Berceste

Reklam
Puan vermedi·184 syf.·
2026 69. kitabı
Dört Anlaşma ’yla görünmez anlaşmaların ( #296953973 )farkına varmayı amaçlayan tolteklerin hikayesi Beşinci Anlaşma kitabıyla birlikte Don Miguel Ruiz henüz yolculuğun başında olduğunu daha derinlemesine bir öğretiyle yolculuğunu kitabında anlatıyor. Beşinci Anlaşma içindeki başlıklarla insanın aslında gördüğü dünyanın gerçek olmadığını, kendi zihniyle yarattığı bir hikaye içinde yaşadığını anlatıyor, öğretisiyle beşeriyeti anlamak adına hikayesini bir adım daha ileri taşıyor. Dört anlaşma insanın kendisini toparlamasını sağlarken, beşinci anlaşma onu daha derin bir farkındalığa çağırıyor. “Kuşkucu ol ama dinlemeyi bil” diyerek, insanın artık duyduğu her şeyi sorgulamasını ama aynı zamanda tamamen kapanmamasını öneriyor. Çünkü insan ya her şeye inanarak kayboluyor ya da hiçbir şeye inanmayarak kopuyor. Buradaki dengeyi kurmayı amaçlıyor. İnsanın duyduğu her sözü doğru kabul ettiğinde başkalarının dünyasında yaşamaya başladığını, Ama her şeye şüpheyle yaklaştığında da kendi içine kapandığını, Bu anlaşmalarla birlikte insanın ne körü körüne inanmasını ne de her şeyi reddetmesini istiyor. Dinlemeyi, anlamayı ve süzgeçten geçirmeyi anlatıyor. İşte bu süzgeçle kişinin kendi gerçeğine yaklaşmasını sağlamayı amaçlıyor Bu farkındalıkla birlikte insanın bakış açısıyla herkesin kendi rüyasında yaşadığını anlıyor. Özgürlüğün yeni bir hayat kurmaktan ziyade var olanın üzerindeki fazlalıkları bırakmakta olduğunu aktarıyor. Beşinci Anlaşma bu yüzden bir devam kitabından çok bir derinleşme çağrısı gibi duruyor. İnsan eğer gerçekten görmek isterse, ona sadece ne yapması gerektiğini değil, neye inanmaması gerektiğini de gösteriyor. Kendi zihnini sorgulamaya hazır olanlar için, sessiz ama güçlü bir kapı aralıyor. Kitapla kalın. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Beşinci AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 20101,332 okunma
Ölüler Evinden Anılar
Puan vermedi·376 syf.·
2026 67. kitabı
İnsan her şeye alışan bir yaratıktır ve sanırım bu onun en iyi niteliğidir.” (s.11) Bu kitabıyla Fyodor Dostoyevski sadece bir hikaye anlatmıyor, bir dünyanın kapısını usulca aralıyor. Bu satırları yazarken aslında yalnızca bir kurgu inşa etmiyor, bizzat kendi yaşadıklarını dönüştürerek, ruhunun kıyılarından çekip çıkararak anlatıyor. Kendisi de siyasi bir suçlamayla Sibirya’da kürek cezasına çarptırılmış, yıllarını bir cezaevinin demir parmaklıkları ardında geçirmiş bir isim olan Dosto, kitabını bu deneyimin sert toprağında filizlendiriyor. Fakat Dostoyevski bunu doğrudan “ben yaşadım” diyerek değil, Goryançikov isimli bir karakterin gölgesine sığınarak, onun karalanmış defterleri üzerinden aktarıyor. Anlatı bir roman gibi akıyor ama içinde gerçek acıların nabzı atıyor, her köşe başında birebir yaşanmışlıkların soğuk nefesini hissettiriyor . Kitabın içinde alışageldiğimiz türden klasik bir olay örgüsü yok, daha ziyade bir hapishane evreninin ağır kapıları gıcırdayarak açılıyor. Yazar Goryançikov’un gözlerinden içeri adım attırıyor ve orada yaşayan, nefes alan insanların hayatı parça parça okurunun önüne seriyor . Hastane koğuşlarının kokusu, zincirlerin şıkırtısı, ağır hastaların iniltileri, küçük diyalogların içine sinmiş keder ve amansız cezaların gölgesini birbirine karıştırıyor. Her sayfası koğuş kalabalığının içindeki dipsiz yalnızlığı simgeliyor gibi yazıyor. Hikayeler derinleştikçe suçlu kavramının, içeride ne kadar karmaşık ve farklı yüzlere sahip olduğunu belirginleşiyor. “Ölüler evi; hiçbir yerde olmayan bambaşka bir hayat ve bambaşka insanlar.” (s.22) Bu kapalı dünyada her mahpusun apayrı bir geçmişi ruhunda saklı duran apayrı bir kırılma anı olduğu sayfalar ilerledikçe fark ediliyor. Atmosferin etkisiyle birlikte küçük görünen olaylar büyüyor, sıradan
