Tolstoy’un bu kısa ama yoğun romanı, kıskançlık ve tutkunun insanı nasıl felakete sürüklediğini çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Anlatıcının iç hesaplaşmaları ve psikolojik çözümlemeler gerçekten güçlü; okurken zihninin içine girip onunla birlikte boğulduğunuzu hissediyorsunuz.
Ama beni en çok rahatsız eden tarafı, kadının sürekli “suçlu” konumunda olmasıydı. Erkek karakter kendi çelişkileri, arzuları ve korkularıyla baş edemiyor; bütün yükü kadına yüklüyor ve sonunda onu yok ediyor. Kadın bir insan olmaktan çok bir sembole indirgenmiş gibi.
Evet, döneminin toplumsal zihniyetini yansıtıyor; evliliği, cinselliği ve ahlakı tartışmaya açıyor. Ama bugünden bakınca bu bakış çok boğucu ve tek taraflı. Yine de kıskançlık, tutku ve insan psikolojisinin karanlık yüzünü görmek açısından etkileyici bir metin.
️ Benim için: “Psikolojik derinliğiyle değerli, ama kadın açısından okunması çok zor bir kitap.”