Ftm

Kuşkusuz biliyorum, baskı altındaki çaresiz insan, yanan ağaç kütüğüne benzer, zararı önce kendine verir.
Sayfa 17 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016·Kitabı okudu
Reklam
Sen mutlaka baharda doğmuş olmalısın, toprak uyanırken.
Sayfa 823 - YKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Alacakaranlıktaki Ülke
I. Göğün karanlık denizlerinde yelkenlerini şişiriyor ay Ülkeme bakıyorum uzayıp giden bir gecede Suskun ve boynu bükük yalnızlığında bir sokağın. Elimde henüz açmamış bir gül var Ve boşanmayı bekleyen bir konuşma isteği dilimde Perdeleri çekilmiş, kapıları sürgülenmiş evlerde Yaşayıp giderken halkım. Rüzgara bırakılmış bir mumun alevi gibi Titriyor bakışlarımda bütün görüntüler Tabak, çatal sesleri geliyor çok derinlerden Fısıltılı konuşmalar, ürkek gülüşmeler… Çocuklar, ilk silah sesinde yaşlanacakmışcasına Sıkıca tutuyorlar oyuncaklarını Ve bir namluya dönüşeceklerinden kuşkulanarak çiçekler Kırmak istiyorlar saksılarını Yitirecekleri ne kaldı şimdi onların? Doğan ve batan günlerle de var mıdır artık bir alıp verecekleri? Birbirlerinin yüzlerine bakıyorlar evlerinde Güçlükle yorumlamaya çalışırcasına bir şeyleri Öteki dünyalara ve düşlere dair kimi duygular Usul usul yer değiştiriyor Acımasız ve dünyasal olan birtakım kederlerle. Her sabah evlerde yaşlı kadınlar uyanıyor Yüzlerini yine dönüyor kıbleye, yine kalkıyor Sabahın alacakaranlığında gökyüzüne elleri Dilleri yine Tanrı’ya bir şeyler yakarıyor
Bilgi Yayınevi - 1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü
Şiir
İnşirah
“...Ayrılık kelimesi canımı acıtıyor. Hakikat de canımı acıtıyor,var olmak da. Canım çok acıyor. Can,içinde bir yerlerde derin bir yarayla yaratıldı çünkü. Kim dokunursa acıması da bu yüzden..”
Sayfa 155 - Profil·Kitabı okudu
Edebiyat
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız. Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun. Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez. Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor. Bütün kara parçalarında. Afrika dahil.
Reklam