Cennetin Doğusu iyilik ve kötülük arasında insanın salınımını merkeze alan bir roman. Kabil ve Habil hikâyesinden hareketle bu konuyu tartışmaya açmış.
Kabil reddedilen miydi, iyi ve kötü arasında seçim hakkı var mıydı yoksa sadece hırsına ve öfkesine mi yenilmişti? Saf kötü müydü. Yoksa kötülüğü yenmesi için ona bir fırsat verilmiş miydi? Reddedilmek bir sevgisizlik devamında da suçu meydana getiriyor elbette. Bütün bunlar kötülüğü normalleştirip haklılık payı oluşturuyor muydu?
Seçim hakkımız bir şeyleri değiştirmeye yetmez mi?
Sorular roman boyunca bizi takip ediyor. Bunun yanında hayatı yaşayan da Kabil oldu, onun çocukları oldu. Habil ise sadece anlatılarda kaldı. Adam'ın çocuklarına isim verirken bu konuyu ortaya atıyor Samuel Hamilton. Sonlara doğru Lee' nin yorumuyla aslında tercihin insana bırakıldığı iyiyi ve kötüyü tercih etmenin elimizde olduğu vurgulanıyor. Roman boyunca karakterler üzerinden bu konuyu derinlemesine düşünebiliyorsunuz. İyilik ve kötülük, tercihlerimiz, beklentilerimiz, kıskançlıklarımız ve hüsranlarımız...
" Tembellikten, zayıflıktan ötürü kendini tanrıların kucağına atıp, elimden bir şey gelmezdi, yol önceden çizilmişti, demek kolay. Oysa tercihin ihtişamınızı düşünsenize! İnsanı insan yapan şey bu. Çünkü hükmedebilirsin." ( syf. 335)
Bunun yanında saf kötülüğü de gösteriyor bize John Steinbeck Caty daha çocukluğunda iftira ile birinin ölümüne sebep oluyor. Anne babasını evleriyle beraber yakıyor. Çocuklarını bırakıyor ve Adam'ı yani kocasını vurup kaçıyor. İsmi değişiyor Kate oluyor, yakın bir arkadaş gibi görünerek Faye'yi zehirleyip işlettiği evin başına kendisi geçiyor. İnsanı iyiliğe yaklaştıran belki biraz da kötülük diyebiliriz. İyinin hemen yakınımızda olduğunu biliriz tercih etmesek varlığını kabul ederiz. yaptığımız bircok hata
Türk edebiyatının yaşayan en iyi yazarlarından biri olan İhsan Oktay Anar’ın kitaplarını hangi sırayla okumalıyız? 🤓
Bu aralar vaktimin büyük kısmını İhsan Oktay Anar kitaplarını okumaya ayırıyorum. Kendisinin kitaplarında keşfedeceğiniz o kadar güzel detaylar var ki, bu yüzden size fotoğrafta gördüğünüz sırayla kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum.
Puslu Kıtalar Atlası zaten Türk edebiyatının zirve kitaplarından biri. Bu yüzden eşi benzeri olmayan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitab-ül Hiyel kitabı da yine kendi hakikatini keşfetmenin peşine düşen insanların yaptığı makineleri ve hakikatin nerede aranması gerektiğini anlatan bir kitaptı.
Sonrasında da Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri’yle kurmaca içinde kurmaca şeklinde giden matruşka gibi hikayelerle gerçeklik algınızı yitirebilirsiniz. Elbette 4. kitap olarak da Amat kitabını tavsiye ediyorum. Benim de henüz okuduğum bu kitap tamamen bir gemi içinde geçiyor ve bu izole mekanın içinde sıkışmış karakterlerin hayatından bir kesit görüyoruz.
Bence bu gönderiyi gören herkes İhsan Oktay Anar okumalı. Hatta aşağıda linkini paylaştığım “Kitaplarla Yaşıyorum” adlı ücretsiz Instagram kanalıma katılırsanız sizin için İhsan Oktay Anar kitaplarındaki çok önemli bir alt metni açıkladım! Bu kanala da mutlaka bekliyorum sizi. 🥳
instagram.com/channel/AbbYNo9...