Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
ROUGON-MACQUART serisi - EMİLE ZOLA
Rougon-Macquart serisi Fransız yazar Emile Zola'nın 23 yılda yazdığı, içinde 'Meyhane', 'Nana', Germinal' gibi çok bilinen romanların da yer aldığı 20 kitaptan oluşan bir seridir. İlk kitap 1871 de, son kitap ise 1893 yılında yayınlanmıştır. Sayfa sayısı ise yayınlayan kitabevine göre değişmekle beraber ortalama 9 bin civarındadır. Zola bu seride bizi ikinci imparatorluk dönemi Fransa'sına götürmekte ve bir ailenin 5 kuşaklık hikayesini anlatmaktadır. Anneleri bir, babaları farklı olan Rougon- Macquart ailesi. Anne Adelaide'in resmi olarak evlendiği Rougon soyadını taşıyan kocasından Pierre Rougon adında bir oğlu olmuştur. Kocasının ölümünden sonra beraber yaşadığı Macquart soyadlı kişiden ise (gayri meşru kabul edilen ilişki ) bir oğlu ve bir kızı olmuştur. Dolayısıyla serideki bütün karakterler Adelaide'in çocukları ve torunlarıdır. Zola, seriyi o kadar ilginç yazmıştır ki, her kitap bir bütünün parçası olduğu gibi aynı zamanda da seriden bağımsız farklı bir kitapmış gibi de okunabilmektedir. Bu yüzden seri genelde tek kitaplar halinde bilinir. Kitapların her birinin bir serinin parçası olduğu çoğu kişi tarafından bilinmemektedir. Örn. Nana, Germinal Serinin bugüne kadar 19 kitabı Türkçeye çevrilmiştir. 6 no'lu kitap ise henüz Türkçeye çevrilmemiştir. Son yıllarda serinin kitaplarını yayınlamaya başlamalarını takdir ettiğim 'Payel' ve 'Yordam kitap' yayınevlerinin gayretleri sonucunda bugün serinin sadece birkaç kitabı hariç tamamını piyasada bulmak mümkündür. Oysa ben serinin altı kitabını büyük zorluklarla sahaflardan temin ederek okumuştum. Zola, kitaplarda 1848-1873 yılları arasındaki Fransa'yı anlatmaktadır. O döneme ait siyasi ve sosyal olaylar, toplum yaşamı, insan ilişkileri, teknolojik gelişmeler, ekonomi... başta olmak üzere yaşamın her
Necip G.
Mehmet hocam şu an ilk kitabı okuyorum. Yordam Kitap’tan 1-2 ve 4 numaralı kitapları aldım başlangıç olarak:) 3’ü de en kısa zamanda temin edeceğim. İlk kitabın bitmesine az kaldı. Karakterleri tanıma açısından dikkatli ve ara vermeden okunması gereken bir kitap. Ben bu seriyi sizin sayenizde tanıdım. Henüz yolun başında olsam da seriye başlama kararımın nedeni de net olarak sizin seriyle ilgili yaptığınız yorum ve incelemelerdir. Bu son paylaşımınız ise tam anlamıyla sosyal bir hizmet:) Bu siteye gerçekten değer katıyorsunuz Mehmet hocam. Ne kadar teşekkür etsek azdır. Seride ilerledikçe ihtiyaç halinde ara sıra kapınızı çalacağım izniniz olursa. Çünkü uzun bir yolculuğa çıktım ve iyi bir yol arkadaşı, bir usta, bu yolculuğun çok daha keyifli geçmesine vesile olacaktır:) Keyifli okumalar dilerim…
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·112 syf.··
2017 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2017 23:25
