Demokrasilerin payandalarından biri de ekseriyet (çoğunluk) fikridir. Pek eski devirlerdenberi buna da hücum edilmiştir... Pascal soruyordu: “Niçin ekseriyetin peşinde koşuluyor? Daha haklı olduğu için mi? Hayır! Daha kuvvetli olduğu için!" Tarihte bir tek haklı adama karşı milyonlarca ekseriyetin aldandığı sık sık görülür. Meşhur Montesquieu, "Sayının hakimiyeti, kralların Allah namına ileri sürdükleri hakimiyetten farksızdır." diyordu. Louis Blanck için de “halk bir sayıdan ibaret değildir". O Prondhon'a 1848'de rey veren 10 milyon Fransız'dan dörtte üçünün kara cahil olduğunu ortaya koymuştu. Stuart Mill, kendi kendini idareden âciz adamların başkaları üstünde iktidar sahibi olmalarını delilik telâkki ediyordu. Auguste Comte da, ekseriyete dayanan bir rejimde “zulmüm her yerde olduğunu-ve mesuliyetin hiç bir yerde olmadığını yazıyor ve diyordu ki: “Elime felsefenin kalemini aldığım günden, otuz senedenberi, müsavatın bir hile ve ekseriyet davasının en iğrenç bir yalan olduğunu ortaya koydum." Herbert Spencer ihtirasların kaynadığı ekseriyet oyunlarında çok defa deliliğin, akla galip geldiğini iddia ediyordu. Carlyle, demokrasinin kendi kendini tahrip ettiğine ve neticenin sıfıra sıfır elde var bir olduğuna kani idi. Mentalemhert demokrasinin ağır ağır, fakat mutlaka öldüren bir zehir olduğunu anlattı. Balzac da bu fikirdeydi ve Fransa'nın bu hakikati günün birinde pahalıya satın alarak öğreneceğini yazıyordu ve Gustave Flaubert'in gözünde demokrasi insan zekâsı için en büyük ayıptı. Peyami Safa (Peyami Sefa- Millet ve İnsan)
Per Lachaise'de Sıçrayış
Per Lachaise'de Sıçrayış Per Lachaise'deki ruhların ışıklı izinde Aydınlıkları,çiçekleri toplayarak içimize Ne güzelde biriktirdik , nazikçe gele gide Şiirden ,şarkıya ,söze, kelimeye Ustaların yolunda ilerleye ilerleye Anılarını , ruhlarını hissede hissede Arşınladık kalplerini, şiirden şiire Sıçradık ışıklarla bir usta'dan diğerine Biriktirdik ilhamları, yeşere yeşere Kalbimize, kalplere, gönüllere , enginlere Sinemadan, tarihe, felsefeden , geziye İlerledik durmadan, coşkuyla her bir yere Courbet'ten Valles'e,Rimbaud'dan Baudelaire'e Piaf'tan Kaya'ya, Eluard'dan Molliere'e Hugo'dan Zola'ya , Michelle'den Güney'e Jim'den Oscar'a, Balzac'tan La Fontaine'e Proust 'tan Chopin'e, Comte'dan herkese Yüzlerce yıllık tarihten mirastır bizlere 🤓😊🙏👋🫶💚🫶🍀 #şiir 🍀 #varoluşçuşiir 🍀 #VaroluşçuHezeyanlar 🍀
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlke olarak aşk, temel olarak düzen, amaç olarak ilerlemek. A. COMTE Hasan Küçük, Türk İslam Sosyal Düşünce Yapısı s. 266
TÜRKİYE'NİN SOSYOLOJİSİ AVRUPA'YA BENZEMEZ...
