Yollar çok dar sevinç kasırgalarına. İnsanlar kusuluyor donanmış eğlencelerden.
Düşünüyorum.
Düşünceler başımdan aşkın
kan tümsekleri gibi, sayrılı ve pıhtılaşmış.
Ben, bütün eğlencelerin tansık ustası,
yok biri eğlenceye gidecek benimle.
Daha iyi olurdu sokağa atılmam
ve parçalamak kafamı taş Nevskiy'e karşı!
Sövüp saydım.
Bağırdım var olmadığını tanrının, ama soktu elini tutuşan Cehennem'e tanrı
ve bir kadın çıkardı
dağ gözünde kımıldadı
ve buyurdu bana:
sev o kadını!
Çağımızda cemaat arayışı içinde olanlar, Tantalos'un yazgısını paylaşmaya mahkûmdurlar; onlar amaçlarına ulaşmaya çalıştıkça amaçları onlardan kaçacaktır ve amaçlarının kaçıp kurtulmasının sebebi de onların, amaçlarına ulaşma çabasını büyük bir heves ve gayretle sürdürmeleridir. Hayallerindeki cemaati bu kadar çekici kılan sükûnet ve soluklanma umudu, ortak yuvayı bulduklarını açıkladıkları veya ortak yuvanın bulunduğu onlara söylendiği zaman alt üst olacaktır. Tantalos'un ıstıraplarına Sisifos'unkiler de katılacak ve sonunda daha kahredici bir hale gelecektir. "Gerçekte var olan cemaatler" hayallerindekilere benzemeyecektir; daha ziyade tersi olacaktır: Korkularını ve güvensizliklerini, bastırmak veya unutturmak yerine artıracaktır. Kendi aralarındaki dönekleri gözleyip, peşlerine düşmek ve yabancıları kapılardan uzak tutmak için günde yirmi dört saat tetikte olup, her gün sabahtan akşama kadar kılıçlarını bilemeleri gerekecektir. Ve son bir ironik dokunuş eklemek gerekirse şöyle söylenebilir: Bir cemaatin içinde olmak, bir cemaat olmak duygusunun buharlaşıp gitmemesi, ancak böyle kavgacı bir tutumla ve yalancı çobanlık yaparak sağlanabilir. Yuva sıcaklığı, gece gündüz cephe hattında aranmalıdır.
Bu, Cennetin Doğusu'na saplanan kılıcın hâlâ orada uğursuz uğursuz dönüp durmasına benzer. Günlük ekmeğinizi alnınızın teriyle kazanabilirsiniz, fakat alnınız ne kadar terlerse terlesin, komünal masumiyete, önceki aynılığa ve sükûnete giden kapı açılmayacaktır.
Bu kapıyı çalmaya ve açılacağını ummaya son verecekmişiz gibi görünmüyor. Biz şu an olduğumuz gibi olmaya devam ettiğimiz sürece ve yaşadığımız dünya da şu an olduğu gibi olmaya devam ettiği sürece bu kapıyı zorlamayı sürdüreceğiz.
“Yenik düşmüş, umutsuz, yardım isteyecek yeri olmadığını düşünen kim varsa benden cesaret alabilir. Ucu bozuk bir kalemim, bir hokkalık mürekkebim ve kağıdım vardı bütün silahlarım bunlardı.”
Bir kadın, Singer'a et yemeyi bıraktığından beri sağlığının iyiye gittiğini söylediğinde Singer şöyle cevap vermişti: "Ben tavukların sağlığı için yapıyorum."