Fatih Terim gibi 'Nerede kalmıştık?' diyerek başlamam gerekiyor bu incelemeye sanırım. Neden böyle başlamam gerektiğini anlatacağım birazdan. Çünkü benim için zor bir inceleme olacak... Zor, çünkü peş peşe yaptığım hatalar zinciri yüzünden bir yandan kapana kısıldım, diğer yandan, yani olumlu tarafından bakarsak, iyi de bir okuma deneyimi kazandım. Şimdi biraz ayrıntıya inersek, size durumu şöyle özetleyebilirim; Jack London, zamanında birbirine çok benzeyen iki kitap yazmış. Biri incelememize konu olan Vahşetin Çağrısı , diğeri ise bu ayın başlarında okuduğum Beyaz Diş adlı eseri. London hayranları darılmasın ama, bana sorarsanız iki kitap birbirinin tekrarı... Yani ikisi de bir köpeğin hikayesini anlatıyor. İkisi de yazıldığı zaman itibariyle 'Gold Rush' (Altın Avı, Altına Hücum) adı verilen dönemden besleniyor ve o dönemde henüz çok yeni bir buluş olan evrim teorisinin ağır etkisi altında kaleme alınmış. Durun daha bitmedi, iki kitabın da konusu aynı coğrafi bölgede geçiyor. İki kitapta da kötü karakterler ve iyi karakterler aynı kalıptan çıkmış. Yani birindeki iyi veya kötü karakterleri diğer kitaba taşısanız, ya da köpeklerin hikayelerini değişseniz anlam olarak çok fazla bir kayıp yaşamazsınız. Kurguları neredeyse tıpa tıp aynı. Tek farkı, iki köpeğin kitap başlangıcı ve sonundaki konumlarının birbirinin tersi olması. (Spoiler vermemek için biraz dolaylı anlatmak zorunda kalıyorum, kusuruma bakmayın) Daha farklı ortak özellikler de sayabilirim ama bence yeterli bu kadar. Kısacası iki farklı köpek, iki farklı hikayede ama sanki birbirlerinin kokusunu alacak kadar yakın bir şekilde kendi geleceklerine doğru yol alıyorlar. Gelelim benim hatalar zincirime... Öncelikle yeterli ön araştırmayı
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,3bin okunma
Merve Nur Doğan isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Kronolojik olarak okumak isterseniz Vahşetin Çağrısı daha önce yazılmış. Ancak Beyaz Diş çok daha popüler bir kirap. İki kitap da konu itibariyle birbirine yakın. Eğer sırayla gideyim derseniz Vahşetin Çağrısı ile başlayın ya da ikisi arasında bir tercih yapacaksanız Beyaz Diş’i okuyun derim. Keyifli okumalar…
İnsanın kilidini açabilecek bir anahtar var mı?
10/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2019 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2019 00:50
Son 10 gündür bu kitapla yatıp kalkıyorum desem yalan olmaz... Okuma serüvenimde bu kitap bir kilometre taşı oldu benim için. Nedenlerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Çünkü anlatacak gerçekten çok şey var bu kitapla ilgili. Hepsini bir incelemeye sığdırmak mümkün olamayacağı için kendimce önemli gördüğüm bazı konuları masaya yatıracağım... Hazırsanız başlayalım o halde:) ---------------------- Ara sıra fırsat buldukça tekrar okumalar yapmaya çalışıyorum. Öyle ki, 15-20 yıl önce okuduğumuz bazı kitaplar zaman aşımına uğrayarak bugün hiç okumadığımız kitaplarla eşit seviyeye gelebiliyor. O yüzden kendinizce özel olduğunu düşündüğünüz bazı kitapları yıllar sonra tekrar elinize almanızda fayda var! Nereden nereye geldiğinizi ölçmek için de güzel bir test oluyor bu tekrar okumalar... Ben açıkçası kendi adıma çok katkısını görüyorum... Uzun zamandır yeniden okumayı düşündüğüm iki kitap vardı kafamda; Albert Camus'nün Yabancı 'sı ve Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli ... İki kitabın da ilk okunmaları üzerinden en az 15-20 yıl geçti... Çok bilinçli bir tercih değildi benimki ama iki eseri de okuduktan sonra anladım ki, ard arda okumak için bundan daha güzel bir ikili az bulunurmuş gerçekten de :) Zaten akademik çevrelerde ve benzeri araştırma gruplarında, özellikle 'karşılaştırmalı edebiyat' denildiğinde en çok okunan ve incelenen kitapların başında geliyormuş bu ikili... Gerek yazarlarının hayata bakış açısı, gerek karakterlerin orijinalliği, farklı bir iç dünyaya sahip olmaları ve yaşamlarında kesişen pek çok benzerlik, karşılaştırmalı okumalar için harika malzemeler sunuyor size... Meursault ve Zebercet için evrensel edebiyatın iki kardeşi veya iki sırdaşı tabirini kullanabiliriz:) Diğer
