Hayatın gerektirdiği de budur: Küçük bir kuş, böcekleri, daha büyük
kuşlar küçük kuşları yiyor.
Büyük kuşları da bazen gıdasızlık,
bazen da soğuk mahvediyor. Bir böcek tohumları yiyor.O böcek de başka bir hayvanın gıdası oluyor. O hayvanı da bir
diğeri yutuyor. Bir koyun otları yiyor, siz de koyunu yiyorsunuz. Bu âlem birbirini yemek, mahvetmek için
kurulmuştur. Her şey birbirinin değişmez düşmanıdır.
Birbirinin hırslı dişlerinden ve yem olmaktan kurtulanları da
bir gün gelir ecel denilen büyüleyici korkunç yaratık yutuyor...
Evlilik ise genellikle salt ekonomik bir düzenlemedir; kadına süresi ömür boyu olan bir sigorta poliçesi sağlar, erkeğe de kendi türünü devam ettirmesini sağlayacak tatlı bir oyuncak. Yani evlilik, ve bu yolla sağlanan eğitim düzeneği, kadını asalakça, bağımlı olarak ve çaresiz bir hizmetkârmış gibi sürdüreceği bir hayata hazırlarken, erkeğe bir insanın hayatını tapulu mülkmüş gibi sahiplenme hakkını tanır.