Oğuz Atay abimiz sorusunda ne kadar haklı: “Tutunamayanların romanı biter mi?” BİTMEZ! demiştim daha Kirpinin Zarafeti kitabının incelemesinde. Bu sefer başlık değişti, içerik değişti: “Tutunamayan Aile” romanına geçtik.
“Yersiz yurtsuz yaşadım ömrüm boyunca. Kendim tutunamayınca kimsenin bana tutunmasına da izin vermedim…Birbirimize tutunamadık, çarpıştık sadece, değdik ve uzaklaştık. “S:197
Kitabı dinlemeye başladım senkron şekilde gülmeye başladım, devamında kahkahalara boğuldum bi anda hüzne geçtim, daha duygu durumumu anlamadan gülmeye başladım. Şimdi soruyorum bunu kaç yazar başarabilir?
Kusursuz olay örgüsü, muhteşem karakterler, devamlı şok dalgası yaratan hikayeler, ters köşe olup bitti budur derken bir ters köşe daha. Empati nasıl yapılamaz! İçinde bulunduğun hayata ne kadar yabancısın! Aile demek ne demek! ,Toplum baskısından ötürü yaşananlar, Kalabalık ailede bir arada nasıl kimsesiz yaşanır,Kan bağı ile nasıl kardeş olunamaz bunlar ne kadar güzel anlatılmış. İnsanoğlu ne kadar bencil biliyoruz ama anlayamıyor bencil deyip işin içinden çıkıyoruz . Bencilliği herkesin bakış açısından mizah ile gülerken ağlamaya, sakinken öfkeye , severken tiksinmeye geçirecek duygu durumunuzu kontrol altına alamayacağınız bir roman.
Bir karakterle bağ kurarken ona hakaret etme isteği ( ben çok etmek istiyorum Spoiler olur diye “EMİN” olamıyorum çok sövdüm ona) içiniz acıya acıya mizahla karışık muhteşem gerçekçi hayat hikayeleri ile süslü roman.
Sigmund Freud dediği gibi yazar karakterliklerin çocukluklarına kadar indi psikolojik tahliller yaptı.
Nerede okuduğumu bilmediğim, okuyup etkilendiğim aklımda kalan kısa hikaye ise kitabın tam özeti;
“Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız günün sonunda bu aslanın bir ceylanı
Halide Edib Adıvar, Türk yazar, siyasetçi, akademisyen ve öğretmendir. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının gerçekçi roman geleneğinin öncüleri arasında yer almış bir yazardır. Kurtuluş Savaşı’na katılmış; Mustafa Kemal’in yanında sivil görev yapmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansının kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır.
Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın haklarını savunmuştur. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. Şimdi incelemesini yapmış olduğum Ateşten Gömlek kitabının da hem filmi, hem de dizisi mevcuttur. 1923 yapımı olan Ateşten Gömlek filmi ünlü yönetmen Muhsin Ertuğrul'un da rol aldığı bir yapımdır. 1987 yapımı olan Ateşten Günler dizisi de yine çok iyi bir kadroya sahiptir. Diziyi izledim. Güzel bir uyarlama olduğunu söyleyebilirim. Kitabın dışına pek çıkmamışlar. Ayrıca dizinin kadrosunda Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Can Gürzap, Müşfik Kenter, Zafer Ergin, Cezmi Baskın gibi değerli oyuncular da yer alıyor.
Halide Edib, 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler ile zamanının yurt dışında en çok tanınan Türk yazarı olmuştur.
Eserlerini 3 ana başlığa bölmekte fayda vardı; Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini anlatan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları.
İstanbul Üniversitesinde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. 1. TBMM Hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan
Celâl Şengör, Türk akademisyen, bilim insanı ve yer bilimcidir. Kendisini bana herbokolog diyorlar ama ben bilmediğim konuda asla konuşmam diyerek açıklamıştır. Asıl uzmanlık alanı jeolojidir. Yapısal yer bilimi ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile tanınır. Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetmiştir.
ABD Ulusal Bilimler Akademisi, Amerikan Felsefe Topluluğu, Rus Bilimler Akademisi ve Sırp Bilimler ve Sanatlar Akademisi üyesidir. 1991'de Kültür Bakanlığının Bilgi Çağı Ödülü'nü kazandı. 1991'de Kültür Bakanlığının Bilgi Çağı Ödülü'nü kazandı.
1984 yılında Londra Jeoloji Topluluğu'nun Başkanlık Ödülü'nü, 1986'da TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü aldı. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisinin en genç kurucu üyesi oldu ve akademi konseyine seçildi. Şengör,1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yer bilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile ödüllendirildi.1999'da Londra Jeoloji Topluluğu kendisini Bigsby Madalyası ile ödüllendirdi. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçildi. Bu akademiye üye olarak seçilen ilk Türk bilim insanı oldu.
Celal Şengör, ileri düzeyde İngilizce, Fransızca ve Almanca bildiğini söylemekle birlikte; Felemenkçe, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca ve Osmanlı Türkçesini okuyabildiğini de söylemiştir.
Jeoloji merakı büyük yazar Jules Verne nin Dünyanın Merkezine Seyahat kitabı ile başlamıştır. Onu okuduktan sonra Şengör kendi kendine, ‘Adam olmak demek, Jules Verne’in tarif ettiği gibi olmak demektir. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi..." demiştir.
Celâl Şengör'e hafif Asperger Sendromu teşhisi konulmuştur, "Ben de hafif Asperger ile teşhis edilmiş bir insanım. Ve bu özelliğime şükran borçluyum. Otistik olmasaydım