Sezgisel olan bedenin tümlüğü ve tamlığı ilizyonu insanı anlamak önündeki temel engellerden biridir. Oysa insanın imgesi simgesele-dile tabi olduğu müddetçe, mantıksal düzlemde paranteze alınmış işlevler tümüdür. İmgesel kayıtta organlar ne tümlük ne tamlık içerisindedirler. Gözün aradığı kulağı irrite edebilir. Bedenin aradığını mide kaldırmaya bilir. Bedenin tahrik olduğu bilinci tiksindirebilir. Erotojenleşmiş ve dile girmiş bu organlar her biri farklı zaman-mekanın deneyimindeki Öteki ile ilişkiyi temsil eder. Bazen ağız anne ile ilişkiyi kulak baba ile ilişkinin temsiline dönüşür. Bazen bakış babayı imge anneyi temsil ettiği için insan tüm aile dramını bedeninde sahneleye bilir. Bir analist veya terapist özellikle somatik rahatsızlıklarda, çocuk ve psikoz kliniğinde bu, arkaik ve travmatik deneyimlerin dezorganize bedende kayıt olduğu perspektifini hemen her zaman aklında tutmalı. whatsapp.com/channel/0029VbB...
Ben yorgunum yorgun. Anladın mı? Gönlüm bomboş! Memduh Şevket Esendal
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türk edebiyatının sade ama derin anlatımıyla iz bırakan ismi Memduh Şevket Esendal ’ı saygıyla anıyoruz. Eserleriyle yaşamaya devam ediyor.
Okuduklarımız
"Neşe vermeli insanlara, okudukları..." Memduh Şevket Esendal
"Havza'da istirahat etti" anlatısının ötesine geçip, o 15 günlük kapalı kutunun içindeki reel politik pazarlıklara ve sonrasındaki rakamsal tasfiyeye odaklanmak gerekiyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) yarım kalan "homojen ulus-devlet" projesini, Kemalist Cumhuriyet kadroları çok daha radikal ve tavizsiz bir biçimde hayata geçirdi. ​1. Havza’daki 15 Gün: Bir "Münazara" mı, Yoksa "Dizayn" mı? ​Resmi tarih Havza sürecini sadece bir "bildiri yayımlama" dönemi olarak geçiştirir. Ancak Mustafa Kemal’in Havza’da kaldığı 25 Mayıs - 12 Haziran 1919 tarihleri arasında İngiliz subayları ve temsilcileriyle kurduğu temaslar, aslında yeni kurulacak düzenin "sınırlarını" (hem coğrafi hem siyasi) belirleme arayışıdır. ​Pazarlığın Odağı: İngilizler, Anadolu’da kontrol dışı bir Bolşevik yayılmasından korkuyordu. Mustafa Kemal ise bu korkuyu kullanarak, İngilizlerin "makul" görebileceği bir ulusal direnç hattı teklif etti. ​İngiliz Vizesi ve Güvence: Havza’da geçen 15 gün boyunca yapılan görüşmelerde, aslında bölgedeki Hristiyan azınlıkların güvenliği ve İngiliz çıkarlarının (Hindistan yolu ve enerji koridoru) zedelenmeyeceği üzerinden bir nabız yoklandığı iddia edilir. Yani "direniş", Batı'nın tamamen tasfiye edilmeyeceği bir "kontrollü bağımsızlık" zeminine oturtulmuştur. ​2. Osmanlı'dan Türkiye'ye: Toprak Kaybının Anatomisi ​Osmanlı'nın 1919 (Mondros sonrası fiili) sınırları ile bugünkü Türkiye sınırları arasındaki fark, sadece bir toprak kaybı değil; Misak-ı Milli idealinden ne kadar "budanarak" vazgeçildiğinin de göstergesidir. Osmanlı (1919 - Mondros Sonrası) ~ 1.300.000 km^2 İşgal edilmemiş ve mütareke hattı içinde kalan alan. Türkiye Cumhuriyeti (Güncel) ~ 762.562 km^2 Hatay'ın katılımı dahil net rakam. Bu tabloya baktığımızda; 1919'da elde tutulması hedeflenen
1000Kitap