Ümit dediğimiz şey kabaca, insanın hayattan kıyak beklentisi içinde olmasının adıdır. İşte inanmak, aslında hep bu kıyağa layık bir insan olduğumuza inanmaktan ibarettir.
Otobiyografik içerikte bir kitap olmakla birlikte salt bir hayat hikayesi değil de Doğu tarihine özellikle Ortadoğu tarihine büyük bir ilgi duyan ve bu konuda kendini hayli geliştiren bir yazarın hikayesine tanık olacaksınız. Bernard Lewis bir üniversite odasında, hakkında yazdığı toplumlardan ve olaylardan uzak, bir tarihçi değil de bizzat bu tür sahalarda bulunan, doğuda pek çok ülkede bulunmuş, liderlerle tanışmış, akademik ve kültürel alanda orada yaşayan insanların aklında yer etmiş bir tarihçidir. Günümüzde tarih alanında büyük mevkilerde olmasına rağmen toplumlarla ilgisi teorik ezber bilgilerden ibaret olan akademisyenleri düşününce hayli imrenilecek bir tarihçi Lewis. Ayrıca dünya siyasetinde yer edinen önemli olaylarla ve kişilerle ilgili pek çok anekdot, bu olaylarla ilgili yazarın kendi fikirleri de yer almaktadır. Olay anlatımından ziyade yorum ön planda. Umarım hoşunuza gider. Keyifli okumalar:)
Budala mıyım kötü bir insan mıyım, bilmiyorum; bildiğim bir şey var: Ben belki de ondan daha çok acınacak bir haldeyim. Şu anlamsız dünya ruhumu bozmuş; kafam tedirgin, yüreğim doymak bilmiyor; hiçbir şeyle yetinmiyorum; zevke nasıl alıştıysam acıya da öyle alışıyorum, hayatım gittikçe boşalıyor...