• 197 syf.
    Arthur Schopenhaur'un okumak, yazmak ve düşünmek üzerine notlarının ve tavsiyelerinin yer aldığı bu kitabı konu ile ilgilenenlere kesinlikle tavsiye ederim. Kitap biraz yorucu geldi bana. Sakin bir kafa ile sessiz bir ortamda okumakta fayda var. Merak edenler için ara ara alıntılar yaptım.
    Özellikle okumak ve yazmak ile ilgili bölümleri 1000k'daki okuyucular bence dikkatlice okumalı. Okumuş olmak için okumak ile okuduğunu anlamak için okumak arasında çok büyük fark var.
    Sitede okuma hedefleri ile ilgili çok ilginç bir olay dikkatimi çekmişti. Bu son kısmı onun için yazdım. Bununla ilgili bir kaç farklı tecrübemde oldu. Çoğu okur okuduğu kitabı anlamadan bitiriyor ve daha kötüsü bunun farkında bile olmuyor.

    Okumak önemlidir, daha önemlisi ise neyi nasıl okuduğunu bilmektir.
  • 110 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Hacca gitmeden evvel okumuştum. Açıkça söylemek gerekirse biraz hoş bir hikaye dinler gibi ama bir o kadar da beğenerek kitabı bitirdim.
    Hac ile ilgili merak ettiğim hemen hemen her bilgiye ulaşmıştım. Tabii bir de gerçekler daha doğrusu yaşadıklarım var.
    40 gün süren bir kutsal topraklar ve Hac yolculuğu sonrasında evime geldiğimde kitabı bir kez daha okudum.
    Ama bu sefer herşey çok daha farklı oldu. Okuduğum cümlelerde hac mevsiminde yaşadıklarımı hissettim. Kitapta dikkat edilmesi gereken hususlar, öneriler, anlatılanlar ve değinilen önemsiz gibi görünen cümleleri aslında birebir tecrübe ettiğimi anladım.
    Tüylerimi diken diken eden paragraflar, alıntılar, sözler ve anlatılan bilgileri, şükrederek ve o anları dolu dolu yaşamış olmanın mutluluğu ile gülümseyerek bir kez daha okudum.
    İlk okuduğumda hikaye gibi gelen cümleleri, yüreğimin en derinlerinde hissedebilecek kadar yaşayabilmiş olmak paha biçilemez.
    Kitabı en başından en sonuna kadar yazılanların bilincine erişerek ve sindire sindire okumak gerekiyor. Özellikle kutsal yolculuğa çıkmadan önce kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
  • Cesur Doruk'un, "biradambirbebek" kitabından alıntılar;

    S 26- Ölü doğum vakasını bildiğimden mi yoksa yetiştirilme şeklimden mi bilmiyorum ama hep şefkatli oldum kardeşime karşı. Hiç kıskanmadım. Mama yedirdim, oyun oynadım, uyuttum.

    S 37- Tamam kabul ediyorum beş yaşımda karşı komşumla oynadığım evcilik oyunlarından biraz daha zor ama olsun böylesi daha güzel. Artık bir bebeğimiz mi olsa?

    S 43- Tıbbi bir sorun yoksa her isteyen çocuk sahibi olabiliyor. Onu doğru, yanlış, dürüst, hırsız, sevecen ya da kötü yetiştirmek çevresel faktörlerle beraber büyük oranda anne ve babasının elinde. Bu düşünce bende büyük bir baskı yaratıyor. İnşallah iyi bir evlat yetiştirebilirim.

    S 70- O hastane odasında geçen günlerin sonunda kızımızı kucağımıza sağlıklı olarak alabilmenin dünyadaki her şeyden önemli olduğunu anlamıştık.

