İlk kitaptan beri Chase'i merak eder dururum. Onun her şeyi bilmesi ve herkesi bir şekilde tanıması, kendinden emin tavrı ve otoritesi beni kendine hep hayran bırakmıştır. Gelgelelim işin kötü kısmına. Ben bu karakteri o kadar büyük bir aşkla bekle, yazar "Erkek sandınız onu değil mi, nasıl da kandırdım sizi ehü ehü ehü" diyerek okuyucu bildiğiniz salak yerine koysun. Yanlış duymadınız, ŞAŞIRTMAK demedim SALAK yerine koymak dedim. Benim hissettiğim şey bildiğiniz bu.
O kadar hayran olduğum Chase, Georgina ismininde bir KADIN çıktı. Ben de dedim. "Tamam, yazar zaten saçmalıyordu, şimdi bu tercihle bildiğin s...tı." dedim.
Neyse efendim başladık kitaba. Giriş kısmı ve ilk 2 bölüm gerçekten sıkıcı ve berbattı. Gelgelelim ne olduysa yazar bir anda usta yazar seviyesine geçiş yaptı.
Hatırlarsanız kitabın başından beri Duncan isimli bir gazeteci arkadaşımız vardı. Yazar 5. hikaye yazarsa onun üstünden gider diyordum çünkü merak ettiğim bir karakterdi. Ancak yazar öyle yapacağıma bizim Chase ile bir ilişkisi olsun demiş ve iyi demiş. Gerçekten de birbirlerine çok yakıştılar.
Ama bu seride en sevdiğim karakter Chase'in kızı Caroline oldu. Yalnız 9 yaşındaki bir çocuk için fazla farkındaydı her şeyin ve yaşına göre çok olgundu. 13-15 arası olsa daha iyi olurdu bence.
Hikaye de sonradan öyle bir açıldı ki kendimi resmen kaptırdım okumaya. Gerçekten tam aradığım historical kurgularından biri oldu.
Sonuç olarak berbat olan bu seri güzel bir kitapla son buldu. Böylece benim için de bu yazar bitti. Sonraki kitaplarını okumayacağım.
En Güzel RüyaSarah Maclean · Nemesis Kitap · 2015208 okunma
Yorum: Bu kitabı ben yazsaydım "Bir Kadın Yüzünden Kararan Hayatlar" ismini koyardım. Kitabı okuyan daha ilk sayfadan Hacer'e beddualarını saymaya başlar. O ne iğrenç bir mahlukattı! Bütün aşklar ve dostlukları bozdu kadın. Bana kalsa ona daha da acımasız bir son yazardım -_-
Ben Mazhar'a çok kızamadım. Nazan'la anlaşamamasındaki en büyük sebep eğitim farkları idi. Mazhar'ın ahlak ve kültürel gelişimi için sağlanan çok kapı vardı. Nazan yaşadığı yerin ve o zamana göre köy kadınlarından beklenen davranışları sergileyen bir kızcağızdı. Nazan'ı da kendimce anladım ama yazar, ona çok fazla ezilen bir kişilik vermiş. Kim ne yaparsa yapsın karşı çıkamadı benim de içimi parçaladı :(
Jale -diğer adıyla Neriman- kitapta en sevdiğim kişiydi. Fakat sonda yaptığı hiç olmadı. Ben o kadının böyle bir vazgeçiş yapacağını hiç düşünmüyorum. Yazar orada büyük hata yapmış bence.
Biraz da yazarın kitapta dikkat çeken yönleri ve kalemi hakkında konuşalım. Kitap birçok insani değeri sorgulattı bana. Bir insan nasıl bu kadar ahlaksız -Hacer- , nasıl bu kadar yanlış yapar -Mazhar- , nasıl bu kadar suskun olur -Nazan- sorularının cevabını bulmaya iten bir kitaptı. İnsanın kendi çıkarı için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi.