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201737,1bin okunma
Nurullah KILINÇ isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Nurullah hocam çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Yazdıklarınız benim için de geçerli. Bir eseri bitirdiğimizde zihnimizde kalanları diğer okur dostlarımızın katkılarıyla zenginleştiriyoruz. Ben kendi adıma bundan çok faydalandığım için kendim birşey yazarken de bu motivasyonla oturuyorum klavyenin başına:) Bu kolektif birikime bir katkı sunabiliyorsak ne mutlu… Keyifli okumalar dilerim…
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2017 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2017 00:00
Adem'den Önce'ye, biraz adından, biraz da okuduğum tek tük yorumlardan etkilenip beklentiyi yüksek tutmadan başladım. Sonra her şey çok hızlı ilerledi ve aynı gün, gecenin geç saatlerinde gözüm kapana kapana son sayfaya kadar ulaşabilmeyi başardım. Çünkü çok sevdim bu serüveni, yarına bırakmak istemedim. Bu kitabın okuma listemde Kafka'nın Dönüşüm'ünden bir gün sonraya denk gelmesi hoş bir tesadüf oldu benim için. Art arda farklı zamanlarda geçen, farklı hayvanların bedeninde yaşayan iki muhteşem insan hikayesi okumuş oldum böylelikle... Gerçi ikincisine bir hayvan bedeninde yaşamak demek, çok doğru bir açıklama olmaz. Çünkü orada aslında ikinci bir benlik söz konusu... Ancak anlatımda insan bilinci devreye giriyor ve bir hayvanın gündelik yaşamını insan bilinciyle takip ediyoruz... Adem'den Önce, yazıldığı dönemin de etkisiyle 'Darwin'ci bir bakış açısıyla kaleme alınmış. Aslında bu kitabı 'Evrim Teorisi'ne giriş' şeklinde de okumak mümkün... Yani günümüzde dahi evrim teorisini sadece 'maymundan gelmek' olarak algılayan zihinler için olayın detaylarını anlatmak açısından didaktik bir tarafı da var kitabın... Satır aralarında ise çağımız insanına dair bazı taşlamalara denk gelmek mümkün. London, bu satırları taşlama yapmak için mi yazdı bilemiyorum ama en azından ben öyle algıladım diyebilirim. Örneğin 'ahali'nin, zalimlikte sınır tanımayan liderlerine karşı bir türlü organize olamayışı, ona bir arada karşı gelemeyişi, o devirde canlıların bu tip bir iletişim yeteneğine sahip olamamasına ve yaşamı sadece içgüdülerin yönlendirmesine bağlanıyor. Oysa aradan geçen yüz binlerce yılın ardından insan, her türlü iletişim olanağına sahip olmasına rağmen yine kendisini sömüren liderlere karşı organize olamıyor, olsa da harekete geçemiyor. Demek ki evrim, toplumsal cesaret
Adem'den ÖnceJack London · Can Yayınları · 201426bin okunma
AkilliBidik isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Teşekkür ederim:) Ben biraz kendi açımdan konuyu kendi dünyamıza taşımaya gayret ettim. London bu kitabı yazarken böyle bir mesaj kaygısı gütmüş müdür emin değilim tabii ki. Şimdi onun adına konuşmuş olmayım:) Ancak beceriksizlik olsun, organize olamamak olsun, bir yerde sorun yaşadığımız kesin… Keyifli okumalar.