Cemil Meriç: "Aydının bir kartvizite ihtiyacı var. Müslüman değil, belli bir mesleği de yok, herhangi bir bilgi dalında uzmanlaşmamış… Bırakın da Marksist olsun." Ona göre mevcut Türk düşüncesi orijinal değildir, bir "tercüme faaliyeti"dir. Düşünce geleneğinin olmayışından şikayet ederken kastettiği budur; bizde düşünürler "müellif" değil, "mütercim"dir. Marx'ı, Durkheim'ı, Comte'u çevirip Türkiye'ye uyarlamaya çalışırlar ama bu teorilerin doğduğu sosyolojik zemini (Avrupa tarihini) sorgulamazlar. Avrupa'da Sol, Fransız İhtilâli ile doğmuştur. Kilise'ye, Kral'a ve feodaliteye karşı burjuvazinin ve sonrasında proletaryanın isyanını temsil eder. İlerlemeyi, aklı, değişimi simgeler. Ancak Latince kökeninde "uğursuz", "eğri" anlamları da vardır. Sağ ise, mâziyi, kiliseyi, aristokrasiyi ve statükoyu savunur. Meriç'e göre Avrupa sağı "daima çekingen, daima korkak, daima sevimsizdir" çünkü savunulamayacak imtiyazları ve kanlı bir tarihi savunmak zorundadır. Bu kavramlar Türkiye'ye girdiğinde, anlamlarını yitirip birer "bukalemun"a dönüşmüştür. Çünkü Türkiye'nin sosyolojisi Avrupa'ya benzemez. -Reha Kansu, "Cemil Meriç Gerçekten İdeoloji Karşıtı mı?", besincidevre.org, 30 Aralık 2025-
Bir Düşün İnsanı Cemil Meriç
Felsefenin gelişimi Gül, dikeni ile değil, kokusuyla kendini korur. ︎ Georg Wilhelm Friedrich Hegel 19.yy felsefe insanları insan zihnini inceleyerek felsefe dalına yeni argümanlar belgeler kazandırarak felsefeyi yeni boyutla insanlara tanıttılar insan zihnini inceleyen Hegel onu tanıtırken insanlara zihnin tarihsel boyutunuda anlatmayı tercih etti biz insanlara Hegel şöyle diyordu "Tarihten öğrendiğimiz şey, insanın tarihten hiçbir ders alamıyor olduğudur."Hegele göre akıl ve zihin sürekli değişip gelişirken akıl ve zihnin bir evrimi vardır ve her akıl mutlaka sosyal hayattan ve yaşanılan koşullardan etkilenir bu etkilenme ise iyi ve kötü yönde olabilir tarihten ders ve ibret almak isteyen insan mutlaka ondan olumlu bir ders alacak kötülüklerini azaltıp iyiliklerini çoğaltma yolunu seçecektir 18.yy tam bir akıl çağıydı 19.yy felsefesini ise zıtlıkların çarpışması olarak tarif edebiliriz bu dönemin önemli felsefe insanlarından biriside Marks ve Darvin olacak Marksizm bu devirde gelişmeye fikir fidanı büyüyüp boy atan bir ağaç olmaya başlayacaktı "Ben mal değilim. İnsanım Değerlendirilmek değil insanca değerli olmak, yaşamak istiyorum.”diyen Marx ise erdemi insanca yaşamak bir mal gibi değil insan gibi görülmekten ibaret olduğunu söyler ona göre akıl ve zihin insan gibi bir muamele görür ise erdem kazanır erdemin en güzel yolu insanlıktır İnsan kendini sevmeyi öğrenmeli. Böyle Söyledi Zerdüşt Friedrich Nietzsche 19.yy felsefesinde öne çıkan felsefeciler genelde şunlar olmuştur Kirkegaard Nietche Schophauer akıl dışını ön plana çıkartırken Alman idealizminin ön plana çıkıp çağa damga vurduğunu farkederiz Alman bilim adamı Nietche şöyle diyecek "önce sen kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla."Nietche felsefesinde insan başı dik ve gururlu bir
Felsefe
cemil meriç dosyam
*tarık mümtaz denen şahıs cemil meriç'e sırf zarar ziyan ya. adamın hayatını karartmış neredeyse. mideme ağrı girdi. c.m sınıf birincisi iken okulun bitmesine on beş gün kala ayrılmış. bunun nedeni t.m etkisiyle hocaları hakkında münasebetsiz yazılar yazıp yayınlaması. tarık mümtazla ilişiğini kesmediği için mülkiye fırsatını kaçırması. en sevdiği ve onu en çok seven 4 hocasını incitmesi... *Cemil Meriç, Promete efsanesini ilk Lâmi Bey'den dinlemiş. Ben de bu vesileyle Promete efsanesinden haberdar oldum. Çok memnun oldum çok güzel bir efsane. Acaba Cemil Meriç bununla ilgili nasıl notlar almıştır, Lami Bey bunu nasıl anlatmıştır? *Son İbn Sirac'ın Başından Geçenler François-René de Chateaubriand Memduh Selim, tercüme dersinde bu eseri çevirtmiş. Son İbni Sirac'ın Maceraları *phraséologie ilginç bir kavram. Cemil Meriç, Mösyö Moity isimli hocasının en çok bu derse ehemmiyet gösterdiğini ifade etmiş. Anlamı; Bir dile, bir çağa, bir bilim dalına, bir çevreye, bir yazara özgü cümle kuruluşu veya anlatım biçimi . 2. Belirli bir dilin özelliklerini taşıyan ve bu dili öğretmek amacıyla oluşturulan cümle veya ifadeler topluluğu. *Cemil Meriç'in etkilendiği kitaplar* - Kamus-ı Felsefe -Selim Sırrı'nın Terbiye-i Bedeniye Nazariyatı. - Suç ve Ceza - Ekmekçi Kadın -Tunçtan Kızlar -Simon ve Mari (Xavier de Montepin) - The Talisman -hissiyat ruhiyatı (ribot) - Madde ve Kuvvet ( yılıdızlııı) - Anti-Dühring ( yüz sayfa özet çıkarmış) - Kapital (sadece ilk cildini..) -etkilendiği isimler- Ahmet Mithat Efendi Süleyman Nazif
Cemil Meriç