İyileşeli bir yılı geçti. Kimseye hasta olduğumu söylemedim. Seyahate çıkıyorum dedim, yalan değildi, zaten ben yalan söylemeyi pek sevmezdim. Ne zaman yalan söylesem o ne yapar eder gerçeklik dünyasında yerini bulur ve hayatıma dahil olurdu. Bu yüzden iyileşme sürecimi uzun bir seyahat olarak algıladım. İyileşince seyahat dileğim gerçekleşsin diye. İçime öyle yerleşsin istedim.
İçimde bir şeylerim iyi gitmiyormuş, organlarım büyüyormuş falan filan. Doktor o kadar detaylı anlatsaydı hatırlardım ama sadece bu büyümeyi durdurmalıyız dedi. Bir süre sonra sağından soluna dönemezsin dedi. Sadece bir organ olsa iyi hepsinde kütle kütle büyüme var olacak iş değil dedi. Neden büyüdüğünü sormadım. Zira içim biraz daha büyüsün diye o kadar çok şey yapmıştım ki onlara bağladım.
Anlayış için, tolerans için, sükunet için nefesim büyüsün ile başlayan döngüde nefesim genişledikçe organlarıma sirayet eden bu büyümenin iyi olacağını düşünmüştüm. Zira hayatımda yolunda gitmeyen ne varsa aşırı anlayışlıydım artık. Kısa süre içinde genişlemenin yanlış anlaşıldığını bana anlatmak isteyen organlarım başarıya ulaşmıştı.
Doktor, aynı anda büyüyen organların ameliyatının riskli olacağını söyledi, beni ilaç tedavisine başlattı. İlaçların yan etkileri olabilir ama şu an ilk amaç bu büyümeyi durdurmak dediğinde yan etkilerin baş ağrısı, kusma, uykusuzluk, cilt kuruluğu daha bir sayfa dolusu sayılabilecek şey olduğunu düşünmüştüm. Bir yıl içinde sabah öğle akşam, sabah çişe kalkar kalkmaz, gece yatağa girmeden hatta uykumdan bile uyanıp yığınla hap yuttum. Ne saydığım yan etkileri yaşadım ne de bir benzerlerini.
İlaçlarla toparlanan içimi, çeşitli egzersizler ve iyi beslenme takip etmeye başlayınca seyahatim bitti. Eve döndüm. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Doktorun yan etki dediği şeyin