    S 95- Mesela kime "Baba" diyoruz? Ameliyathane kapısında bebeği kucağına alınca gözleri dolan adama baba diyoruz. Akşam evde oyuncaklarla oynarken şirinlerdeki Şirin Baba değil de Şirine olmayı kabul eden adama da baba diyoruz. Pişen balıklardan en büyüğünün kılçıklarını beyin ameliyatı yaparcasına ayıklayıp çocuğuna yediren adama baba diyoruz. Bazen çatlayan sabır taşını, Japon yapıştırıcısıyla yapıştırıp yerine koyan adama ermiş baba diyoruz.

    S 101- Tek başınıza kitap okuyun, bir filme gidin, hobinizle ilgilenin, hobiniz yoksa bir köşeye çekilip neden bu yaşa kadar bir hobi edinmemişim diye dertlenin ama mutlaka yalnız vakit geçirin. Yalnız vakit geçirin ki pil tekrar dolsun.

    S 113-114 Madem bu çocuk senin, her yaptığını yapmaya çalışan bir kopyacı, kitap konusunda da kopyacılık edecek tabii. Senin elinde ne kadar çok kitap görürse o kadar çok okuyacak, ne kadar cep telefonu ya da tablet görürse bu aletlerle o kadar çok ilgilenecek. Hani "çocuklarla kaliteli vakit geçirmek" diye bir söylem var ya, bence ailece beraber kitap okumak en kaliteli eylem...

    S 142- Seni hastane odasında o mart ayının soğuk gününde kucağıma aldığımda ilk his endişe oldu içimde. Sensizlik endişesi. Tüm varoluş sebebim değişti sanki bu dünyadaki.

    S 145- Sen bir şeye kızıyorsan ve çocuğun onu yapmasına izin vermiyorsan aynı tutarlılığı anne de göstermeli. Birinin kızdığı konuyu diğeri tolere etmemeli.

    S 152- Hiçbir zaman teknolojinin esiri olmasını istemedim kızımın ama nimetlerinden faydalanmamak da enayilik olur.

    S 161- Burada okuyup öğrendiğimiz taktikler devreye giriyor. Kaybeden yok taktiğini uyguluyoruz. "İlla etek mi giymek istiyorsun? Peki etek giyip nasıl üşümeyebilirsin bir düşünelim mi beraber? Senin bir önerin var mı? Mesela çorabı mı değiştirsek?"

    S 165- Biz hiçbir telkin edici söz ya da harekette bulunmadan kendi kendine harika bir düzen tutturdu kuzu.

    S 170- Benim inatçı kendim, bu yazdıklarımızın ne kadarını becerebileceksin bilmiyorum ama sen ben ol, hep "sev" ve sevgini hep göster olur mu!

    S 174- Kızım benim arkadaşım, içimdeki onunla aynı yaştaki çocuğun arkadaşı. Ben onu beklemişim büyümek için, beraber büyüyoruz şimdi biz.
    "Hadi gel yalnız bıraktın beni, tekli kırmızı parça bul bana baba!"
    O halde ben kaçtım, bitti zaten yazacaklarım, pat diye bitti, affınıza sığınarak ben kızımla oyun oynamaya gidiyorum.
  • 272 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Bizler toplum olarak ne kadar iyi kitap okuyucuları olsak da ön söz okuma alışkanlığımız pek yoktur. Ama sizden ricam bu kitabı okumaya karar verirseniz açıp ön sözünü okuyun. Orada okuma, okutma aşkıyla yanan bir eğitim neferinin samimi cümlelerini bulacaksınız. Öyle ki bu aşk sayın Oğuzhan Saygılı hocama kitap yazdırmış.
    Bazı cümleleri okurken "demek ki yalnız değilim, kitap okumak kadar okuduğunu paylaşabilmenin de önemli olduğunu düşünen eksikliğini hissedenler var" dedim.

