rbiafdn

rbiafdn
@Mycrieroway
Çocuklar büyüyorlar....
Son birkaç gündür çocuklarda büyük bir değişiklik var. Oyun oynamayı, gülmeyi unuttular; gözlerindeki neşeli, kaygısız pırıltı silindi. İçlerine bir huzursuzluk bir belirsizlik duygusu çöktü, çevrelerindeki herkese karşı yoğun bir güvensizlik hissediyorlar. Kendilerine söylenen hiçbir şeye inanmıyor, her sözün arkasında bir yalan ve kasıt arıyorlar. Bütün gün etraflarını izleyip gözetliyorlar, her dinlemeyi, her kıpırtıyı, her titremeyi fark ediyor, her sesi duyuyorlar. Gölge gibi herkesin peşinde dolaşıyor, bir şeyler yakalayabilmek için kapıları dinliyorlar, etraflarındaki sırların karanlık ağlarını, onları isteksizce yüklenen omuzlarından silkeleyebilmek ve gerçeklerin dünyasına hiç olmazsa şöyle bir göz atabilmek için tutkulu bir istek duyuyorlar. Çocuklara özgü inanç, o neşeli ve kaygısız körlük onları terk etti. Üstelik olayların ağırlığından yakında yeni bir şeyler olacağını hissediyorlar ve bunu kaçıracaklarından korkuyorlar. Etraflarının yalanla çevrili olduğunu anladıklarından beri katılaşıp sinsileştiler, yalancı ve hilekâr davranmaya başladılar. Anne va babalarının yanındayken sahte bir çocukluğa bürünüyor ve sonra ani bir taşkınlığa kapılıp hareketleniveriyorlar. Asabi bir huzursuzluk tüm varlıklarını sardı, eskiden yumuşak bir ışıkla parlayan gözleri şimdi daha kıvılcımlı, daha derin.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
YAPMA BUNU LİVANELİ
3/10
·244 syf.··
2018 37. kitabı
YouTube kitap kanalımda Edebiyat Mutluluktur kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: ytbe.one/dR12B0gIkhg Livaneli, Livaneli Cebindeki para kaç haneli? Bu kitap için Livaneli egosu mu desek, kibri mi desek bilemedim. Maalesef ki adam kendisini bir Proust, Dostoyevski ya da Eco sanıyor. Kendisini yazın dünyasının Mevlanası ilan etmiş desek yanlış olmaz. 18. sayfada "İnsanlar kitapları ilaç niyetine değil, zevk almak için okuyorlar." demiş kendisi. Katılmıyorum. Salt pragmatist bir bakış açısıyla okunulduğu sürece kitapların hedonizme hizmet eden haz oyuncaklarından farkı kalmazdı. Hem kitaplar, neden ilaç niyetine okunmasınlar ki? Benim için bir Vermidon, Parol, ağrı kesici ya da vitaminin veremediği mental etkinin çok daha fazlasını bir kitaptan alıp, kendi auramı iyileştirebiliyorsam misal olarak bir Zweig ya da Dostoyevski kitabını insanın dünyasını geliştiren bir ilaç olarak düşünmenin nasıl bir sıkıntısı olabilir? 18. sayfanın hemen yan sayfasında, bir kitabı okumaya zorlanmak saçmalıktır, düşüncesini savunuyor. Katılmıyorum. İnsan artık bir süre sonra akıcılıktan uzak, okumanın çetin olduğu Karasu, Musil, Proust gibi yazarları okumanın özlemini duyuyor. Bu tip yazarlar insanın beynini sanki unutulmuş bir makine odasına uzun yıllar sonra ilk kez girildiğinde tekrar çalıştırılıyormuş gibi bir etki veriyor diye düşünüyorum. 25. sayfada Türkiye'deki bazı yayınevlerinin edebiyatı salt ticari bir kurum, ürünün niteliğiyle değil daha çok edeceği piyasa değeriyle öne çıktığını savunan kapitalizmi eleştiriyor. Ama kendisi Türkiye'nin kapitalizm yayınevlerinin babası olan Doğan Kitap'ta kitaplarını yayımlıyor. 49. sayfada Dostoyevski'nin romanlarındaki St. Petersburg sokaklarını esrarengiz ve çılgınca olduğunu belirtip sonrasında yazarın bize bu durumu belirten