Yazarın kalemi oldukça sade. Benzetme sanatını az kullanan isimlerden biri. Fakat o sade kalem nasıl da bir şaheser ortaya çıkarmış? Kitabı alırken elbette ki dram bekliyordum, çünkü kitaptan uyarlama dizileri de dahil karşıma ne çıkacak az çok tahmin ediyordum. Fakat bu kadar vurucu bir şey beklemiyordum. Hatta merak ediyorum, niye Türk yapımcılar bu kitabı uyarlamamış? Bir Türk dizisinde aradıkları bütün şeyler mevcut, tabi romantizm hariç :D
El Kızı, hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Tavsiyem aşırı ağır dram sevmiyorsanız pek tavsiye
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,5bin okunma
Evet, bir Maya kitabı daha okunup bitti. Gerçi ben seriye en sondan başladım, e-kitap olarak hangisi çıkıyorsa öyle gideceğim sanırım.
Serinin ilk 2 hikayesini bilmiyorum, serinin tamamını okuyanlar en son kitap güzel demişlerdi, diğerleri biraz sönük kalıyormuş. Açıkçası ben 3.'yü 4.'den daha çok beğendim. Belki ana karakterlere daha ısındığım için olabilir. Ayrıca kurgusu da diğerine oranla daha hoşuma gitti.
Sanırım bu romanı sevmeyen tek kişi benim.İlk kitaptan tanıdığımız Jamie baya sulu göz olmuş. Kız tam anlamıyla salak oğlan ondan da salak. Gelin güzeldi ama bu berbat hiç okumayın derim.
Öncelikle şunu söyleyim. Yazar artık bu seriyle tarihi aşk romanı ustalarından biri haline gelmiş. Ben bunu daha serinin ilk kitabından anlamıştım. örnek verecek olursam, kitaptaki karakterler arasındaki ilişkiler daha anlamlı geliyor gözüme. Önceki 2 seride karakterler arası aşk güzel anlatılıyordu ama arkadaşlık ilişkisi olarak sadece baş erkek karakterleri okuyorduk ama onlarda bile bir eksiklik vardı. Bu serinin 2 hikayesinde bunu hiç hissetmedim ve anladım ki bundan sonraki kitaplarında da hissetmeyeceğim. Romantizm zaten her zamanki gibi harika.
İtiraf ediyorum ki kitabın başlarında biraz sıkıldım ama sonrasında güzel açıldı.
Bu seferki kitapta Leydi Mükemmel ile Lord Utanmaz yani Leydi Hero ile Lord Griffin arasındaki aşk anlatılıyordu. Bu çiftimizi diğer çiftlerden ayıran özellik birbirleriyle olan atışmalarıydı - zaten birbirlerine takmış oldukları lakaplardan da anlaşılıyor - ve o kısımlar çok eğlenceliydi :) . Kitabın ilerleyen sayfalarında Hero sizi biraz delirtebilir ama bir yandan da kızcağıza hak verdim, o dönemlerde ne yazık ki kadınlar istediği gibi davranamıyordu, hata bile denemeyecek şeyler yaptıklarında bile dışlanıyorlardı. Hero da böyle bir durumla karşılaşmamak için toplumun dayattığı kurallara uymak zorundaydı.
Hero'nun nişanlısı Thomas tam sopalık. Okuduğum en acınası karakterlerden biriydi ama yazarımız arkadaşa kıyamamış, ona güzel bir son hazırlamış.
Kitabın ana konularından biri cin üretimi. İçkinin insanlar üzerindeki etkisini yazar başarılı bir şekilde aktarmış.
Kitapla ilgili tek bir şeyi ciddi anlamda eleştiriyorum. Sizi bilmem ama ben her ne kadar orijinal kapak olsa da kapağı beğenmedim. Bana Legend of Four Soldier serisinin kitaplarını hatırlatıyor bu kapak ve sonraki kapaklar da bunu hatırlatmaya devam edecek. Ayrıca bu