    Hocam okuduğu kitaplara yaptığı incelemeleri 2008-2011 yılları arasında yerel gazetelerde yayınlamış. Sonra bu incelemeleri kitap haline getirmeye karar vermiş. İyi ki de bu kararı vermiş. Neden derseniz? 41 tane eseri incelemiş hocam ama bu kitabı sıradan bir inceleme kitabı olarak göremiyorum. Yazarların hayatları, edebî kişilikleri, bilinmesi gereken önemli noktalar gibi sıralayabileceğim herşey var kitabın içinde. Hiç başka bir kaynaktan araştırayım derdine düşmüyorsunuz. Hele ki yerinde yapılan alıntılar. İncelenen kitabın aynası niteliğinde.

    Bu açıklamalardan sonra gelelim içeriğine;
    Kitabımız dört bölümden oluşuyor.
    1. Bölüm- Başarı Hikâyeleri
    Tam yirmi iki tane eseri incelemiş hocam bu başlık altında. "Kişisel Gelişim kitabı okumam, bu kadar çok yayından nasıl seçeceğim" diyorsanız sizde benim gibi gönül rahatlığı ile bu kitabı rehber edinebilirsiniz ben öyle yapacağım.
    2. Bölüm- Batı'nın Gözüyle
    Burada da on dört eserin incelemesi yer alıyor. Yine birbirinden dikkat çekici, merak uyandırıcı eserleri incelemiş hocam.
    Hele biri var ki kesinlikle en kısa zamanda alıp inceleyeceğim. Hangisi derseniz " Avrupalı Karikatürlere Göre Abdülhamid ve Osmanlı Devleti". Okurken bile sinirlendiğimi hissettim.
    3. Bölüm- Osmanlı Çökerken
    Burada da on sekiz tane inceleme sizi bekliyor olacak. Öyle geniş bir başlık olmuş ki. Cemal Paşa'dan Puşkin'e... Ermeni sorunundan Sarı Kamış'a...Değindiği konular gereği tarihî incelemiş hocam desem abartı olmaz galiba.
    Bu başlık altında "Seferberlik Hikâyeleri" diye bir inceleme var ki okurken boğazımda taş, gözümde yaş oldu. Kitabın aslı ne hale getirir kim bilir beni diye düşündüm.
    4. Bölüm- Dost Acı Söyler
    Bölümün tamamı Fatih Kerimî'ye ayrılmış. Ve ne yalan söyleyeyim"Dost Acı Söylemiş".

    Kalemine, yüreğine sağlık kıymetli hocam.OĞUZHAN SAYGILI
    İyi okumalar.
  • 288 syf.
    ·11 günde·Puan vermedi
    Kitap hayatımda açılmış olan bir pencereden daha dikkatli bakmamı sağladı. Hayatımın başka bir döneminde nasip olursa tekrar okumak istiyorum bu kitabı. Çok güzel alıntılar vardı. Kitapta adı geçen filmleri ve kitapları okuyup tekrar bu kitaba dönmek istiyorum.
  • 270 syf.
    ·4 günde·8/10
    Aslında Hayal
    Kitabı alırken biyografi olduğunun tam bilincinde değildim. Sonradan farkettim ama iyi ki de almışım dedim çünkü yazar olarak Kürşat Başar'ı gerçekten beğeniyorum. Dilini anlatım tarzını dolayısıyla bu kitap kendisini yakından tanıma fırsatı verdi bana. Kitabın en sevdiğim yanı zamanda yolculuğa çıkmış gibi hissetmemdi. Bir de sevdiğim yazarı yakından tanımak yazar olma aşamasını okumak çok güzeldi ama sevmedigim yanı ise yazdığı kitaplardan alıntılar paylaşmasıydı. Her kitabını okumadıgim için bana biraz spoi gibi oldu. Diğer sevdiğim bir yanı ise benim en sevdiğim kitap olan 'Başucumda Müzik' isimli kitabın nasıl yazıldığının ve gerçek bir hikaye olup olmadığının bahsedilmesiydi.. Çok büyük beklentilerle almayın. Yazarı sevdiğim için ben kitabı sevdim. Ve beni tarihte bir yolculuga çıkardıgi için..