Istırabına sabırla katlanırdı, çünkü nedenini baskalarında değil, kendinde arardı. Sevinçleri de yoldan çiçek toplar gibi koparır ve daha solmadan atardı, böylece her zevkin dibindeki acı tortuvu tatmazdı...
En çok korktuğu sey hayaldi. Bu ikiyüzlü yol arkadaş, bir bakıma dost, bir bakıma düşman; inanmadığın zaman dost, tatlı akışına kapılıp gittiğin zaman düşman.
Ruhunda rüyalara, muammalara, sırlara yer yok Deneyimin süzgecinden geçmeyen her şey onun için yanlış görme, bir göz boyanması ya da henüz kanıtlanmamış bir gerçekti.
Yeni girişimler hayırlı da olabilir, ama insanın rahatını kaçırır; hayatı altüst eder, kaygılar getirir. Öteye beriye koş,
satın al, sat, yaz, yaz, yani durmadan hareket... Hayatla bu
kadar oynamaya gelmez.
Ama yazı yazmak, boşuna kafamızı, ruhumuzu harcamak, hayallerimizi düsüncelerimizi satmak, tabiatınızı zorlamak, durup dinlenmeden hareket içinde olmak, hep bir amaç peşinde koşmak... Sonra da yazmak, yazmak, dönen bir tekerlek gibi. bir makine gibi yazmak! Yarın, öbür gün, daha öbür gün hep yazmak Tatil yok! Bayram yok! Ne zaman duracak, ne zaman dinlenecek bu adam? Vah zavallı!"