İzinsiz Avlanmak Yasaktır
21 Ekim 1978: Dün hiçbir şey yapmadım. Ben öldükten yüz yıl sonra terk edilmiş boş bir arazide kurulacak
olan bir tiyatroda, büyük büyük dedeleri henüz doğmsyan aktörler tarafından icra edilmek için yazılan bir oyun
gibiydi dün. Şayet bir günlük tutuyor olsaydım, dünkü
bölüme şöyle şeyler yazardım:
Sevgili günlük, bugün avlanılmaz tabelası astım çünkü yarın av mevsiminin ilk günü ve ben Louisiana ruhsat
plakasıyla gelip arka bahçemde bir geyik vuran avcıları istemiyorum.
Bir de bir partiye katıldım. Boktan bir ruh hali içindeydim ve tamamen saf ve masum olan insanlara karşı
aynı sıkıcılıkta beş cümleyi tekrarlayıp durdum. Bu benim, üç saat daha insanların etrafında dolanmamı sağladı
ve cümlelerin arasında oldukça uzun duraklamalar vardı.
Birinci cümle, devletin birliği konusunda edilmiş anlamsız bir laftı. Kaliforniya'nın belirsiz hava durumunun
yerine Montana'nın geleneksel iklimini koyarak enflasyon
hakkında bir metafor yaptım.
Söylediğim şey kesinlikle herhangi bir anlama gelmiyordu ve bitirdiğimde kimse bana ayrıntıları sormadı.
Birkaç kişi biraz daha şaraba ihtiyacı olduğunu söyledi ve
birbirlerinden özür dileyerek şarap almaya gittiler. Bardaklarında hala şarap olduğunu görebiliyordum.
Onlara arka bahçemde, mutfak penceresinin tam orada bir geyik gördüğümü de söyledim. Ama daha fazla ayrıntı vermedim. Geyik hakkındaki konuşmamı sabırsızca beklerlerken orada öylece durup onlara baktım. Bu
kadardı.
Biraz yaşlıca bir kadın bana tuvalete gitmesi gerektiğini söyledi. Parti boyunca onun yanındaydım ve birden
umutsuzca en yakınında bulunan kişiyle konuşmaya başladı.
Geyik hikayemi anlattığım bir adam "Bu bana dün
bahsettiğin geyikle aynı geyik mi?" diye sordu. Biraz şaşırarak "evet" dedim. Şaşkınlık, yavaşça sakin bir şaşkınlığa
Eve gitmek için bir kaygı duymuyorum çünkü yalnızım. Döndüğümde yalnız ve kimsesiz uyuyacağım bir köprü altı gibi beni bekleyen boş bir yatak bulacağım.
Suskunluk kabiliyeti, bazı şeyleri kesebilirken bazı şeyleri kesemeyen bir bıçak gibi belirsiz bir keskinlikle birleşiyor. Bir şeftaliyi kesebilir ama bir elmayı kesemez.