Avrupa’nın en büyük dramı şudur: kendini hiçbir zaman sevdirememesi. Belki kendinden korkulmuş, çekinilmiş, hatta sahte yaltaklanmalar da görmüş, fakat hiçbir insanoğlunun sıcak bir yakınlık duygusunu elde edememiştir.
…Galiba tam yirmi beş yıl sonra, son demleri bir ömür boyu aklımda kalsın, Ben de tıpkı onun gibi yaşlandığımda bütün bunları hatırlayayım diye karşıma çıkmıştı. Onu yirmi beş yıl önceki haliyle değil, bu son günleriyle anımsayayım, gözlerimde bu yollar, bu içli nefesler kalsın, böylece hem kendimle hem de onun hatırasıyla boğuşmaktan vazgeçeyim diye gelmişti belki de.