Melike

Yan Etki / Kasım Ayı Hikaye Etkinliği
İyileşeli bir yılı geçti. Kimseye hasta olduğumu söylemedim. Seyahate çıkıyorum dedim, yalan değildi, zaten ben yalan söylemeyi pek sevmezdim. Ne zaman yalan söylesem o ne yapar eder gerçeklik dünyasında yerini bulur ve hayatıma dahil olurdu. Bu yüzden iyileşme sürecimi uzun bir seyahat olarak algıladım. İyileşince seyahat dileğim gerçekleşsin diye. İçime öyle yerleşsin istedim. İçimde bir şeylerim iyi gitmiyormuş, organlarım büyüyormuş falan filan. Doktor o kadar detaylı anlatsaydı hatırlardım ama sadece bu büyümeyi durdurmalıyız dedi. Bir süre sonra sağından soluna dönemezsin dedi. Sadece bir organ olsa iyi hepsinde kütle kütle büyüme var olacak iş değil dedi. Neden büyüdüğünü sormadım. Zira içim biraz daha büyüsün diye o kadar çok şey yapmıştım ki onlara bağladım. Anlayış için, tolerans için, sükunet için nefesim büyüsün ile başlayan döngüde nefesim genişledikçe organlarıma sirayet eden bu büyümenin iyi olacağını düşünmüştüm. Zira hayatımda yolunda gitmeyen ne varsa aşırı anlayışlıydım artık. Kısa süre içinde genişlemenin yanlış anlaşıldığını bana anlatmak isteyen organlarım başarıya ulaşmıştı. Doktor, aynı anda büyüyen organların ameliyatının riskli olacağını söyledi, beni ilaç tedavisine başlattı. İlaçların yan etkileri olabilir ama şu an ilk amaç bu büyümeyi durdurmak dediğinde yan etkilerin baş ağrısı, kusma, uykusuzluk, cilt kuruluğu daha bir sayfa dolusu sayılabilecek şey olduğunu düşünmüştüm. Bir yıl içinde sabah öğle akşam, sabah çişe kalkar kalkmaz, gece yatağa girmeden hatta uykumdan bile uyanıp yığınla hap yuttum. Ne saydığım yan etkileri yaşadım ne de bir benzerlerini. İlaçlarla toparlanan içimi, çeşitli egzersizler ve iyi beslenme takip etmeye başlayınca seyahatim bitti. Eve döndüm. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Doktorun yan etki dediği şeyin
Eylül Türk isimli okura yanıt verildi
Melike
baktığımız gördüğümüzdür;) içimin bu aralar hiç kötü sonlu şeyler yazası yok sevgili Eylül dediğin gibi galiba iyileştikçe yan etkiler genişliyor güzelce :) çokça sevgiler sana
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kasım Ayı Hikaye Etkinliği (5-30 Kasım 2020)
ÖYKÜ(LER) : ------------- 1. Melike - Yan Etki - #91562997 2. inaktif - Pera'da Bir İnfilak - #91592101 3. İsimsiz - Duman Hanım - #91676861 4. Tayfun - Benim ümidimi benden alma Allah'ım - #91817547 5. Osman Y. - Başlamak, Duman , Bilinmezlik - #34397521 6. Sevda Çelik - Sevgi Dumanı - #92756961 7. Seçil Yardım Örengül - HİÇ GİDER MİYİM? - #93129580 Evet, DUMAN’lı bir kasım geçireceğimiz belli oldu. 5-30 Kasım tarihleri arasında DUMAN temasını kullanarak yazacağınız öyküleri bu iletinin altında paylaşarak etkinliğe katılabilirsiniz. Site kuralları dışında bir sınırımız yok. İsmini vermek istemeyen arkadaşların hikayelerini ben paylaşabilirim. Başka bir sorusu olan mesajlardan ulaşabilir. Herkese şimdiden kolay gelsin. -------- İyi pazarlar, mutlu kasımlar (mümkünse). Kasım ayı hikaye etkinliği 5-30 Kasım arasında bu ileti altında yapılacak. Etkinliğin konusunu aşağıdaki linkten oylayabilirsiniz. (Daha önce etkinliğe katılanların bildiği) Ayrıntıları tema belli olduktan sonra iletiye eklerim. İyi seçimler herkese.
