“Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş… Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde bir oyuncağız…”
Kitapta; tesadüf eseri tanışan iki gencin –Ömer ve Macide- maddi ve manevi zorluklar sonucunda evlenmesi ve söz konusu yıllarda ülkedeki milliyetçilerin durumu anlatılmaktadır. Sabahattin Ali, Ömer üzerinden her insanın içinde bir şeytanın bulunduğuna ve başı sıkıştığı zaman içindeki bu şeytana sığındığına dikkat çekmektedir. Gerçekten suçlu olan bu şeytan mı yoksa zorla karşılaşınca gerçekle yüzleşmekten kaçan insan mı? Kitapta Ömer ile ilgili satırları okurken kendimizden de parçalar buluyoruz. İlk başta bir aşk hikâyesi gibi algılansa da Sabahattin Ali karakterler ve yaşanan olaylar üzerinden okuyucuya oldukça etkili mesaj göndermektedir: 1940 insanlarının psikolojik incelemesi ile dönemin felsefi, siyasi, toplumsal ve bireysel eleştirisi ve nicesi. Ömer de çoğu insan gibi hakikatleri görmekten kaçıp belki de bir maskenin altına sığınmakta ve her defasında yaptığı vicdan muhakemesini yine kaybetmektedir. Çevremizdekilerin bizler hakkında öğrenmesini istemediğimiz yahut onlara açıkça ifade edemediğimiz şeyleri kendi iç dünyamızla –içimizdeki şeytanla- münakaşa ederiz. Sizler de içinizdeki şeytanı -kendinizi- kabullenmek ve onu açığa çıkarmak için ilk adımı atın ve Sabahattin Ali’nin benzersiz eseriyle tanışın. İyi okumalar!
Rivayete göre Kumarbaz, Dostoyevski’nin kumar borçlarıyla başının dertte olduğu bir dönemde yayınevi ile yaptığı sözleşme üzerine beş ay içinde yazması gereken ama bu sürenin bitimine bir aydan az vakit kaldığında hızla yazdığı bir kitap. Romanda bir kişinin sahip olduğu iki tutkudan bahsedilmektedir: aşk ve tutku. Asil bir ruha sahip Aleksey İvonaviç’in sevdiği kızın borçlarını ödeyebilmek adına rulete başlaması ele alınmaktadır. Kumar masasından ayrıldığında zengin olmuştur fakat kumarı bırakabilecek midir? Kumarı sadece rulet masasında değil sevdiğinin tek sözü üzerine tehlikeli işleri gözü kapalı yeri ne getirirken de oynamaktadır. Karakterimiz için önemli olan kazanmak veya kaybetmek değildir. Önemli olan o an alınması gereken riski göze almaktır. Bir yanda kumarı kazanınca hissedilen büyük haz bir yanda da kaybedilince hissedilen hayal kırıklığı yer almaktadır. Dostoyevski, kumar tutkusu olan Aleksey’in rulet başındayken yaşadığı psikolojiyi yalın ve kendine has üslubuyla anlatmaktadır. İnsan ruhunun derinliklerine yolculuk yapmak isteyenler için Dostoyevski yine iyi bir rehber olacaktır.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,7bin okunma