlığı bana hep şunu düşündürdü: bazen bir insanın sessizliği bile bir şarkının nakaratı kadar kalıcı olabiliyor. Bu kitap bana dolaylı bir armağan olarak geldi. Birinin sessiz hediyesi… O yüzden okurken sadece Odabaşı’nın cümlelerini değil, aynı zamanda o kişinin dokunuşunu da hissettim. Bu da romanı benim için daha özel, daha kişisel kıldı. Odabaşı’nın dili hiç süslenmeden, doğrudan kalbe dokunan bir dil… Nevin’in sessizliği, kütüphanedeki gençlerin merakı, 80’lerin karışıklığı… Hepsi yalın ama derin bir şekilde anlatılıyor. Sanki her sayfa bir fotoğraf karesi gibi; gözümün önünde canlanmıştı. Bu yüzden Şarkısı Beyaz’ı herkese tavsiye ediyorum. Çünkü sadece bir aşk hikâyesi değil; bir dönemin ruhunu, kütüphanelerdeki sessiz başkaldırıyı, Nevin’in beyazlığını ve Cemal Süreya’nın şiirsel dokunuşunu taşıyor. Benim için bir armağan, bir hatırlatma oldu. Siz de okuduğunuzda kendi beyaz şarkınızı bulacaksınız. Şarkısı Beyaz Yılmaz Odabaşı
1000Kitap
Şarkısı BeyazYılmaz Odabaşı · Öteki Yayınları · 2018565 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 13:11
Emil Michel Cioran bu kitabını daha 23 yaşındayken bitmeyen uyku sorunlarının getirdiği umutsuzluk ve varoluşsal krizler nedeniyle kaleme alıyor. "Hiçbir şeyden hoşnut değilim. Beni Tanrı seçselerdi bile anında istifa ederdim, dünya bana indirgenseydi, bütün dünya ben olsaydım kendimi parçalar ve un ufak ederdim" Umutsuzluğun Doruklarında Cioran'ın farklı konularla (umutsuzluk, aşk, din, acı, ölüm, intihar v.b) ilgili düşüncelerini yazdığı felsefik denemelerden oluşuyor ama özellikle umutsuzluğun üzerinde duruyor. Cioran için umutsuzluk bir çaresizlik hâli değil aksine hayatın tüm gerçeklerini dürüst bir şekilde dile getirmenin sonucu. E. Michel Cioran doğumu hata, hayatı da anlamsız buluyor. Fakat "intihar fikrini"nin getirmiş olduğu özgürlük sayesinde intiharı yaşama tutunma sebebi olarak görüyor. "Kurtuluş yalnızca unutuşta. Her şeyi unutabilmek, kendimi de tüm dünyayı da unutmak isterdim." Bence Cioran'a başlangıç için muhteşem bir kitap. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Umutsuzluğun DoruklarındaEmil Michel Cioran · Jaguar Kitap · 20192,101 okunma
aforizmalar...
7/10
·198 syf.··
2026 98. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 09:44
Cioran, doğmuş olmanın sakıncası üzerine kitabında doğum, yaşam, varoluş eksenine oturttuğu düşüncelerini Nihilizmle yoğurarak bizlere sunuyor. Yazar, "doğmuş olmamı bağışlayamıyorum" diyerek, var olmanın getirdiği ağırlığı çarpıcı bir şekilde ifade ediyor. Cioran, okuyucularına karanlık tarafı kelimelerle gösteriyor ve sizi de oraya çekmekten asla gocunmuyor. Belki de Cioran için bu kadar karanlık yazmak bir tür hayatta kalma mekanizmasıdır. Acıyı kelimelere dökmek, o acıyla başa çıkmanın tek yoludur. Kitabın arka planında Cioran’ın gerçek hayatta yaşadığı uykusuzluk (insomnia) sorunu ve derin melankoli de fark ediliyor. Emil Michel Cioran
Felsefe
Doğmuş Olmanın Sakıncası ÜstüneEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20192,893 okunma
Hiçlik kolaydır, sıkıyorsa var ol ve yaşa!
