Her aşk insana bir şeyler katar veya eksiltir. Hiç kimse o aşkı yaşamadan önceki insan olarak kalmaz. Buna olumlu şeyler de dahildir, olumsuzlar da… Bazı ilişkiler insanı yıpratır, eksiltir, çok şey alıp götürür. Bazıları ise bir hayat katar, insan sevdiğinden çok şey öğrenebilir, onunla birlikte yeniden büyüyebilir. Asıl mesele ise, bir ilişki bittikten sonra siz aynı kişiyseniz o aşk, aşk değildir. Sadece birlikte geçirilmiş bir zaman kaybıdır.
İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir.
Görünüşte hepimiz aynı türden canlılarız değil mi? Hepimiz etten ve kemikten oluşuyoruz, hepimiz aynı şekilde dünyaya geldik, aynı şekilde besleniyor, aynı havayı soluyoruz. Peki ya yeryüzünde bitmek bilmeyen bu kavgalar, savaşlar neden? Biz neden sürekli birbirimizi üzüyor, eziyor ve tüketiyoruz? Neden birileri sürekli diğerleri üzerinde egemen olma, üstünlük savaşı kurma eğiliminde?