Her ulus, yönetim mekanizmasının bașına ya akıllı ve güçlü ya da önemsiz ve sönük adamları geçirir. Bunlardan birinin iș bașına gecmesi halkın manevi seviyesine ve durumuna bağlıdır. Halkın iyi bir birikimi var mı, yok mu, veya birikim yapıyor mu? Halkın aklı, halkın iradesi, halkın vicdanı gelișiyor mu veya çürüyor, zehirleniyor mu, așağılık bir hayat içinde mahfolup gidiyor mu? Burada her birimizin hayat karakteri ve çalıșma tarzımız inceleniyor.
Biz kendi ülkemizde ne yapıyoruz?
Ulusumuzun geleceğinde nasıl bir rol oynuyoruz?
Bir devletin güçlü veya zayıf olușu, bir ulusun ilerleyiși veya gerileyiși, yalnıza yöneticilerin ehliyet ve iktidarından veya onların yetersizliğinden ileri gelmez. Yöneticiler, ister iyi veya kötü, ister kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi toplumlarının birer aynasıdır. Onlar halkın içinden doğmuștur. İște bundan dolayıdır ki, eskiden beri 'her ulus layık olduğu yönetime ve yöneticilere sahip olur' denilmiștir.