Allah’ın emirlerini yerine getirmeyen, O’na isyan eden, günahkâr kimse demektir.
Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın ve Rasulünün emirlerine karşı gelen, günahkâr, serkeş kimseler anlamında kullanılmıştır. Cenâb-ı Hakk bir ayetinde şöyle buyurmuştur: “Kim, Allah’a ve Rasulüne isyan eder ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine koyar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.” Âsî’nin işlediği günah, küçük veya büyük günah (Kebîre) niteliğinde olabilir.
Ehl-i sünnet akidesine göre büyük günah işleyen kimse, bu günahın haramlığını inkâr etmediği sürece günahkâr mümin sayılır. Kısaca büyük günah kişiyi dinden çıkarmaz. Günahın durumuna ve çeşidine göre, uygun tevbe yoluna tevessül etmekle ve Cenab-ı Hakk dilerse onu affedebilir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi güzel bir makama koyarız.”Bir hadiste büyük günahlar yedi olarak zikredilmiştir. Bunlar: Şirk, sihir, haksız yere adam öldürmek, yetim malı yemek, faiz yemek, harpten kaçmak, iffetli ve iman sahibi bir kadına zina iftirasında bulunmaktır. Başka hadislerde bu yedi günaha şunların da eklendiği görülür: Ana-babaya itaatsızlık, zina etmek, yalancı şahitlik yapmak, Mescid-i Haram’da günah işlemek ve yalan yere yemin etmek.Ebû Tâlib el-Mekkî’ye (ö.386/996) göre, büyük günahların sayısı onyedi olup, bunların altı grupta toplanması mümkündür:
1) Kalble ilgili olanlar: Şirk, günahta ısrar, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek, azabından emin olmak.
2) Dil ile ilgili olanlar: Zina iftirası, yalancı şahitlik, sihir ve yalan yere yemin etmek.
3) Yiyip-içme ile ilgili olanlar: Haksız yere yetim malını yemek, faiz yemek, içki içmek.
4) Cinsel organla ilgili olanlar: Zina, livata.
5)