"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Sayfa 21
1000Kitap
Machiavelli'den efsane bir söz daha
İnsanlar o kadar basit kafalı ve acil ihtiyaçlarının baskısı altındadırlar ki, bir hilekar aldatılmaya hazır bir sürü insan bulabilir.
Sayfa 313·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Proust burjuva çocuklarından bahsediyor:
Bu delikanlıda ve bu genç kızların tek tük erkek arkadaşlarında, giysi, giysileri taşıma, puro, İngiliz içkileri ve atlar konusundaki -en küçük ayrıntılarına kadar, bir alimin sessiz alçakgönüllüğüne yaklaşan gururlu bir yanılmazlıkla sahip olunan- bilginin tamamen tek başına, en küçük bir zihinsel kültürle tamamlanmadan gelişmiş olması, beni çok şaşırttı. Belli bir durumda smokin veya pijamanın uygun olup olmadığı konusunda hiçbir tereddüdü yoktu, ama filanca kelimenin nerede kullanılacağından veya kullanılamayacağından, hatta en basit dilbilgisi kurallarından bile habersizdi. İki kültür arasındaki bu aykırılık, Balbec Mal Sahipleri Sendikası başkanı olan babasında da aynen mevcut olsa gerekti; çünkü bütün duvarlara afiş halinde astırdığı, seçmenlere açık mektubunda şöyle diyordu: "Sözünü etmek için belediye başkanıyla görüşmek istediysem de haklı şikâyetlerimi dinlemek istemedi." Octave Casino'daki bütün boston, tango ve buna benzer dans yarışmalarında ödül kazanıyordu; isteseydi bu sayede, genç kızların dans kavalyelerini hayatlarının kavalyesi olarak seçip evlendikleri bu "sayfiye" muhitinde iyi bir izdivaç yapabilirdi. Sohbet ederken acil bir işi tamamlamak için izin ister gibi Albertine'e, "İzninizle" diyerek bir puro yaktı. Çünkü asla "hiçbir şey yapmadan duramazdı"; ama aslında zaten hiçbir zaman hiçbir şey yapmıyordu. Tam işsizlik, hem beden ve kaslarda, hem maneviyatta, sonunda aşırı çalışmayla aynı sonuçları doğurduğu için de, Octave'ın düşünceli alnının gerisindeki zihinsel boşluk, sakin görünümüne rağmen, sonunda kendisinde nafile bir düşünme hevesi yaratmıştı; geceleri tıpkı aşırı yorgun bir metafizikçi gibi uyuyamıyordu.
Sayfa 404 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025
Atatürk konuşmalarında sürekli şu temayı tekrar ediyordu: “Şu an en acil görevimiz modernleşmek, eğer nüfusun yalnızca yarısını modernleştirirsek modern dünyayı yakalamada başarılı olamayız.” O günden bu yana başkaları da bunu gördüler. Atatürk’ün kadınları hayatın eşit katılımcılarına dönüştürme çabaları, hem Türkiye’de hem de bölgenin diğer ülkelerinde tersine çevirmiştir.
Sayfa 293·Kitabı okuyor
Acil üzerime propranolol
“Deneklere propranolol verildi.Bu ilaç adrenalin ve noradrenalin adlı hormonların işlevini baskılayarak amigdalanın etkinliğini azaltır, bunun sonucu olarak da duyguları harekete geçiren hatıralar daha az hatırlanır.”
Sayfa 37 - TÜBİTAK salmat yayıncılık 2. Basım.·Kitabı okuyor
Alıntı
​"Kendimizi sürekli zamanımızın yetmediği bir yarışın içinde buluyoruz. Bu kronik acele hali, zihni kalıcı bir acil durum moduna sokar. Acil durum modundaki bir beyin ise derin felsefi sorular soramaz, sadece hayatta kalmaya ve önündeki en yakın uyarana tepki vermeye odaklanır."