Hayyam'dan..
Gün gelir... Hırsızlar zengin... Metresler eş... Serseriler adam olur... Odundan kapı, taştan saray olur... Gün gelir... Kezbanlar destan... Onları destan yapanlar mestan olur... Gün gelir... Çivisi çıkar dünyanın... Konuşamayanlar hatip... Şifa veremeyenler tabip... Yazamayanlar kâtip olur... Ama yine öyle bir gün gelir ki... İşler ters döner. Aldatan, bir gün sadakat için... Çalan, bir gün adalet için... Döven, bir gün şefkat için yalvarır... ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.... Şâha da fazla güvenme… Gün gelir mat olur. İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur? Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...
Şiir
‘Seçimleri kazansanız bile silahlarımızla sizi ezeriz’
Jack London’ın ‘Demir Ökçe’ romanında Wickson şöyle haykırır: “Seçimleri kazansanız bile o meclis binalarını başınıza yıkarız. Ordumuzla, polisimizle, silahlarımızla sizi ezeriz. Bizim elimizde GÜÇ var ve bu gücü asla bırakmayacağız!” 1916 yılında hayatını kaybettiğinde henüz 40 yaşında olan Jack London, kısacık ömrüne dünya edebiyatının başyapıtları arasında anılacak sayısız eser sığdırmıştı. Örneğin 1908 yılında kaleme aldığı Demir Ökçe… Dünya edebiyatının ilk distopya örneği olarak kabul edilen bu eser, doğa ve macera romanlarıyla tanınan Jack London’ın sosyalist dünya görüşünü de en yetkin şekilde yansıtan çalışmasıdır. Romanın kurgusu, 27. yüzyılda yaşayan bir tarihçinin, Sosyalist İşçi Önderi Ernest Everhard’ın 1910-1932 yılları arasındaki mücadelesini anlatan günlükleri bulması üzerine kuruludur. Ernest’ın eşi Avis tarafından tutulan bu günlükler ve Tarihçi Anthony Meredith’in dipnotları aracılığıyla London, ideal bir sosyalist liderde bulunması gereken özellikleri tanımlar. Devlet mekanizmasını elinde tutan tröstlerin, işçi sınıfını “böl ve yönet” taktikleriyle parçalaması ve devrimci kalkışmaları ordu gücüyle vahşice bastırması, çarpıcı bir yeraltı direnişi hikayesiyle işlenir. Eser, insanlığın yüzyıllar sürecek karanlık bir döneme girişini betimlerken, aynı zamanda gelecekte kurulacak adil bir sosyalist dünya düzeninin de habercisi niteliğindedir. Eşi Nadejda Krupskaya’nın aktardığına göre Lenin, Demir Ökçe’yi okuduktan sonra kitaba hayran kalmış ve romandaki tekelci kapitalizm (tröst) analizlerini son derece isabetli bulmuştur. Lenin, London’ın burjuva demokrasisi ile parlamenter sistemin birer aldatmaca olduğunu erkenden gördüğünü belirtir. Ona göre bu eser; egemen sınıfın gücü tehlikeye girdiğinde bizzat kendi koyduğu yasaları çiğneyerek her türlü
Makale|Yazı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hep bu aldatmaca kahreden beni, bu yokluk Anılarımın bir bir nefes alıp verişi Sonra apansız üstüme çöken o yorgunluk Ümit Yaşar Oğuzcan
Her şeyin bir aldatmaca olduğunu idrak ettiğin an uyanıp insanları kanatmaya, mahvetmeye çalışırsın. Charles Bukowski
Alıntı
Hadisi Şerif Şeytanın Babasının adını ve Şeytanın ismini verdi!
