ᝰKemankeş

10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2024 22:58
Öncelikle kitapla aşk yaşadığımı söylemeden edemeyeceğim. Sevgili Ahmet Rasim’in Eşkal-i Zaman’ından sonra hangi kitabını okursam okuyayım pişman olmayacağımı anlamıştım ama bu kadar hayran olacağımı tahmin etmiyordum. Keşke Gecelerim 64 sayfadan fazla olsaydı. Yüzümde hafif tebessüm, dolu gözlerimle okumaya devam ederdim ama bu kitabın da tadı sanırım Ahmet Rasim’in değişiyle küçük olmasındaydı. Ahmet Rasim’le bazı sayfalarda aynı duyguları paylaşmak beni oldukça hüzünlerdirdi birazcık ağlamış olabilirim. Tek okuyuşta bitirebilecek kadar akıcı ve anı olmasına karşın oldukça lirik bir kitaptı okuduğum cümleler aklıma geldikçe içimdeki bu kitaba olan sevgim daha da körükleniyor. Geceleri sevmemiz, aşırı düşünmekten bitap düşmemiz, dünyadan bunalıp ağlayacak bir yer aramamız, ailemize olan sevgimiz ve daha nicesi… Ahmet Rasim Gecelerim isimli anılarında kendi anılarımızdan da birer parça bulmak kaçınılmaz. Ama söylemeden edemeyeceğim içinden bir ses keşke daha uzun olsaydı diye dürtüp duruyor.
Alıntı
GecelerimAhmet Rasim · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023713 okunma
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 43. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2024 19:26
Ahmet Rasim’in Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlanan makalelerinden derlenen Eşkal-i Zaman: kimi zaman beni Meşrutiyet Dönemi’ne kimi zaman 1. Dünya Harbi’ne götürdü. Yaptığı mizahla karışık hicivler - vapur izdihamlarına nefretini oldukça net anladım- oldukça hoştu. Ancak itiraf etmem gerekiyor okunması gerçekten kolay bir kitap değildi. Çok sıkıcı değildi, zamanında Osmanlı Türkçesinden çevirilmiş bunaltıcı betimlemeler okuduğum için söylüyorum Ahmet Rasim’in betimlemeleri beni çok boğmadı ama su gibi akıp gitmedi de. Boş bir zamanınızda veya kolay okunan, akıcı kitaplarla beraber okumanızı tavsiye ederim. Bir oturuşta biten bir kitap değil çünkü Eşkal-i Zaman. En azından benim için öyleydi.
Edebiyat
Eşkal-i ZamanAhmet Rasim · İstek Yayınları · 201988 okunma
“İki yüz elli kuruşa bir asır”
10/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 15:42
Küçük Şeyler Uzun zamandır okumak istediğim ve edebiyat çalışırken sürekli karşıma çıkan; sınav sürecini bir atlatayım kesin okuyacağım, dediğim bir kitaptı. Ve kabul edeyim daha erken okumadığıma oldukça pişman oldum. Bayağıdır dili ağır kitaplar okuduğumdan mı bilmiyorum ama Samipaşazade’nin kalemi bana oldukça akıcı ve sade geldi her hikayeyi okumaktan çok keyif aldım. Yazarın hikayeye serpiştirdiği benim favorim olan Ahmet Rasim’in alıntısı -Üstelik şuan onun kitabını da okumamın denk gelişi- oldukça hoşuma gitti. Garip bir şekilde Samipaşazade Sezai’nin bazı hikayelerinde Stefan Zweig tadı aldım -Çok spoilere girmek istemiyorum-. Küçük hikayeler olmasına rağmen bazı hikayeler benim için oldukça etkileyiciydi özellikle son hikaye olan “Pandomima” beni oldukça sarstı. Kısa ve öz okuduğuma asla pişman olmayacağım bir kitaptı. Samipaşazade peşini bırakmam artık senin.
1000k
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
“Yalvarırım beni rahatsız etmeyin, gülümsüyorum.”
