• “-Sen bana hayatımı verdin. Ben de sana kızımı verdim gitti.
    -Benim oğlum sakattır
    -Kalbi sakat olmasın…”

    “-Oğlum Aziz, sen iyi olmuşsun. Ameliyat mı oldun?
    -Hayır baba, ben karıma aşık oldum.”
  • ''Bu arada adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur.'' diye kendisini anlatmaya çalışan, hayal gücümü zorlayan August'u nasıl anlatacağımı bir türlü toparlayamıyorum.
    Genetik ve görülme olasılığı çok çok düşük bir rahatsızlığı olan August yüzünde fiziksel bir bozuklukla doğan, sıra dışı görüntüsüne rağmen son derece duygusal ve akıllı bir çocuk. On yaşına gelene yirminin üzerinde ameliyat geçirmiş. Ancak yüzünün düzelmesinin ihtimali yok ve Auggie böyle yaşamak zorunda. Annesinin yardımı ile beşinci sınıfa kadar eğitimini evde tamamladıktan sonra anne ve babası artık okula gitmesine karar verince ortaokula gidişiyle asıl hikaye burada başlıyor gibi bir şey.
    İnsanoğlu olarak biz, saat, gün, ay, yıl diye zamanı isimlendirip, iyi geçen yıllarımız için '' Lale Devri'' , kötü geçen yıllarımıza ise '' Zalim Yıllar'' diyerek vicdanımızı rahatlatma veya ödüllendirme çabasından başkaca hiç bir şey yapmayıp, güzelliklerle dolu olanları severek yad ederken hüzün ve acıları ağır basanlarını da sevmeyerek adını, şeklini seyrini kendimizin belirlediği bir kavrama zaman deyip ne kadar suç varsa üzerine yükleyip kurtuluyoruz. Nerede bir ezilen var nerede zulüm yapabildiğimiz sadece acımak oluyor. Empati ne demek farkında olmadan anlamadan dinlemeden sadece acımak.Aldığımızın her nefesin mucize olduğunu hissetmeden, değişemiyor gelişemiyor ve birleşemiyoruz. Ne kadar çok şey bildiğimize değil , nasıl yaşadığımıza bakacaklar öbür tarafta .Hayattaki en büyük zenginliğimiz kendimiz. Eğer her sabah uyanıp yataktan kalkabiliyor ve kendi işlerimizi kendimiz yapabiliyorsak başka zenginliğe ihtiyacımız yok ki Elimizin ayağımızın tuttuğu , sevgi ,umut dolu ,sağlıklı ve acı haberler duymayacağımız bir hayat ise en büyük mucizemiz.
    Auggie' nin küçük yaşında bu kadar güçlü olmasını hayranlıkla okudum..
    Umarım ve dilerim ki bize sunulan zaman dilimini iyi kullanır, ne olursa olsun herkesin birer insan ve kimsenin kimseden gerçekten üstün olmadığına inanarak yaşarız.
    Keyifli okumalar...
  • Unutmayın İş hayatınızda nereye varacağınızı sizin iş kaliteniz belirler.
    "Ameliyat çok iyi geçti Hasta öldü!" durumları çok bu ülkede. Ya da aynı futbolcu, iki gol, maç 1-1.
    Bu ülkede İşini iyi yapmayan insanlardan büyük zarar geldi. En büyük zararı onlar verdiler.
  • Ecelimizin, son nefesimizin bize çok ama çok yakın ve anlık olduğunu bugün bir kez daha çok iyi anladım.
    Sabah annem ile hastaneye gidecektik. Hastanede çalışan yan komşumuz bize sıra alacaktı erkenden.
    Sabah hazırlandık evden çıkacaktık ki bir telefon geldi. Hastanedeki doktorun bugün ameliyat günüymüş ve muayene için hasta almıyormuş.
    Tabii duruma biraz kızdım ben de. Erkenden kalkıp kahvaltı bile etmeden hazırlanmıştık. Sonra iptal olunca haliyle yakındım anneme.
    Ardından bir haber daha geldi;
    hastaneye gitmek için otobüse bineceğimiz yerde kaza olmuş. Uyuya kalan otobüs şoförü bir minibüsü (tabiri caizse) biçmiş! 6 ölü 14 yaralı. Ve ölülerden ikisi arkadaşlarımın anneleri. Duyunca şok oldum. Ama bir o kadar da şükür ettim. Çünkü hastane işi iptal olmasa %90 o otobüsün içinde biz de olacaktık.

    Kıssadan hissemize düşmesi gereken;

    Ölüm bize göz kapaklarımız, tırnaklarımız ve dudaklarımızdan daha yakın! Bir anlık. Anlık bile uzun gelir aslında. Bu zaman ile tasvir edilemez bir şey. Gelir ve biter.

    وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَكِن يُؤَخِّرُهُمْ إلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ

    "Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler."

    (Nahl suresi 61. ayet.)

    O an gelmeden ömrümüzü güzellikler ile dolduralım. Kalp kırmayalım. Kul hakkına girmeyeye dikkat edelim. Çünkü bu dünyada olan burda kalmıyor. Ahirette güzeli ile kötüsü ile karşımıza çıkıyor. Son anımız da olsa güzel şeyler yapmaya çalışalım. Rabb'im bu iletiyi güzelliklere vesile eylesin. Amin...

    Allah'a emanet olunuz. Selam ve dua ile kalın. Güzellikler yakanızı bırakmasın inşallah.
  • Neden bilmem, şairlere, âşıklara yürek kanırtıcı ilhamlar veren dolunay bana bir ameliyat masası ışığı gibi gelir hep.
  • Bir Rus kozmonotla bir Rus beyin cerrahı din hakkında tartışıyormuş. Beyin cerrahı Hıristiyanmış, kozmonot ise dinsiz. "Ben uzaya çok çıktım," demiş kozmonot kibirlice, "ama ne Tanrı'ya rastaldım ne de meleklere". Beyin cerrahı yanıtlamış: "Ben de pek çok zeki insanın beynini ameliyat ettim, ama hiçbir yerde tek bir düşünceye rastlamadım.
    Jostein Gaarder
    Sayfa 263 - Pan Yayıncılık