Edebiyat
Edebiyat MutlulukturZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20202,449 okunma
Türk Edebiyatında İlkler
*Edebiyatımızda noktalama işaretini, ilk kez Şinasi 'Şair Evlenmesi'nde kullanmıştır. *Edebiyatımızda ilk çeviri roman, Kamil Paşa'nın yaptığı Telemak'tır. *Edebiyatımızda ilk roman,Taaşşuk-u Talat-ı Fitnat'tır. *Edebiyatımızda ilk köy romanı,Nabizade Nazım'ın "Karabibik"adlı eseridir. *Edebiyatımızdaki ilk realist romancı Recaizade Mahmut Ekrem'dir. *Edebiyatımızdaki ilk realist roman Araba Sevdası'dır yazarı Recaizade Mahmut Ekrem'dir. *Edebiyatımızda ilk edebi roman,Namık Kemal'in "İntibah"adlı eseridir. *Edebiyatımızda ilk psikolojik roman,Eylül'dür(Mehmet Rauf) *Edebiyatımızda ilk tarihi roman,Namık Kemal'in "Cezmi"adlı eseridir. *Edebiyatımızda ilk kadın romancı Fatma Aliye'dir. *Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi yazmıştır.(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi) *İlk tiyatro Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir. *Edebiyatımızdaki ilk pastoral şiir A.Hamit Tarhan'ın Sahra adlı şiiridir. *Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi Nabizade Nazım'ın Zehra adlı eseridir. *Edebiyatımızda çoçuklar üzerine yazılmış ilk eserler Nabi'nin Hayriye'si ve Sümbülzade Vehbi'nin Lütfiye'sidir. *Edebiyatımızdaki ilk eleştirmen Namık Kemal'dir. *İlk çoçuk yayınımız ise Eftal ve Mümeyyizdir.(1869) *Türk Edebiyatı'nda bilinen ilk çocuk gazetesi Çocuklar İçin Mümeyyiz'dir. *Hazine-i Evrak ilk edebiyat dergimizdir. *Türk Edebiyatı'nda iç monolok tarzı yazılmış ilk roman Bir Düğün Gecesi'dir.(A.Ağaoğlu) *Türk Edebiyatı'nda yayınlanmış ilk öykü kitabı Emin Nihat Tarlan'ın *Müsameratname'dir.(1872) Türk Edebiyatı'nda mensur şiir yazımı ilk defa Halit Ziya ile başlar. *Türk Edebiyatı'nda post-modern tarzda eser veren ilk yazarımız Oğuz Atay'dır.(Tutunamayanlar) *Türk Edebiyatı'nda batıdan yapılan ilk fabl çevirisi Şinasi tarafından yapılmıştır. *Türk Edebiyatı'nda yazıya geçirilen ilk masallar
Puan vermedi·152 syf.·
2017 26. kitabı
Uyarı: Din ve tanrı konusunda hassas olanlar incelememi okumayı şimdiden bırakabilir. Marquis De Sade'ın tanrı, cehennem, cennet gibi ütopik, kutsal kitaplarda bolca sözü edilen kavramlarla maytap geçtiği muhteşem kitaptır kendileri. Sade bu kitabı özel olarak yazmamış, diğer kitaplarındaki tanrıyla ilgili bölümler derlenerek bu hale getirilmiştir. Kitabın üslubu rahatsız edici ve sert. Sonra uyarmadı demeyin. Hiçbir sansür gerektirmeden yazar aklından ne geçiyorsa yazmış. Eh, nedir peki bu tanrı? İnsanın zavallılığının bir göstergesi, sığınacak bir liman mı? Hayatını anlamlandırmaya çalışan acizlerin son durağı mı? Kibrin evrilebildiği nokta mı? Yoksa cehaletten doğan