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2024 40. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 16:50
Sevgili @LadyOfEmpathy Deniz Kurdu oku spamlarıyla - tehdit edildim bnce- başladığım kitabın incelemesini yazmasam olmazdı diye düşünerek sürekli yazıp sildiğim incelemelerimin üçünsüne -aslında tonlarca var ama siz üçüncü olarak bilin- hoş geldiniz. Jack London dünyasına Deniz Kurdu ile girmiş bulunmaktayım. -Sonunda, alkış ve konfeti- Öncelikle şunu söylemek istiyorum 476 sayfa olmasına rağmen iki günde hatta abartarak bir gün boyunca bitirilebileceğim bir akıcılığı vardı kitabın ancak benim çok ters günlerime denk geldiler ona rağmen 400 sayfasını bir günde okudum. Kitabın akıcılığı hariç gözüme çarpan şeylerden biraz bahsetmek istiyorum: Jack London’ın kitaplarını okumasamda görüşleri ve felsefesi hakkında biraz bilgim var Deniz Kurdun’daki karekterde Jack London esintisi hissettim. Sanki kendinden bir parçayı alıp kitaptaki karektere -belki de karekterlere- serpiştirmiş gibiydi. Wolf Larsen ve Humphrey Van Weyden arasındaki zıtlık o kadar hoşuma gitti ki bir dört yüz sayfa daha aralarındaki zıtlığı okumak isterdim. Söylemeden geçemeyeceğim Bay Weyden’ın ne yaşarsa yaşasın ne kadar değişirse değişsin doğrularından ödün vermemesi oldukça ilgimi çekti ancak kurtarıcı kompleksi beni biraz rahatsız etti. Kitabın sonralarına doğru Wolf Larsen hakkında daha fazla ince ayrıntı isterdim şahsen bu biraz hayal kırıklığına uğrattı ve en önemlisi kitabın son sayfalarından önce sürekli şunu düşünüyordum Bay Weyden’ın amacı ne? Çünkü bana göre Maud kitaba girmeden önce hatta girdikten belli bir süre de oldukça amaçsızdı veya bu kurban psikolojisiydi; korku içinde tüm her şeyi kabullenmişti. Bunun üzerine biraz daha düşünmem gerekiyor diye düşünüyorum. Sanırım ben bu kitapta Bay Weydencıların tarafındayım, karekterini sabaha kadar övebilirim ve asla bıkmam oldukça hoş
Edebiyat
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
Söyleyecek Bir Şey Kaldı Mı Ki?
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2024 19:02
Gerçekten “Söyleyecek Bir Şey Kaldı Mı Ki?” Yan Lianke’nin okuduğum ilk kitabı olan Güneşin Öldüğü Gün Yan Lianke dünyasına adımlamamdaki en güzel seçimlerden biri olabilir. Kitap hakkında tonlarca şey yazabilir ancak yazdıklarım yetersiz kalır gibi hissediyorum. Kitabı okuduğum gibi inceleme yazmaya oturdum ve hala o son sayfaların etkisi altındayım. Kitabın konusunun eşsizliği, alegorik mesajlar, sosyal eleştiri ve yazarın kalemi o kadar güzeldi ki kitabı resmen bitmesin diye yavaş okumak istedim ancak yazarın cümleleri ve kitabın konusu sizi öyle bir alıp götürüyorki elli sayfa mı okumuşsunuz yoksa yüz sayfa mı okumuşsunuz farkına varamıyorsunuz. Ayrıca yazarın kitaba kendini yan karekter olarak yazması, kendi yazdıklarını eleştirmesi o kadar hoşuma gitti ki sanırım Yan Lianke tek bir kitabıyla favori yazarlarım arasında olmaya yer kazandı. Kitabın başından beri distopik olduğunu melankolik ve karanlık olacağını biliyordum ama yine de bu kadar etkisi altında kalacağımı tahmin etmiyordum özellikle kitabın sonlarına doğru “Artık güneş doğsun lütfen.” Nidalarımın aniden “Hayır böyle doğmasın!” Dinalarıma dönüştüğü sayfaları uzun bir süre atlatamayacak gibiyim, ağladım;ağlattı. Sonsöz: “Söyleyecek Bir Şey Kaldı Mı Ki?”
1000k
Güneşin Öldüğü GünYan Lianke · İthaki Yayınları · 2022265 okunma