"Öl desen ölür yani, o derece." Annem yeniden dürttü beni. "Kim o, kız?" "Heyecanlanma, anne. Yok öyle biri." Neden herkes sevgiyi ölümle ölçüyordu? Ben kimse ölecek raddeve gelsin istemiyordum. Zaten bırak uğrumda ölecek sevgiliyi, Münevver ninenin deyimiyle benimle muhallebi yemeye aday adayı bile yoktu.
Sayfa 174·Kitabı okudu
“Dalkavuğunu Bulmak” deyiminin hikâyesi…
Eski konakların kadrolu dalkavukları olduğu bilinir. Bunlar, efendilerinin sıkıntılı anlarında onların her dediğini tasdik etmekle birlikte, yeri gelince sözünü dudaktan esirgemeyen; bazen de neşeli hikâyeler ve nüktelerle onları eğlendirip rahatlatarak devlet nizamına katkıda bulunan, soytarı tipli insanlardır. Dalkavukluk deyip geçmeyiniz. Bu öyle her babayiğidin harcı da değildir ve her birerleri imtihanla işe alınırlar. İşte hikâye: Vaktiyle yüksek rütbeli zatlardan biri kendisine bir dalkavuk edinmek isteyip tellâl çığırtmış. Belirtilen gün ve saatte kapıda bazı dalkavuklar toplanmışlar. Sırayla imtihan odasına alınmaya başlamışlar. Efendi, ilk geleni şöyle bir süzmüş ve sormuş: — Sen dalkavuk musun? — Evet efendim, ben dalkavuğum. — Amma hiç de dalkavuğa benzemiyorsun. — Nasıl benzemem efendim. Filân paşanın yanında beş sene; falan vezirin kapısında üç sene hizmet ettim. Efendi ona yol vermiş ve diğer adayı içeri almışlar. Ona da sormuş: — Sen dalkavuk musun? Aynı cevaplar ve aynı konuşmalar... Böyle birkaç aday sınandıktan sonra içeriye birisi girmiş. Soru aynı: — Sen dalkavuk musun? — Evet, efendi hazretleri; bendeniz dalkavuğum. — Amma sen öyle pek dalkavuğa benzemiyorsun. — Hakk-ı âliniz var efendim; pek öyle dalkavuğa benzemem. — Fakat sanki biraz da dalkavuğa benziyorsun. — Evet biraz da benzerim efendim. Efendi dışarıya haber salmış: — Ben dalkavuğumu buldum, diğerleri dağılıp gidebilirler. Binlerce esef ki eskiden bir büyüğün bir dalkavuğu olurken şimdi her büyüğün yüzlerce dalkavuğu var. Dahası, eski dalkavuklar bazen öyle hakikatli sözler ederlermiş ki bu sözler meclise bir bomba gibi düşüp herkesi kendine getirirmiş. Yine eseftir ki şimdilerde insanlar, bir dalkavuk tutmak yerine çevrelerindeki herkesten dalkavukluk bekliyorlar. Doğrusu
Sayfa 59 - Kapı Yayınları 280. Basım·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1980 Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçimi
6 Nisan 1980'de Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün görev süresi sona erdi. Senato Başkanı olan İhsan Sabri Çağlayangil yeni Cumhurbaşkanı seçilene kadar bu makama vekâlet etmeye başladı. Mecliste Cumhurbaşkanlığı için CHP, 12 Mart müdahalesinin aktörlerinden Muhsin Batur aday gösterdi. AP kanadı ise Muhsin Batur'un karşısına Saadettin Bilgiç'i çıkardı. Bir süre sonra Saadettin Bilgiç adaylıktan çekildi. Onun yerine Batur'un karşısına AP kanadı yine eski bir orgenerali Faik türünü çıkarttı. CHP'nin adayı 12 Mart müdahalesinin güya sol yönelimli generali, AP'nin adayı ise bu müdahalenin sağ eğilimli ve işkenceli uygulamalara adı karışmış önemli aktörlerinden olan bir başka generaldi.
Sayfa 312·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Daha işin başında çok belirgin sorular sormadan, adayı kendini göstermeye açıkça teşvik etmeliydik: “Bana kendinizden söz edin!” Eğer aday tek başına işi götürse, özerk biridir. Söze girerken bizim tercihlerini sorarsa, örneğin öğreniminden mi başlamalı yoksa son çalıştığı görevden mi söz etmeli diye sorarsa, bu durumda, kişiliğinde inisiyatif eksikliği var demektir. Bu kişi etliye sütlüye karışmaz!
Sayfa 15·Kitabı okudu
Küba'da siyasetçiler para almıyorlar. Gönüllü olarak parlamentodalar. Adaylık sırasında bir başka adayı ezerek, ona karşı propaganda yaparak seçime giremiyorsun. Başından beri böyle zaten. Yani siyasette para işlemiyor. Cebinde para yoksa Türkiye'de aday olamıyorsun, paran olduğu zaman aday olabileceğin de garanti değil.
Sayfa 72·Kitabı okudu
DALKAVUĞUNU BULMAK
Vaktiyle yüksek rütbeli zatlardan biri kendisine bir dalkavuk edinmek isteyip tellâl çığırtmış. Belirtilen gün ve saatte kapıda bazı dalkavuklar toplanmışlar. Sırayla imtihan odasına alınmaya başlamışlar. Efendi ilk geleni şöyle bir süzmüş ve sormuş: --Sen dalkavuk musun? --Evet efendim, dalkavuğum. -- Amma hiç de benzemiyorsun. --Nasıl benzemem efendim Filan paşanın yanında 5 sene, falan vezirin yanında 3 sene hizmet ettim. Efendi yol vermiş... ve diğer adayı içeri almışlar. Ona da sormuş: -- Sen dalkavuk musun? Aynı cevaplar ve konuşmalar... Böyle bir kaç aday sınandıktan sonra içeriye birisi girmiş. Soru aynı: -- Sen dalkavuk musun? --Evet, efendi hazretleri; bendeniz dalkavuğum. --Amma sen öyle pek dalkavuğa benzemiyorsun. --Hakk-ı âliniz var efendim; pek öyle dalkavuğa benzemem. --Fakat sanki biraz da dalkavuğa benziyorsun. --Evet biraz da benzerim efendim. Efendi dışarıya haber salmış: --Ben dalkavuğumu buldum, diğerleri dağılıp gidebilirler. Binlerce esef ki eskiden bir büyüğün bir dalkavuğu olurken şimdi her büyüğün yüzlerce dalkavuğu var. Dahası, eski dalkavuklar bazen öyle hakikatli sözler söylermiş ki bu sözler meclise bir bomba gibi düşüp herkesi kendine getirirmiş. Yine eseftir ki şimdilerde insanlar, bir dalkavuk tutmak yerine çevrelerindeki herkesten dalkavukluk bekliyorlar. Doğrusu bu manzaraya bakınca insan, "Nerede o eski dalkavuklar!" diye iç geçiriyor.
Sayfa 59·Kitabı okudu