öylesine bir cevap mı? Bilemiyorum. Belki de hepsi. Farklı toplumların kabul ettiği insanoğlunun ortak aptallığı, diye buyuruyor Sade. Bilinmezi başka bir bilinmezle açıklamayı bir cevap sayanların ortak noktası. "Bunlar kendi kendine mii oluştu aklınız yok mu?" diye hönkürürken "Tanrı kendi kendine mi oluştu?" sorusunu soramayanların veya da. Hiçbir kanıtı olmadığı halde dünya üzerinde milyonlarca can alan, milyonlarca beyni uyuşturan kocaman hayali bir katil. Devletlerin halk üzerinde egemen olmak için kullandığı, halkı en çok sömüren bir hırsız. Sefalet içinde yaşayan insanları en kolay mutlu etmenin yolu, bu sayede haklarını aramamalarını sağlayan muhteşem bir panzehir! Nedir tanrı? İnanmak için hiçbir sebep bulamadığım, zaman zaman bilimin en büyük düşmanı, zaman zaman insanlar arasındaki ayrışmaya en büyük sebebiyet veren ak sakallı bir dede. Dokunmanın, hakkında konuşmanın en büyük tabu olduğu, insan canından bile kutsal kabul edilen görünmez bir hayalet. Birkaç bin yıl önce mağaralarda birileriyle konuştuğu söylenen fakat gerçekte kimsenin hakkında bir şey bilmediği. Söylenenin aksine insan
Felsefe
Tanrıya Karşı SöylevMarquis de Sade · Versus Kitap · 2009828 okunma
"Kötülükle mücadele! Peki nedir kötülük? Herkes bunu kendince anlayabilir. Biz bilimadamları için kötülük cehalettedir ama kilisede cehaletin mübarek olduğu, bütün kötülüğün ise bilgiden geldiği öğretiliyor. Bir köylü için kötülük vergiler ve kuraklıktır, bir ekmek tüccarı için ise kıtlık iyidir. Köleler için kötülük sarhoş ve zalim bir efendidir, bir zanaatkâr için ise açgözlü tefecidir. Peki mücadele etmemiz gereken kötülük nedir, Don Rubata?” Kederli gözlerle dinleyicilerine baktı. “Kötülük tükenmez. Hiç kimse, onu yeryüzünde azaltamaz. Kendi kaderini birazcık düzeltebilir ama daima başkalarının kaderlerini kötüleştirme pahasına. Az ya da çok zalim krallar, az ya da çok vahşi baronlar, kendine zulmedenlere takdir, kurtarıcılarına ise nefret besleyen cahil halklar her zaman olacak. Olacak çünkü bir köle, zalimler zalimi de olsa, efendisini kurtarıcısından daha iyi tanır zira her köle, kendisini efendisinin yerine koyar da, bencillikten uzak kurtarıcısının yerine koyabilen pek azdır. İnsanlar böyledir, Don Rumata, dünyamız böyle bir yer.” “Dünya her gün değişir, doktor Budah,” dedi Rumata. “Kralların olmadığı çağları da biliyoruz...” “Dünya sonsuza dek değişmeden kalır,” diye itiraz etti Budah, “zira hiçbir şey sonsuz değildir, değişimler bile... Mükemmelin yasalarını bilmiyoruz ama mükemmele er ya da geç erişilecek Örneğin bizim toplumumuzun yapısına bakın. Bu geometrik olarak mükemmel sisteme bakmak gözlerimize nasıl bir zevk veriyor! En aşağıda köylüler ve zanaatkârlar, onların üzerinde asilzadeler, sonra kilise adamları ve nihayet kral. Nasıl da iyi düşünülmüş, istikrarlı, ahenkli bir düzen! Semavi bir kuyumcunun elinden çıkmış bu düzgün kristali neden değiştirelim ki? Piramitten daha üstün bir yapı yoktur, biraz bilgili her mimar söyler size bunu.” Vaaz
Sayfa 198·Kitabı okudu