Ben dinine bağlı bir Hıristiyanımdır. Sofu Presbiteryen Kilisesinin bağrında doğup büyümüşümdür. Bu yabanıl puta tapanla birlikte, bir tahta parçasına nasıl tapabilirdim? Ama tapınmak nedir diye düşündüm kendi kendime. "Ishmael" dedim, "sen sanıyor musun ki, yeri göğü, puta tapanları ve tüm insanları yaratan Tanrı, kara bir tahta parçasını kıskanabilir?" Olacak şey mi bu! Ama tapınmak nedir? Tanrı buyruğunu yerine getirmek; tapınmak budur işte. Peki, Tanrının buyruğu nedir? İnsan kardeşlerinin sana nasıl davranmasını istiyorsan, sen de onlara öyle davran; Tanrının buyruğu budur işte. Queequeg ise, benim insan kardeşimdir. Bu Queequeg'in bana nasıl davranmasını isterim? Elbette, isterim ki, tapınmada benim Presbiteryen törelerime uysun. Böyle olunca, benim de onun törelerine uymam, yani puta tapanlar gibi davranmam gerekir.
"Ama hey gemici kardeşlerim, her derdin sancağında mutlaka bir sevinç vardır. Derdin gibi ne denli derinlerde olursa, sevincin tepesi de o denli yükseklerde olur. Geminin iç omurgası ne kadar alçaksa, uzun serenleri de öylesine yüksek değil midir? Bu yeryüzünün kibirli tanrılarına ve amirallerine, her zaman kendi amansız benlikleriyle karşı koyarak, sevincin ne olduğunu -en yüksek, en içten gelen sevincin ne olduğunu- bilenlere ne mutlu! Bu aşağılık, bu hain dünyanın teknesi batınca, kendi kolunun gücüyle suların üstünde gene de kalabilenlere ne mutlu! Doğruluk yolunda boyun eğmeyenlere, günaha -devlet adamlarının, yargıçların cüppeleri altında da olsa- saldıranlara, günahı tepeleyenlere, yok edenlere ne mutlu! Tanrıdan gayrı efendi ya da yasa tanımayanlara, yalnız göklerin yurttaşı olanlara ne mutlu! Ne yelkenler dolusu mutluluktur onlarınki! Çağların omurgası olan bu kiliseden, taşkın insan denizlerinin fırtınaları ve dalgalarıyla sarsılmayanlara ne mutlu! Ölüm döşeğinde, son nefesiyle şöyle diyebilene ne mutlu: ‘Ey Tanrım, ister ölümsüz olayım, ölürken senin gücüne inanıyorum. Bu dünyadan çok, kendimden çok, senin kulun olmaya çalıştım. Ama hiçtir bütün bunlar. Sonsuzluğu sana bırakıyorum. İnsan nedir ki Tanrısından daha fazla yaşasın?’"
Adının iyiye çıkmasını, iyilikten üstün tutana yazıklar olsun! Bu dünyanın şanına şerefine bağlanana yazıklar olsun! Yalanla canını kurtaracağı zaman bile, doğruyu söyleyene yazıklar olsun! Evet, büyük Pavlus'un dediği gibi, yazıklar olsun kendi günahlara batmışken, başkalarına talkın verene!