Pınar Akdag

Pınar Akdag
Sınıf öğretmeni
Lisans
Ağrı
Diyadin, 26 Eylül
22 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Yazarlar ve yazma alışkanlıkları.. ✍️🙂🕊️ 1. Victor Hugo'nun Kıyafet Krizi Notre Dame'ın Kamburunu yazarken Hugo, kendisini odaya kapatır ve tüm kıyafetlerini dışarıya attırırdı. Böylece dışarı çıkma bahanesi olmazdı. Yazmaktan sıkılırsa giyinip çıkması imkansız hale gelir, tamamen yazmaya odaklanırdı. Notre Dame'ın Kamburu 2. Truman Capote’nin “Yataktan Çıkmama” Kuralı Soğukkanlılıkla yazarı Capote, yazarken asla masada oturmazdı. Romanlarını yatakta uzanarak, kahvesini ve sigarasını elinden bırakmadan yazmayı severdi. Hatta yazarken mutlaka aynı yere uzanmak gibi bir takıntısı vardı. Tiffany'de Kahvaltı 3. James Joyce’un Mavi Kalem Takıntısı Joyce, eserlerini yalnızca mavi renkli kalemlerle yazardı. Ayrıca yazarken yüzüstü yatıp karnının üzerine bir büyük beyaz önlük sermeyi severdi; bu ona yaratıcı bir ilham kaynağı olurmuş. Dublinliler 4. Friedrich Schiller’in Çürük Elma Kokusu Alman şair ve yazar Schiller, ilhamını masa çekmecesinde çürük elmalar tutarak bulurdu. Çürük elmaların yaydığı kokunun onu yazmaya motive ettiğine inanırdı. Ihlamurlar Altında Gezinti 5. Agatha Christie’nin Yemekli İlhamı Dünyaca ünlü polisiye yazarı Christie, eserlerini masa başında değil, mutfak masasında yazardı. Çayı ve bisküvileri masanın olmazsa olmazlarıydı; yemek hazırlarken aklına en iyi cinayet fikirlerinin geldiğini söylerdi. On Küçük Zenci 6. Dan Brown’ın Baş Aşağı İlhamı Da Vinci Şifresinin yazarı Dan Brown, yazma tıkanıklığı yaşadığında baş aşağı asılmayı bir çözüm olarak kullanırdı. Ona göre kanın başına dolması, yaratıcılığını artırıyordu. Da Vinci Şifresi 7. Charles
Gizemli yazar
Reklam
Sen sahiden hayatımda gördüğüm en güzel çirkinsin...
İçindeki çocuğa sarıl, sana insanı anlatır!
10/10
·227 syf.··
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2021 23:54
Günlük yaşamımızda ailemizle, arkadaşlarımızla ve sosyal çevremizdeki insanlarla ilişkilerimizde birçok sorunla karşılaşırız. Bu ilişkilerimizde bazen kendimize ve insanlara karşı güvensizlik duyarız, bazen insanlara hayır diyemeyiz, bazen gerçek duygu ve düşüncelerimizi gizleyerek söylemek istediklerimizi söyleyemeyiz, bazen kendi istek ve arzularımızı göz ardı ederek sürekli başkalarını memnun etmeye uğraşırız, bazen yetersizlik duygusuna kapılır kendi kendimizi eleştiririz ve bazen de yaptığımız her işin mükemmel olmasını arzu ederiz. Haliyle geliştirdiğimiz korku ve kaygılar sebebiyle kendimizi hayatın akışına bırakıp bir türlü yaşama yerleşemeyiz. • • • Doğan Cüceloğlu tüm bunların nedenlerini, “Yetişkin Çocuklar” kitabında üniversite öğrencisi Timur’la Yakup Bey’in konuşmaları üzerinden anlatıyor bizlere. Cüceloğlu, yukarıda sıraladığım sorunları yaşayan insanlara, “yetişkin çocuk” adını veriyor ve onları, “Bedenen büyüdüğü halde, duygu ve heyecanları bakımından gelişip olgunlaşamamış insanlar” olarak tarif ediyor. Her insanın içinde bir “iç çocuk” bir de “iç ana baba”nın var olduğunu ifade eden Cüceloğlu, iç çocuğun kişinin özünü, iç ana babanın ise toplumun beklentilerini simgelediğini belirtiyor. Sağlıklı bir insanda iç çocuk ile iç ana babanın bir uyum içerisinde varlığını sürdürdüğünü, sağlıksız insanlarda ise sürekli çatışma ve kavga içerisinde olduğunu belirtiyor. Bunun temellerini ise yetiştiğimiz aile içi ilişkilerde aramamız gerektiğini ifade ediyor. • • • Aslında Cüceloğlu’nun Timur’la Yakup Bey’in konuşmaları üzerinden anlattığı hikâye hepimizin bildiği ve yaşadığı bir hikâye. Günlük yaşamımızda ailemizle, dostlarımızla, sosyal çevremizle ve kendi içimizde yaşadığımız sıkıntı ve sorunlarımızın bir hikâyesi bu. Ancak hayatın hızlı akışı içerisinde bildiğimiz ama
Psikoloji
Yetişkin ÇocuklarDoğan Cüceloğlu · Sistem Yayıncılık · 20123,258 okunma
Ve istemiyorum. Özgürlüğüm dışında hiçbir şey istemiyorum.
Beni kendimden kurtarın. Lev Tolstoy
Edebiyat
Reklam