Niçin bir tarafın şükranla karşıladığı iyilik, diğer tarafı küfrâna sevkediyor? Aynı şey bir tarafı minnetttar ediyor da, neden öteki tarafı gazaba getiriyor?
Fakat bunda anlaşılmayacak bir şey yok ki.. Rüzgar, baharın cisminden ne hayatlar ne tarâvetler, ne çimenler ve çiçekler çıkarıyor; fakat gene o rüzgâr, sonbaharın cisminden ne kıyâmetler ne harâbîler ne ölümler meydana getiriyor.
Şu halde, renksiz olan güneşin renkli camlardan geçince, ziyâsının da muhtelif renklerle boyandığı gibi, Ahmet'in, Mehmet'in de cisimleri camına çarpan renksiz mânâ, o cismin kâbiliyet ve istîdâdı ile boyanarak ortaya çıkıyor. Bunda, kayıt memuruna kızmaya sebep yok. Güneş, ondan siyah renkte görünmek istemiş, vesselâm.
- Semiha Ayverdi , Ateş Ağacı
Afrikada bile böyle şeyler olmuyordur, diye düşündü.. Ne biçim bir milletiz biz? Nereye gidiyoruz böyle?
Ölüler konuşmaz.. Ölümün güzelliğini kuşanmış halde, onca tomurcuğuyla hiç bir ilkbaharın bize açıklayamayacağı sırları da yanlarına alıp giderler.. Buz tutmuş kemiklerin üzerine gelip oturan tuz gibi, keşfedilecek olup da keşfedilemeden kalan şeylere, dilenmeye yetişilmeyen özürlere, muhtıralar ve savunmalara, tutanaklara, olay yorumlarına gebedir dünya..
Ölüler tarihin nasıl oluştuğunu bilmez.. Kanlarıyla tarihi sular ama ölümlerinden sonra neler olduğunu asla öğrenemezler.. Kendilerini kurban ettiklerinin farkında olmazlar ve bu onları daha da güzelleştirir.. İlk Hristiyanlar neden kendilerini kurban ettiklerini bilirdi.. Bile Bile şehit olmaya giderlerdi.. Ama bugün sağduyuya inanırken birinin kalkıp kendini bile bile kurban ettiği söylenebilir mi? Kim haksızlıkla adaletin bir arada yürümesi gerektiğini ne zaman söylemiş? Yoksullukla zenginliğin? Savaşla barışın? Bunu kimse söylememiş olsa bile görünen o ki çok, pek çok kişi günlük davranışları ve sözleriyle bu görüşü desteklemektedir..
Z'nin misyoner olma isteği falan yoktu.. Fakat yoksulluğu ve hastalıkları çok iyi biliyordu.. Bu onun işiydi.. Daha iyi hastanelerin acıları azalttığını biliyordu.. Bir başka düzenlemeyle çağımızın çözülemesi zor sorunlarınının basitleştirilebileceğini biliyordu.. Bir mermi bir kilo süt fiyatınaysa ve bir denizaltı maliyetiyle bir ulusu besleyebiliyorsan - hem de çok iyi besleyebiliyorsan - bir yerlerde bir haksızlık olmalıydı.. Ortak sağduyunun ötesi bir karanlık.. Ne bir şizofrenin gördüğü ani ışık geçişlerinin ve ne de şimşekelrin dağıtamayacağı kadar yoğun bir karanlık..
- Vasili Vasilikos Z ( ölümsüz)
"Başlangıçta terbiyelerine, efendiliklerine diyecek yok.. Söz dinliyor, ne denirse yapıyor ve karıncayı bile incitemez gibi görünüyorlar.. Ama sakalları çıkar çıkmaz terbiyeleri bozuluyor,"
Kadının biri Hasan-ı Basrî'ye (rh.a) gelir ve şöyle der:
Benim genç bir kızım vardı, vefat etti. Onu rüyamda görmeyi çok istiyorum. Kızımı rüyada görmeme yardımcı olacak bir şeyleri bana öğretmen için sana geldim!
Kadına, kızını görmesini sağlayacak bir şeyler öğretti ve kadın da kızını rüyasında gördü. Kızının üzerinde katrandan bir elbise, boynunda bukağı, ayaklarında pranga vardı. Durumu Hasan-ı Basrî'ye (rh.a) haber verdi, o da bu duruma üzüldü. Aradan zaman geçti, bu sefer Hasan-ı Basrî kızı rüyasında cennette gördü. Başında bir taç vardı ve şöyle dedi:
- Ey Hasan, beni tanıdın mı? Ben, sana gelerek şöyle şöyle ricada bulunan kadının kızıyım!
Hasan-ı Basrî, "Seni bu duruma getiren nedir?" diye sordu. Kız şu cevabı verdi: "Adamın biri bizim mezarlığın yanından geçerken Hz. Peygamber'e bir defa salâtü selâm getirdi. Biz beş yüz elli kişi mezarlarımızda azap görmekteydik. Bunun üzerine, " Şu adamın getirdiği salâtü selâm hürmetine bu kabirdekilerden azabı kaldırın!" denildi.
Kalplerin keşfi, İmam Gazâlî, sf 44