Bercesteden
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,7bin okunma
Carmen
Puan vermedi·92 syf.·
2026 66. kitabı
O özgür doğmuştur ve özgür ölecektir.” Prosper Mérimée insanın tutkuyla nasıl değiştiğini Carmen anlatıyor. Yazar kitabıyla bir aşk hikayesiyle beraber insanın içindeki karanlık tarafı ortaya çıkarıyor. Carmen’de bu hikayeyle okurunu bu dünyanın içine çekiyor. Kitapta olaylar Don Jose isimli karakterinin üstünden ilerliyor, disiplinli bir asker olarak yaşayan Don Jose, Carmen’le tanışınca hayatı değişmeye başlıyor. Carmen’in özgür ruhu ve kuralsız yaşantısı onu kendine çekiyor. Bu tanışma, sade bir karşılaşmadan sonra Don Jose’nin yaşantısı için bir dönüm noktasına dönüşüyor. Tutkuyla birlikte Don Jose zaman içinde değişiyor ve eski hayatından kopuyor. Carmen ise hiçbir şeye bağlanmıyor, özgürlüğünden vazgeçmiyor. Bu durum ikisi arasında sürekli bir çatışma yaratıyor.Aşk bazen insanı büyütmüyor, aksine yavaş yavaş tüketiyor. Tutku kontrol edilmediğinde insanı kendi değerlerinden uzaklaştırıyor. Carmen özgürlüğü temsil ederken, Don Jose bağlılığı ve sahiplenmeyi temsil ediyor. İki zıt karakter aynı yolda yürüyemiyor ve kaçınılmaz bir sona giderken şunu hissettiriyor, her tutku kurtuluşu değil bazıları insanı felakete sürüklüyor. Carmen bir aşk hikayesinden çok insanın zaaflarını anlatan aydınlatıcı bir hikaye olarak, kısalığı ve akıcılığıyla birlikte keyifli bir eşlikçi olacaktır.
Bercesteden
CarmenProsper Mérimée · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,715 okunma
Poemalar
Puan vermedi·280 syf.·
2026 65. kitabı
Aleksandr Puşkin 1820-1833 yılları arasında 13 poema yazıyor, bu türde başka taslaklar ve başlangıç dizeleri de bırakıyor. Ruslan ve Ludmila ‘ın ve yarım kalan Ejerski hariç bu baskısında 11 Poemadan oluşuyor. Poemalar Puşkin’in farklı dönemlerde kaleme aldığı şiirsel anlatılarının bir araya getirildiği bir derleme niteliğini taşıyor. Poemalar uzun şiirsel anlatılar epik şiirler ya da anlatı şiirleri anlamına geliyor. Kitabın girişinde de Puşkin’in poemalarının, şiirlerinin yanında çok önemli bir yer tuttuğu özellikle vurguluyor. Kitap sadece ayrı ayrı metinleri değil, aynı zamanda Puşkin’in sürgün yıllarını, romantik zamanlarını , tarihsel ve toplumsal meselelerle kurduğu bağı da bir araya getiriyor . Puşkin’in farklı yıllarda yazdığı şiirsel anlatıları çok yönlü bir edebi dünyanın içine çağırıyor. Metinlerinde kimi zaman aşk, özgürlük, yalnızlık, gurur ve kıskançlık öne çıkıyor, kimi zaman da savaş, sürgün, toplum, iktidar ve insanın kendi içindeki çatışmaları belirginleşiyor. Kafkasya’dan taşraya, saray çevresinden halk yaşamına uzanan geniş bir coğrafyada Puşkin’in hem güçlü bir şair hem de insan ruhunu iyi gözlemleyen bir anlatıcı olduğunu gösteriyor. Her poemayla birlikte başka bir kapı açıyor ama hepsi birleşince, şairin hayata, tarihe ve insana bakışını bütünlüklü biçimde hissettiren bir edebiyat yolculuğu oluyor. Puşkin’in şiir gücünü görmekle birlikte, zamanla değişen ruhunu bakışını ve anlatı dünyasını birlikte izlemek için de çok kıymetli bir kitap. Her metin başka bir duyguya, başka bir çatışmaya ve başka bir atmosfere açılırken, okur bir yandan şairin dilindeki lirizmi, bir yandan da anlattığı dünyanın sertliğini hissediyor. Şiirle hikaye arasındaki o özel çizgiyi seven ve klasik edebiyat içinde arayanlar için edebi bir yolculuk olacaktır. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
PoemalarAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 2012136 okunma
Reklam