Kubilay Atmaca

Kubilay Atmaca
@Hindbrain
Sırt Çantalı Ex nihilo nihil fit, et in nihilum nihil potest reverti.
Pürüzsüz heykellerinin önünde onlara dokunmak ve hatta yalamayı arzulamak için "dokunsal bir mecburiyet" vardır. Sanatı, uzaklığı gerektiren negatiflikten noksandır. Sadece pürüzsüzlüğün pozitifliği dokunsal mecburiyeti tetiklemektedir. İzleyiciyi mesafenin eksikliğine, dokunmaya davet etmektedir. Fakat estetik bir yargı düşünsel bir uzaklığı gerektirir. Pürüzsüzün sanatı bunu iptal eder. Pürüzsüz anlamın, fikir inceliğinin bağlanamadığı şey sadece memnun edici duygu verir. Bir "Wow" ile biter.
Sayfa 5
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Jeff Koons, eserlerini inceleyenlerin sadece basit bir "Wow" dile getireceklerini söyler. Onun sanatının karşısında açıkça yargıya, yoruma, hermenötiğe, refleksiyona, düşünceye gerek yoktur. Bilinçli olarak sanatı çocuğumsu, banal, yanlışa mahal vermeden rahat, yatıştırıcı ve hafifleticidir. Her türlü derinlikten, sığlıktan ve ince fikirlilikten boşaltılmıştır. Mottosu "izleyiciye Sarıl"dır. İzleyiciyi hiçbir şey şaşırtmamalı, yaralamamalı veya korkutmamalıdır. Jeff Koons; sanat "güzellik", "haz" ve "iletişim den başka bir şey değildir demektedir.
Sayfa 4
Felsefe
Muhtemelen en bilinen çağdaş sanatçılardan birisi olan Jeff Koons pürüzsüz yüzeylerin ustasıdır. Andy Warhol da aslında güzel, pürüzsüz yüzeylerle meşhurdur fakat sanatı hâlâ ölümün ve felaketin negatifliğini içine işlemiş bir şekilde taşımaktadır. Yüzeyleri tamamıyla pürüzsüz değildir. Örneğin Warhol'un "Death and Disaster" (ölüm ve Felaket) serisi hâlâ negatiflikten beslenmektedir. Aksine Jeff Koons'ta felaketten, yaradan, kırıktan, çatlaktan ve hatta kırışıklıktan eser yoktur. Her şey yumuşakça, pürüzsüz geçişlerle akıyordur. Her şey yuvarlatılmış, parlatılmış ve pürüzsüzleştirilmiştir. Jeff Koons'un sanatı pürüzsüz yüzeylere ve onun dolayımsız etkilerine yöneliktir. İma edecek, deşifre edilecek veya düşünülecek hiçbir şey yoktur. Like'ın (beğenin) sanatıdır.
Sayfa 4
Felsefe
taş
İlk benim yüzüme rastladınız, en eskisiyim buranın. Karnıyım dünyanın. Yeryüzünün ağrısı bendedir. Kum ve kayaç benim. Issızlık bilgisiyim ben, sessizlik bilgisi. Durmanın ve kalmanın büyük planıyım. Her şeyi gördüm, her şeyi. Suyun gidişini, ağacın çiçeklenişini. Tekrar tekrar gördüm ben daha da görürüm. Büyük Zaman, benim. Denizler dalgalar dövdü beni, sert rüzgârlar yurt bildi zirvelerimi. Kırıldım, söküldüm, ufalandım; döndüm bitiştim tekrar kendime açsan, kırsan, baksan; bütün yeryüzü, her zerremde. Taş taşıdım, içim kendimden yorgun benim, dilim çok uzun bir yankı. En eskisiyim ben buranın.
Sayfa 37
Şiir
Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim. Karşımda yalnızca, bir sıkıntı duvarıyla kuşatılmış, taş kesilmiş bir şimdi var. Irmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna göre, asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların tek nedeni de bu. Nice limanlara yanaşacak gemiler var elbette, ama hiçbiri hayatın ıstırap vermez olduğu limana varmayacak, her şeyi unutabileceğimiz bir rıhtım da yok. Üstünden çok zaman geçti bunların, ama benim hüznüm hepsinden eski.
Sayfa 17
Edebiyat