"Conrad’ı da vurmak istemiş olduğum, bunun da aynı şey olduğu fikrinden medet umdum. Sonra kafamı çevirdim, ateş ettim. Noel gecesi çatapat patlatan korkak bir çocuk gibi galiba. İlk kurşun, yüzün sadece bir parçasını götürdü; bu nedenle, Sophie’nin ölürken hangi ifadeyi aldığını hiçbir zaman bilmeyeceğim. İkinci kurşunda her şey bitti. İlk başta, benden bu görevi yerine getirmemi isterken, Sophie’nin, sevgisini son bir kere kanıtlamak niyetinde olduğunu düşündüm. Fakat sonradan anladım ki, intikam almaktan, bana pişmanlık çektirmekten başka niyeti yokmuş."
s.94
"Ama gene de... öfke, tiksinti, alay, yumuşama, benim belli belirsiz pişmanlığım, onun yeni yeni hıncı, ne kadar karşıtlık varsa, hepsi, sonunda bizi iki âşık, iki dansçı gibi birbirimize bağlıyordu. Onca arzulanan o bağ, Sophie'yle benim aramda gerçekten vardı. Bu bağın hem bu kadar boğarcasına yakın, hem de bu kadar tutulamaz oluşu... Bunu hissetmek, Sophie'm için işkencelerin en korkuncu olmuştu zannederim.”
s.49
Mustafa Kemal'in Romanı - 3 bu seride de bir tıkandım kaldım. Senin Atatürk hakkındaki okumalarına dayanarak merak ettim kitap hakkındaki düşünceni, o yüzden hele bir bitir bakalım, görelim :) ben de ona göre okullar kapanınca bir okuma planı yapayım. Teşekkürler, iyi okumalar..