Puan vermedi·200 syf.··
2026 17. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 21:00
Kendimce bir karar almıştım; yılda bir tane Emil Michel Cioran kitabı okuyacaktım. Çünkü bu zorlamaya da ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Cioran tam olarak böyle bir filozof. Var Olma Eğilimi ‘ne gelecek olursak; yine bir sürü sevdiğimiz şeyi gömüp cenaze namazına davet etmiş bizi yazarımız. Onun dünyaya bakış açısı elinde balyozla dolaşan mağara adamı çünkü. Konu bu defa var olmak. Çünkü “ hiçlik” var olmaktan daha kolay. Sıkıyorsa var ol ve bu dünyada yaşa ! Bölüm bölüm yazılmış hatta kendi içinde de bölünüyor o bölümler, o yüzden ara vererek gitmek iyiydi. Hemen bitsin diye hiç kasmayın kendinizi, bir bölümü bir haftada ya da ayda da okuyabilirsiniz. Var olma sancısının dinmeyeceğine inanların başucu kitabıdır. İyi okumalar..
Felsefe
Var Olma EğilimiEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 2020903 okunma
Stay alive...
9/10
·152 syf.·
2026 4. kitabı
Gecenin bir yarısı... Kedim Güneş masanın bir köşesinde kıvrılmış derin bir uykudayken, ben Emil Michel Cioran'ın o zifiri karanlık dünyasına dalmış durumdayım. Gündüzleri okulda, o cıvıl cıvıl öğrencilerin arasında koştururken hissettiğim yaşam enerjisinin tam zıddı bir evren bu. Sınıftaki o bitmek bilmeyen hareketlilikten sonra Cioran okumak, insanın kendi içine doğru yaptığı sessiz ve bir o kadar da sarsıcı bir çöküş gibi. Cioran'la tanışmam da bazı kitaplarda olduğu gibi hep bir ertelemeyle oldu. Çürümenin Kıtabı’nı 5 sene önce okuduktan sonra sırada: Umutsuzluğun Doruklarında... Adı bile insanın üzerine ağır, ıslak bir hırka gibi çöküyor. Bazen okuduğum kitapların sadece edebi bir metin olmadığını, yazarın ruhunun kâğıda dökülmüş kanı, irini olduğunu düşünürüm. Bu kitap tam olarak böyle. Yazarımız bu satırları 20'li yaşlarının başında, intiharın eşiğinde gezinirken ve ağır uykusuzluk hastalıklarıyla boğuşurken yazmış. Ölüm, hiçlik, anlamsızlık, acı... Şimdi dediklerinizi duyar gibiyim: "Neden bu kadar karanlık, umutsuz bir kitabı okuyup da içimizi karartalım ki? Hayat zaten yeterince yorucu değil mi?" Bunu ben de kendime sordum okurken. Ama cevabım çok basit: Çünkü Cioran "mış" gibi yapmıyor. Bize sahte umutlar dağıtmıyor, "her şey güzel olacak" yalanlarına sığınmıyor. İnsanın içindeki o en karanlık dehlizlere elinde cılız bir mumla bile inmiyor; doğrudan karanlığın kendisine teslim oluyor. Bazen birilerinin çıkıp acının ve umutsuzluğun ne kadar gerçek ne kadar insani olduğunu yüzümüze vurmasına ihtiyaç duyuyoruz. Cioran sizin sırtınızı sıvazlamıyor, sizinle o büyük boşlukta oturup susuyor. Ve yalandan bir tesellidense, acınıza eşlik eden bu dürüstlük çok daha kıymetli. Bu kitabı okurken arka planda hep bir şeyler çaldı. Son iki senedir popüler kültür gibi
1000Kitap
Umutsuzluğun DoruklarındaEmil Michel Cioran · Jaguar Kitap · 20192,101 okunma