DOĞUNUN SEVDALARI
Sevda derinlerdedir, oysa Ferhâd
üstünü kazmada dağın.
Kalbimin, yâni o yağmur
ve acıdan ocağın
madenini, lâciverdî ve mahmur
bir ağrıyla delmede
Şirin
ve en aşılmaz, en derin
bir şiirin yurt edindiği
billûr bir köşke girmede
Leylâ
ve Mecnun'un, yâni o çölden
ve ağıttan otağın
önünde, bir adak gibi
ölüme diz çöktürmede
Leylâ
ve yakut, şafak ve irin
ile emzirdiği bir gözün
boynunu vurmada
Şirin.
Sevda derinlerdedir, oysa Ferhâd
üstünü kazmada dağın.
Zeytinlere vuran sabah ışığını izliyorum.
O ışıkta dinlenen seni izliyorum.
Sabahı çekiştiriyor iki arkadaş serçe…
O serçelerden yırtılan hayatı izliyorum.
İki dilim ekmekteki “iki”yi izliyorum.
Sen ve ben olmak hakkında izliyorum.
İnsan yalnız doğar, yalnız ölür, bu doğru.
Bu doğrudaki acıyı izliyorum.
Zeytinlere vuran sabah ışığı kayboldu…
Kaybolan neşeyi izliyorum.
Çaydanlıkta duman,
ilk vapurda mahmurluk,
işçi kadınların güzelliğini izliyorum.
Zeytinde dinlenen çekirdeği izliyorum.