Uzun soluklu ve çok ama çok etkileyici bir roman...
Bugüne kadar hiç bu kadar eklenmemiştim bir romandan. Olaylar o kadar canlı ve gerçek ki bazen Emir ya da Hasan olduğumu ve kendimi olayların içinde hissettim. İlk başta Hasan'ın Emir'e olan sadakatini, sonra Emir'in ihanetini okuyacaksınız, biraz daha ilerleyince Afganistan'ın işgalini ve insanların başka ülkelere sığınışını.
Tabi tüm bunlar olurken bir baba ile oğlu arasındaki geçenleri göreceksiniz (Çok fazla detaya girmek istemiyorum, çünkü roman çok yönlü).
Bir de olmazsa olmaz aşk var. Ama bu aşk öyle yürekten ki zaman zaman Emir'in utangaçlığı size çok hoş gelecek.
Biraz daha ilerlersek, Emir'e gelen bir telefondan sonra başlıyor olaylar aslında. İşte bundan sonra Emir tüm pişmanlıklarını telafi etmeye çalışıyor. Bir Afganistan'ın işgali resmen gözlerinizin önüne serilecek. Artık Emir ile Hasan'dan Emir ile Sohrab'ın (Hasan'ın oğlu) hikâyesine doğru bir geçiş olacak. Emir geçmişin bütün hatalarını Sohrab ile telafi edecek.
Aslında roman çok derin ve duygu yüklü. Bu yazdıklarım aslında birkaç cümleden ibaret.
Yine en iyisi romanı kendiniz okuyun derim.