Gizem Demircan

Gizem Demircan
@BirUmut1
“… ıstırap çekenler… düşünmeyi henüz unutmayanlardır. Düşünce, onlar için yalnız ıstırap kaynağıdır.” | Oğuz Atay ~~~~~~~~• “Biz insanlığın sevdalılarıydık.” | Jack London ~~~~~~~~•
Tezer Özlü’den dostum diye söz etmek büyük bir onur belki. Çünkü onun dostları ‘hep yazarlardı.’ Ve o ‘yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara’ dayanabilirdi.” (Sennur Sezer)
Sayfa 56·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“‘Kitap tanıtma yazısı’ diye bir yazma türü var hiç kuşkusuz. Ama bence bunun kadar kesin bir olgu daha var: Kimi kitapları yazmak, olanaksız. Onlar, öyle kitaplar ki, yalnızca okunmaya ve yaşanmaya açık. Buna karşılık yazıyla betimlenemezler, salt duyurulabilirler belki, başkaları da okusun diye, o kadar. Ama anlatılamazlar. Benimkisi de, ancak bir duyuru olabilecek; Tezer Özlü’nün Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı kitabı için çok, pek çok güzel şeyler yazmak geliyor içimden. Ama yazımda bu güzellik düşlerine yaklaşmayı ne denli başarırsam başarayım, gerçeği değiştirebilmem olanaksız: Bu kitap yaşanabilir ancak, çünkü yaşamın kendisi.” (Ahmet Cemal)
Sayfa 53·Kitabı okudu
Edebiyat
“O ödülü verenler kadar ben de anlamaz mıyım bir yapıtın yazınsal değerinden? (…) Bence, yapıtları değerlendiren, yapıtlardır.” (Füsun Akatlı)
Sayfa 48·Kitabı okudu
Edebiyat
“… dedektif romanının gerçek babalarından, kentlerin büyük yazarı Raymond Chandler için söylenmiş bir söz vardır: ‘He wrote like a slumming angel.’ Yaklaşık Türkçesi: ‘Serseri bir melek gibi yazdı.’ Yaşamın Ucuna Yolculuk’taki Tezer Özlü bana bu sözü hatırlattı.” (Fatih Özgüven)
Sayfa 47·Kitabı okudu
Edebiyat
Çocukluğun Soğuk Geceleri’nin bir ilginç yanı da bütün bu yazına kulak asmadan, insanın iç dünyasını vermesi. Belki de psikanalizden onca çektikten sonra, Tezer Özlü psikanalize hiç başvurmadan kahramanını hemen hemen eksiksiz tanıtıyor bize. Hemen hemen deyişim bir başka eksiklikten doğuyor. O da, kitapta geleneksel romanda mutlaka görmeye alıştığımız insanın köklerine, gerilerine, tarihe bakmayışı. Biraz da bu yüzden kendime hep sordum okurken: bu kitap bir roman mı? Bizler gibi klasik romanın tiryakisi kesilmişler için hiç de romanlık bir hali yoktur kitabın. Kısacıktır. Ama, kısacıklığı; şurayı biraz daha anlatsaydı ya, dedirtmesi bizim şartlandırılmamızdan ileri gelmiyor mu? Giderek, beğeni ya da güzellik anlayışımız, daha önce bize bellettirilen, koşullanmışlığımızın toplamından başka bir şey mi ki? Bu kısacık kitap elimize özene bezene alıp, bir saat geçmeden çalımına dayanamadığımız o kalın yapıntılardan daha sarıcı daha inandırıcı değil mi?” (Leyla Erbil)
Sayfa 36·Kitabı okudu
Edebiyat