Etkinlik
Melike
#91562997 yan etki için buyursunlar :)
-Okulsuzlaştıramadıklarımızdanmısınız-
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2020 22:41
Bir ödev sebebi ile böyle bir kitabı okuyor olmak, durumu ironik hale getirse de eğitim gerçekten aptallaştırıyor olabilir mi? Mendel'in bezelyeleri diye başlamıştım Sofie’nin Dünyası’na. #86878659 Bezelyeler büyüdü büyüdü ve şu an hala bizleri derin tartışmalara atacak iki önemli ismi kucağımıza bıraktı: Sokrates ve Platon. Eğitim anlayışları çağlar boyunca devam etmekte, birinin kolundan tutan diğerinin bacağına yapışmakta vs. Kim bu adamlar? Sokrates, kendisi Platon’un da aynı zamanda hocası (bu kısım önemli ) soru sorarak bilgiye ulaşabileceğimizi söyler. Ne kadar eleştirel düşünme becerisi geliştirir ve soru sorarsak öğrenme o kadar kalıcı olur. Genellikle toplum içinde bile bolca soru soran bir adam olarak bilinen Sokrates’in sonu da işte bu soru sorma durumuyla ilgili. Platon, Sokrates’in öğrencisi. Aslında hocasının yolundan gitmesini beklemek kadar akla uygun bir durum yok gibi görünse de o yolun belli kısmından sonra ayrılır. Bunda Sokrates’in idamına şahit olması durumu ağırlıkta olabilir. Sokrates ne kadar soru sorun dese de Platon soru sorma ayrıcalığının toplumun belli kesimine verilmesi yönünde bir yön çizer. (hocasının yolundan gitmeyecek kadar sorgulamayı öğrenmesi de Sokrates’in başarısı değil mi?) ‘’eğitim toplum için midir, yoksa devlet için mi?’’ Sanattan öne başlayan bir tartışmadan bahsetmek doğru olur bu noktada. Sokrates’in idamından çok fazla etkilenmiş olan Platon yönetim kademesinin seçiminde çok hassas davranılması gerektiğini, eğitimi alacakların onlar olduğunu geri kalan halkın da yönetenler tarafından verilen bilgilerle yetinmesi gerektiğini söyler. Öyle ki yöneten kesim gerekli görürse yalanlara bile başvurabilir. Çünkü halka her şeyin söylenmesi anlamsızdır. Yani sorgulayıcı halden, aktarma ve aşılama
Aptallaştıran EğitimJohn Taylor Gatto · Pedagoji Yayınları · 2018422 okunma
Eylül Türk isimli okura yanıt verildi
Melike
Teşekkürler keyifli okumalar :)
-Okulsuzlaştıramadıklarımızdanmısınız-
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2020 22:41
Bir ödev sebebi ile böyle bir kitabı okuyor olmak, durumu ironik hale getirse de eğitim gerçekten aptallaştırıyor olabilir mi? Mendel'in bezelyeleri diye başlamıştım Sofie’nin Dünyası’na. #86878659 Bezelyeler büyüdü büyüdü ve şu an hala bizleri derin tartışmalara atacak iki önemli ismi kucağımıza bıraktı: Sokrates ve Platon. Eğitim anlayışları çağlar boyunca devam etmekte, birinin kolundan tutan diğerinin bacağına yapışmakta vs. Kim bu adamlar? Sokrates, kendisi Platon’un da aynı zamanda hocası (bu kısım önemli ) soru sorarak bilgiye ulaşabileceğimizi söyler. Ne kadar eleştirel düşünme becerisi geliştirir ve soru sorarsak öğrenme o kadar kalıcı olur. Genellikle toplum içinde bile bolca soru soran bir adam olarak bilinen Sokrates’in sonu da işte bu soru sorma durumuyla ilgili. Platon, Sokrates’in öğrencisi. Aslında hocasının yolundan gitmesini beklemek kadar akla uygun bir durum yok gibi görünse de o yolun belli kısmından sonra ayrılır. Bunda Sokrates’in idamına şahit olması durumu ağırlıkta olabilir. Sokrates ne kadar soru sorun dese de Platon soru sorma ayrıcalığının toplumun belli kesimine verilmesi yönünde bir yön çizer. (hocasının yolundan gitmeyecek kadar sorgulamayı öğrenmesi de Sokrates’in başarısı değil mi?) ‘’eğitim toplum için midir, yoksa devlet için mi?’’ Sanattan öne başlayan bir tartışmadan bahsetmek doğru olur bu noktada. Sokrates’in idamından çok fazla etkilenmiş olan Platon yönetim kademesinin seçiminde çok hassas davranılması gerektiğini, eğitimi alacakların onlar olduğunu geri kalan halkın da yönetenler tarafından verilen bilgilerle yetinmesi gerektiğini söyler. Öyle ki yöneten kesim gerekli görürse yalanlara bile başvurabilir. Çünkü halka her şeyin söylenmesi anlamsızdır. Yani sorgulayıcı halden, aktarma ve aşılama
Aptallaştıran EğitimJohn Taylor Gatto · Pedagoji Yayınları · 2018422 okunma
Gökhan isimli okura yanıt verildi
Melike
Teşekkürler :)
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2018 83. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2018 13:30
….bak şu hançerin üstüne. Üzerinde İtalyanca bir cümle: Entrero in un cuore! manası nedir biliyor musun? ‘’Bir kalbe gireceğim!’’ demek ve bu senin kalbin. (Sayfa 179) bu diyaloğa cevaben youtu.be/ZWwtLPtQLHw şunu bırakayım da 179' dan sonra nasıl bir kafayla okuduğum anlaşılsın :D artık ciddileşebilirim ;) --------------------------------------------------------------------- Vildan bipolardır. Mualla hislidir, mantıklıdır, haklıdır. Muharrir ikisini de kandırmıştır. Ne ret, ne kabul: Tereddüt Üç ana karakter, roman içinde roman, geniş anlamda metnin merkezini oluşturan diğer bir metin: Çıplakları Giydirmek, Pirandello. Karşımıza kendi gibi bir yazar karakteri çıkaran Peyami Safa, yazarın genel geçer yaşantısını, yazdıklarında kendi yaşamının etkisinin fazlaca görüldüğünü, bize ama bilhassa da Mualla’ya hissettirir. Yazar başlı başına bir tereddüt yumağı iken Mualla’nın da ondan altta kalır yanı yoktur. Tüm roman boyunca yer yer yok sayılsa da hiç bahsi açılmasa da bizler biliriz ki Mualla yoksa bile tereddütleri sayfalar arasındaki boşluklarda dolaşmaktadır. Safa’nın oldukça iyi bildiği, çevirilerini Fransızca’dan okuduğu bir İtalyan oyunu olan Çıplakları Giydirmek karakterleri, kendi yarattığı tereddütlü karakterlerine güzel bir gömlek olmuştur. İki kitap arasında köprü olan en önemli karakter de kesinlikle Vildan’dır. Vildan kitabı okumuş, yazarın o metinden almak istediklerinin bilincinde olan bir kadındır. Tüm roman boyunca bu kitaptan alıntılar yapar ve sorular sorar. Bir tereddüdün romanı bir bağlamda Vildan’ın anlattıklarıyla Çıplakları Giydirmek adlı oyunu iyi anlayabilmek üzere yazılmıştır. Nereden geldiği nereye gittiği belli olmayan, istediği şeyin ne olduğunu kendi bile kestiremeyen bu kadın, yazarın sevgilisi mi, bir yabancı mı, sıradan ya
Edebiyat
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20209,1bin okunma
Ays isimli okura yanıt verildi
Melike
teşekkür ederim, çok iyi kitap çok :)