Ahlaka gelince, Daumier’nin Moliere’le bağları vardır. Tıpkı Moliere gibi doğrudan sadede gelir. Ana fikri hemen anlaşılır. Çizimine bakarsınız ve anlarsınız. Çizimlerinin altındaki yazılar pek bir işe yaramaz; zira genel olarak bunlar olmasa da olur. Onun komiği tabiri caizse istemdışıdır. Sanatçı aramaz, daha ziyade fikir ondan çıkıverir. Karikatürü gür sesiyle korkutucudur fakat içinde hınç da nefret de yoktur. Bütün eserlerinin temelinde dürüstlük ve temiz yüreklilik yatar. Şuna dikkat edin: Daumier bazı çok güzel ve çok şiddetli hiciv konularını işlemeyi -dediğine göre- komiğin sınırlarını aştığı ve insanlık vicdanını rencide edebileceği için sıklıkla reddetmiştir. Nitekim üzücü veya korkunç olduğunda bile bu, hemen her zaman istemdışıdır. O gördüğünü çizmiş ve ortaya bu sonuç çıkmıştır. Doğayı büyük bir tutkuyla ve doğallıkla sevdiğinden mutlak komiğe yükselmesi güçtür.
Sayfa 57·Kitabı okuyor
Kadim Türklerin mitoloiik hikayeleri, efsaneleri millî şuurumuzun, dünya görüşümüzün, kültürümüzün ve nihayet kimliğimizin ana kaynağıdır.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rüzgarların arkadaşı atlar gibi Büyütürüm güllerini Arıtırım sularını Bakarım mermerleri gebe mi Tabutları teneke mi Aydınlık mı ekmekleri Kirli mi yıkanmış mı gömlekleri Güzü mü andırıyor gözbebekleri Dinleniyor mu erik ağaçlarında Yeni yıl kelebekleri bahar kelebekleri Kükürt mü serpilmiş bağlarına Gözlerden akan bir kireç mi Başaksa bana ait Çocuk benim ülkemdir Ana karnı geleceğin belgesi
Şiir
İlyas'la buluştuk mu buluştuk da En ince durumundaydı kabuğuyla yumurta Bir çan gibi çınlıyordu otlarsa Elimiz az kaydırak oynamadı şen bir mantarla Dağlarda son karları sürüyordu sularsa İlyas dedim Ey en yumuşak isimli kardeşim Güvercini doğuya mı uçuracağız ilkin Doğu o yer senin ana oğul memleketin Asma yapraklarını mı özledin İçindeki sesler mi ürkütüyor seni kemiklerin Okumadın mı şubata ses veren Vakitsiz belgesini cinlerin Eyyüb Zülküfül Yuşa ve senin kanamadığınız Şit ötesi yakalanmaz izleri örtülerin Yahya'ya tanıklık etmiş arı kayaların Yeniden çalkanışı ben miyim dersin İlyas, konuğu iyi ağırlamadık Tüccar gün ışımadan gitti Parola oldumolası iyi verilmedi Nöbetçi vaktinde değiştirilmedi At yavrusu ata benzetilmedi Bumbar yemek kumarın en iyisi
Şiir
Gen Bencildir - Richard Dawkins
"Kör inanç her şeyi haklı çıkarabilir." İnancın kurbanı olmuş insanlardan gelen, onu eleştirmemi kınayan önceden tahmin edilebilir bir mektup seline uğramıştım. İnanç, kendi yararı için son derece başarılı bir beyin yıkayıcıdır; özellikle de çocukların beyinlerini yıkamada öyle başarılıdır ki, tutunduğu yerden onu çıkarmak çok zordur. Peki inanç nedir? İnsanları bir şeye, onu destekleyen kanıtların tamamen eksikliğinde bile inanmaya sevk eden zihin durumudur (bu şeyin ne olduğu fark etmez). Eğer destekleyici iyi kanıt olsaydı inanca gerek olmazdı çünkü kanıt zaten onu kabul etmeye zorlardı. "Evrimin kendisi bir inanç meselesidir" şeklindeki iddiayı sık sık papağan gibi tekrarlamanın bu kadar aptalca olmasının sebebi budur. İnsanların evrime inanmalarının sebebi, inanmayı istemeleri değil, devasa miktarda ve herkesin inceleyebileceği kanıtların varlığıdır. İnanılan şeyin ne olduğunun fark etmediğini söyledim ve bu da insanların tamamen delice ve gelişigüzel şeylere inandığını düşündürtür, tıpkı Douglas Adams'ın Dirk Gently'nin Holistik Dedektiflik Ajansı isimli muhteşem kitabındaki elektrikli keşiş gibi. Bu robo keşiş inanma işini sizin için yapması amacıyla yapılmıştı ve bunda oldukça başarılıydı. Onunla karşılaştığımız günde, sarsılmaz bir şekilde, bütün kanıtlara rağmen, dünyadaki her şeyin pembe olduğuna inanıyordu. Herhangi belli bir bireyin inandığı şeyin saçmalığının kesin olduğunu tartışmak istemiyorum. Olabilir de olmayabilir de. Önemli nokta, saçma olup olmadıklarına karar vermenin ve bir inanç parçasını diğer inanç parçasına tercih etmenin hiçbir yolunun olmamasıdır çünkü kanıt açık bir şekilde yoktur. Aslında gerçek inancın kanıta ihtiyaç duymaması en büyük erdem olarak sunulur; bu benim Kuşkucu Tomas'ın (on iki havarinin gerçekten takdire değer tek
Biyoloji
Bunlara gündelik hayatta her an erişemeyeceğimize göre, gülme sanatına olan iştahımızı doyurmak için daha hareketli bir araca ihtiyaç vardır. Bunlardan birisi, fıkradır. Fıkra şimşek gibi çarpar insanı. Yeter ki nüktesi ateşleyici olsun. llk bakışta göründüğünden çok daha zordur bu. Ateşleyici olabilmesi sadece anlatana değil, ana ve uygun şartlara da bağlıdır. Ustalık, kimsenin beklemediği bir şey söylemektedir. Tahmin edilmedik bir bağlantı olur bu, ani bir aydınlanma olur, çift anlamlı bir söz oyunu olur, bir anlam kayması olur veya anlamı azami şekilde yoğunlaştırarak göz kırpan bir açıklama. Kimileri ağızlarındakini püskürtürcesine gülerken, kimileri de şaşkın şaşkın kalakalıp mahcubiyetlerinden nazikçe bir gülme belirtisi gösterirler.
Sayfa 42·Kitabı okudu
1000Kitap