Böylesine kıymetli bir kitabı anlatmak oldukça zor ama kelimelerim yettiğince yazmak istiyorum.
En başlardan beri kitabın mutlu bir sonla biteceğini düşünerek okudum. Kafamda sürekli hadi artık kavuşun diye düşünceler geziyordu. Fakat zaman geçtikçe - kavuştuklarında- Ömer'e karşı bir nefret oluşmaya başladı içimde. Belki kendi yaşanmışlıklarımdan dolayı belki de öylesine saf öylesine güzel duyguları olan Macide'nin içten içe parçalanmasından dolayı.
Ömer başlarda o kadar güzel duygulu bir adamdı ki - gerçi hep öyle oldu- böylesine güzel bir adam her kadının hayatında olmalı dedim. Sonralarda iş bozuldu. Ömer'i ben dahil okurlar da tanıyamaz oldu bence. Seven insan kavuştuğu an böyle mi olur hep? İnsanoğlu hep böyle kıymetsizleştirir mi zamanla? Ne garip. Oysa en çok ben desteklerdim Ömer'i. Sonra zamanla bana kendi yaşamımdaki bir insanı hatırlattı. Kendi kafasındaki düşüncelerinde boğulan bir insanın, kimsenin yardımını istemeden kurtulmak istemesi akıl işi midir? Ömer onu bırakarak iyi mi yaptı mesela? Sabahattin Ali az da olsa bize Ömer'in böyle oluşunun sebebini açıklamaya çalıştı fakat Ömer'in söyleyemediği çok fazla şey vardı. Macide'nin de aynı şekilde.
Son kez görmeyi çok isteyen Ömer yine bir ara son kez Macide'ye göründü ve ardından kayboldu. Ömer Macide'ye aşık olsa da içini kaplayan o büsbütün olumsuzluklara, çırpınışlara yenik düştü. Macide de hislerini Ömer'e belli etmemeye çalışsa da kendi içinde çok mücadele verdi. Ve çoğu kimsenin şu an bile yapamayacağı tüm o 'sinir, trip' zırvalıklarını kendi içine gömdü. Kim bilir belki hiç gömmese, itekleyerek de olsa devam edebilirlerdi.
Bedri.. Sen normalleşmiş insanların arasından çıkan bir cevhersin aslında. Sen kitaptaki kelimeleri en özenli kullanan insansın benim için.
Macide artık bir diğer güzel ruhlu
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019209,3bin okunma
Cidden merakla aldığım bir kitaptı. Hatta başlarda çok da severek okuyordum. Sonra ne olduysa bir sıkıldım gibi oldu. Kitabı anlamadan bitirmek yerine yarım bırakmayı tercih ettim. Daha sonra tamamlarım diye düşünüyorum şimdilik.
Paylaşılan incelemeleri okuduğumda bir ben mi sıkıldım acaba diye düşündüm. Acaba hakkını veremedim mi kitabın? Aldım elime okumaya başladım. Ama kendimi tam anlamıyla veremediğimi fark ettim. Anlaşılan sıkmış beni biraz. Bitirdiğimde incelememi düzenlerim. Şimdilik böyle kalsın.
Bu kitabı lütfen hemen okuyup bitirmeye çalışmayın. Çünkü o kadar özel bir kitap ki her kelimesiyle, her cümlesiyle. Okurken ara ara, "duygularıma tercüman oluyorsun; yıllardır anlatamadığım şeyleri nasıl da güzel anlatmışsın dostoyevski" diye içimden geçiriyordum.
Başlarda karakterlere o kadar sinir oldum ki. Bu kadar kaba, aptal olunmaz dedim hep. Fakat o karakterler böylesine güzel cümlelerin temel sebebi aslında. İnsan yaşanmışlıklarla güzelleşir. Yaşanmışlıkların kötü olması daha da etkilidir.
Kitabı sindire sindire okudum. Her sayfasını 2-3 kere tekrarladım. Hatta altını çizmek için kalemi aldığımda kitabın başlı başına harika olduğunu ve her cümlenin altının çizilmesine kanaat getirdim. Bunun için altını bile çizemedim. Bir miktar zaman geçtikten sonra tekrar o cümlelerde nefes almak istiyorum. Belki aylar sonra çok daha farklı şeyler oluşacak içimde. Ne şanslıyım ki böyle bir kitabı keşfettim. Keşfetmeyenlerin de en kısa sürede keşfetmesi dileğiyle...
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Olympia Yayınları · 2017159,8bin okunma
***
Çok gariptir ki Rus olan bu yazarımızın kitabında ismini geçirdiği 'Grigoriy Petroviç' i duyduğumda nasıl ya cidden mi? Diyerek bi afallamıştım. Çünkü Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli kitabıyla tanıdığım Grigoriy Petrov da Rus yazardır. Hemen kısaca bir bakayım dedim. Grigoriy Petrov 1866 doğumlu yani kitap yazıldıktan yıllar sonra doğmuş. Aynı şekilde dostoyevski'nin ölüler evinden notlar adlı kitabında da Grigoriy Petroviç isimli kahraman yer alıyor. Bu beni çok şaşırttı nedense. Belki de çok basit bir nedeni vardır. Bilen varsa yorumlara bekliyorum arkadaşlar..
***
İncelemeyi düzeltip duruyorum. Kelimeleri doğru seçemediğimi düşünüyorum her neyse.
Bir delinin hatıra defteri-burun-fayton-paltodan oluşuyordu. Hepsi merak uyandırdı. Hatta burunun sonunda ee devamı da gelsin artık diye bi düşünmedim değil. Kesinlikle okumadıysanız hemen okumanız gereken bir kitaptır bence :)
Oldukça güzel bir kitaptı. Son sayfalara doğru 'artık bitsin' demek geldi içimden hep. Çok uzun tutamayacağım incelememi. Okumak isteyen varsa öneririm tabii ki.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202592bin okunma