Çemberistan'da yaşayanlar güler yüzlü, tatlı dilli insanlardı. Her ülkede olmadığı gibi bu ülkenin de kralı ve güzeller güzeli bir kraliçesi yoktu. Kral ve kraliçe olmadığı için onların yaşadığı saray da yoktu. Ve bu yüzden olmayan saray her kese eşit uzaklıktaydı.
Ülke, Çemberce Yasası'na göre yönetiliyordu ve Çember Yasası tek bir maddeden oluşuyordu. Yasaya uymayanlar için de tek bir yaptırım vardı.
Ülkede sivri uçlu hiçbir şey yoktu. Dağların tepeleri, evlerin çatıları hiç biri sivri değildi. Bıçaklar sivri ve keskin uçlu değildi; çünkü sivrilikler acıtırdı ve de kanatırdı. Ucu olmayan kalemlerle yazılırdı yazılar, kağıdın canı acımasın istenirdi.
Ülkenin geleneksel yemeği yuvalama, milli sporu takla, geleneksel ulaşımı ise yuvarlanmaktı. Yuvarlanmak en hızlı ve en keyifli ulaşım şekliydi. Yuvarlanırken dünyaya tepetaklak bakmak da mümkündü. Hem dünya da yuvarlak değil miydi ve de dönmüyor muydu sanki? Her şey olması gerektiği gibi yuvarlaktı anlayacağınız.
Yürümek diye de bir ulaşım şekli vardı; fakat eğlenceli olmadığı gibi çok da yavaştı. Zorda kalmadıkça kimse tercih etmezdi yürümeyi. Çemberistan'da sabah evden çıkan biri, daha akşam yemeği hazır olmadan kendini evinde bulurdu. Başladığı yere dönerdi insan, yolun sonunda başladığı yerde bulurdu kendini. Çemberistan'dı burası. Yuvarlaktı. Nasıl olsa başladığımız yere dönüyoruz, o halde aradaki sürecin tadını çıkaralım diye düşünmek bir yaşam felsefesiydi. Ülkenin en yaşlıları vaktiyle "yuvarlanalım arkadaşlar" diye karar almıştı. İşte ülkenin tek maddelik yasası da böylece oy birliğiyle yürürlüğe girmişti.
Çember Yasası!
... ... ...
Sahi ne yazıyordu Çemberistan'ın girişindeki levhada?
YUVARLANIP GİDİYORUZ!
Sayfa 46 - Meryem Ermeydan - "Çemberistan".