**"Dünyanın yıkılmasına sadece bir gün kalsa bile, Allah benim neslimden ismi benim ismime, babasının ismi de babamın ismine uygun olan bir adamı göndermek için o günü uzatır." (Ebû Dâvûd, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52)** Hz. Muhammed (s.a.v) peygamberimiz kendi soyundan birinin yani torunu olacak aynı zamanda Allah'ın Halifesi olacak olan Mehdi Aleyhisselamın baba adını ve Mehdi Aleyhisselamın adını vermemiştir.Çünkü efendimiz Mehdinin adını yaşadığı yeri veya ismini veya zuhur edecek yeri doğru söyleseydi Mehdi Aleyhisselamın hayatı riske girecekti ve İslam düşmanları onuda şehit edeceğini bildiğinden Mehdi Aleyhisselama yardımcı olsun diye bu hadis ile Şeytanın adını ve babasının adını vermiştir. "benim neslimden" ifadesi aslında Ahir zaman da çıkacak olan Şeytanın Efendimiz gibi yaşadığını Alim görünümlü Şeriat ehli gözükeceğini bildirmiştir.Aynı zamanda Şeytan'ın insan görünümde Mehdinin yaşadığı yerde en büyük alim olacağı ve Mehdiye en büyük düşmanlığı yapacağı hakkında rivayetler mevcuttur. "ismi benim ismime, babasının ismi de babamın ismine uygun olan bir adam" ifadesi şeytanın isminin Muhammed veya ona yakın övülmüş şerefli anlamı içeren isimler olacağı, şeytanın babasının ismininde Abdullah'a benzer bir isim olacağını bildirmiştir. "Sin, Sad Gibi Gözükür" Ne Demektir? Risale-i Nur’un Sikke-i Tasdik-i Gaybî ve bazı Kastamonu/Emirdağ Lahikası parçalarında geçen ebced/cifir ve işaret ilmine dayanan bir tespittir. Harflerin Manası: Arapça harflerden Sin, genellikle şerri, gizli dinsizlik komitelerini veya Süfyanî akımı temsil eder. Sad ise saffeti, sadakati, İslam’ın safiyetini ve Mehdi’nin nurani cemaatini sembolize eder. Hakikati: Ahir zamanda dehşetli bir kamuflaj ve aldatmaca olacaktır. Şer odakları (Sin) yani iblis , kendilerini dindar,
Din
Hakan Günday'ı Hatırla...
Bugün Hakan Günday'ın doğum günü. Eğer o olmasaydı, Kinyas ve Kayra (2000) ile modern dünyanın normlarını reddeden, şiddet ve cinselliğin uçlarında gezinen iki sıra dışı karakterin Afrika'dan Amerika'ya ve Türkiye'ye uzanan varoluş/kayboluş hikayesini anlatmasına, Zargana (2002) ile on iki yaşında yaşadığı ağır travmatik olaylar sonucu kendini "insan" sınıfından çıkaran ve hiçliğe yaklaşırken kendi benliğini bulmaya çalışan bir karakterin sert, çarpıcı hikâyesine, Piç (2003) ile yaşam tarzını ve modern toplumun dayattığı, ahlak ve düzen normlarını reddederek kendi şartlarıyla var olmaya çalışan, toplum tarafından "sorumsuz" ve "serseri" olarak görülen dört nihilist gencin yaşadıklarına, Malafa (2005) ile insan ilişkileri ve ticaret dünyası arasındaki paralellikleri ve tezgâhtarların aldatmaca, sistem eleştirisi, hayatta kalma mücadelesine, Azil (2007) ile Asil'in gerçek, hayal ve kâbuslar arasındaki sarsıcı yolculuğu; hiçleşme sorununu ve toplumun bireyi yalnızlaştırıp ötekileştirmesini merkezine almasını konu almasına, Ziyan (2009) ile gerçeklik ve postmodernizmi harmanlayarak Türkiye'nin doğusunda zorunlu askerlik yapan, intiharın eşiğindeki genç bir askerin gözünden otoriteyi, devlet sistemini ve bireyin yalnızlığını; içinde nasıl sıkışıp "ziyan" olduğunu sorgulamasına, Az (2011) ile toplumun karanlık yüzüyle yüzleşen; şiddet, inanç ve varoluş temalarını işleyen sarsıcı, gerçekçi, Derda ve Derdâ'nın şiddetle yoğrulan iki karakterin kesişen yollarına, Daha (2013) ile Gaza’nın masum bir çocukken içine çekildiği acımasız suç dünyasında kendi tabiriyle adım adım bir "canavara" dönüşmesi; bunun yıkıcı etkisi ve suç dünyasının yarattığı ahlaki çöküntüye, Kana Diz Kana (2020) Bir çizgi romanıdır. Aynı görsel çizimler üzerinden tamamen farklı