Abdurrahman Macid ÖZTÜRK

OKUMAMAK YARASAYDI
Yarasa geceyle; okumayan cehaletle barışıktır. Alışıklıktan meydana gelen bir barışıklıktır bu. Yarasalar gibi kitap okumayanların da pusulaya ihtiyacı yoktur. Hissederek yaşarlar onlar. Gündemin rüzgarı onları sürükler. Birilerinden duydukları onlara yeter. “Öyle diyorlar.” deyip geçer. Yarasalar, sürü halinde yaşar. Okumayan kalabalıklar da öyledir. Zihinleri yarasa kanadı gibi hafiftir. Yarasalar kanat çırpar, okumayanlar ekran kaydırır. Yarasalar kan emer, okumayanlar içerik tüketir. Yarasalar da okumayanlar da aydınlıktan korkar. Okumayanlar da yarasalar gibi ters ama asil bir duruşa sahiptir. Cehaletin asalaeti!
Sayfa 53
Reklam
Mufahazakar/Modernist
İnsanın kökeni ve vazife-i asliyesi hakkındaki esas gerçeklerin tekrarı ve tasdikini ortaya koyuyor olsa da İslam’ın yaklaşımında bütünüyle yeni bir şey vardır ve bu da inancın bilimle, ahlakın siyasetle ve idealin menfaatle bütünleştirilmesine karşılık gelir. Biri dış ve diğeri de içsel olmak üzere iki dünya olduğunu kabul eden İslam, insanın bu iki dünya arasındaki uçurum üzerinde köprü olduğunu öğretir. Bu bütünlüğünün dışına çıkıldığında din, geri kalmışlığı (her türlü aktif/üretken hayatı reddetmeyi) ve bilim de ateizmi getirir. İslam’ın sadece bir inanç olduğu düşüncesinden hareketle muhafazakarlar İslam’ın dış dünyayı tanzim etme gayesi olmadığı ve modernistler de İslam’ın dış dünyayı düzenlemesinin mümkün olmadığı kanaatine varır. Pratikte ise netice aynıdır.
Sayfa 23 - Ketebe
Yüzen tahta parçaları
Bu yaşamdaki âşinalık her şeyin sıkıcı görünmesine neden olur, çünkü korkunç ya da garip görünen şey, gözlerimize alışmak için zaman verildiğinde oldukça sıradan görünür. bu konuya girmişken şunu da söyleyeyim: sahilde nöbet tutan ve çok uzakta yüzen bir şey görünce elinde olmadan, “Yelkenli! Yelkenli! Güçlü Savaşçılar!” diye bağıran nöbetçiler olduğunu duymuştum. 5 dakika sonra görünen şey bir posta gemisidir, sonra bir kayık, sonra balya ve en son olarak da yüzen birkaç tahta parçasıdır. Bu hikayenin uyacağı çok sayıda insan biliyorum: Uzaktayken büyük gibi görünen ama yakına gelince pek bir şeye benzemeyen insanlar…
Sayfa 158
Şunu unutmamak lazımdır ki büyük sorunlar, beyin fırtınasıyla değil yürek meltemiyle çözülür. Bazı dertler buz dağları gibidir; yakınlarınızın sıcaklığı onların görünen kısımlarını eritir, görünmeyen kısımları da sizi… Çevreniz, sizin derinliklerinize inemez, oranın dermanı, sizi sizden iyi bilenin kudretindedir.
Psikoloji
Kelimelerin Hikayesi
Çerağ Kandil, mum, ışık demektir. Eskilerin çıra dedikleri bu sözcük, dilimize Farsçadan girmiştir. Çırak da aynı kökten gelir ve yetiştirilmek üzere alınan yardımcıdır. Mum ve yetiştirilmek… Erbabı olan bilir ki insan yana yana öğrenir, yana yana düzelir.
Sayfa 140
Felsefe-Düşünce
Reklam