"Çevrelerinin değişmezliği içinde yabancı kıyılar, yabancı yüzler, hayatın muazzam değişkenliği bir gizem duygusu vermekten ziyade hafiften mağrur bir cehalet
perdesi ardından geçer gider; zira bir denizci için denizden başka gizemli hiçbir şey yoktur ki o da varlığının sahibesi ve en az Alınyazısı kadar esrarengizdir."
"Sular çekilirken bilinmeyen dünyanın gizemine doğru yüzerek uzaklaşmamış
bir yücelik var mıdır! . . İnsanoğlunun düşleri, ulusların
tohumu, imparatorlukların nüveleri."
"İngilizler bir defa bundan istifade etmek istediler. Bir gün bizim kıtalardan biri
düşman siperlerinin önüne gerilmiş tel örgülerinde konserve kutuları gördü. Herkes hiç kimseye söylemiyerek gecenin gelmesini bekledi. Sonra içlerinden bir tanesi karanlıkta gizlice siperden çıkıp sürüne sürüne tel örgüye gitti.
Bilir misin, bu kutular içinde ne vardı? El bombaları... Kapak o suretle düzeltilmişti ki sert bir temasla bomba ateş alıyordu. İlk tecrübe o kadar pahalı geldi ve etrafa ibret verdi ki bütün askerler hakiki konservelere bile artık el dokundurmaz oldular."
"Bir gün düşman siperlerinden birine giren
bir Türk neferi, gayet tuzlu bir şey yemişti. Döndüğü vakit:
- Bunlar da kötülemiş. Çanakkale'deki yemekleri,
daha güzel! dedi."