Şu an yaşıyorum ve önemli olan bu.
Hayat geçici . Her zaman, herkes için.
Benim işim, ölene kadar yaşamak.
Benim işim, bedenimle barışmak, onu her şeyiyle sevmek. Böylelikle temelim sabit olduğunda, elimi güçlü ve cömert bir biçimde uzatabilirim.
Sürgündük. Göçebeliğin elverişli yanlarını da yitirmiş gibiydik. Yanımızda göçmen olduk. Bir yerleşmişlik duygusu ki, hırkamız yazlık sinemada iliklenir.
Bazan haziran sıcağı gibi çöker bir şey.
Bakış bozulur, eşya bulanıklaşır. Altından kalkamazsın. El yordamı da
fayda vermez. Duvarlar cam kırıklarıyla dolu ve pütürlüdür.
Şeytan yakında bir yerde karargâh kurmuş ve bizimle savaşa başlamıştır.
Çoğu zaman karşımızda neyin bulunduğunu kavrayamayız. Bir sınav
labirentinde olduğumuzu da.
“Günlerden ne?” diye sorarız.
Kavranır bir ışık yakalamak umuduyla."