Osmanlıların geri geri kalmasının nedenlerinden biri de şüphesiz bilim, teknoloji ve eğitim alanlarında Batı tarafından tam anlamıyla sürklase edilmiş olmaları.
“Bu dünyada çobansız da, köpeksiz de yaşanabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur. Bari siz gözünüzü açın da, ileride başınıza yeniden itler, hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa, sürüyü canavarlara paralatmadan onları def etmeye bakın!”
Türkiye’deki seküler İslam eleştirisinin sıklıkla gözden kaçırdığı bu noktanın özellikle altını çizmek istiyoruz; zira bir dinin teorisindeki engeller, pratik nedenler kendilerini gösterdiklerinde yeniden yorumlamalarla ortadan kaldırılabilir. Faiz yasağına rağmen Osmanlı döneminde para vakıflarının kurulması, günümüzde ise katkı payı diye bir kavramın ortaya çıkması buna en güzel örneklerdir. Dolayısıyla, İslam veya başka bir dinin kapitalizmin inkişafını engellediği savı, bu sürecin neden böyle geliştiğini açıklamak zorundadır.
İmparatorluğun neden geri kaldığının sorusunun cevabını hep “kadim”de arayan Osmanlılar yerinde sayarken, yeniliğe kapılarını açmaktan korkmayan Avrupalılar her geçen gün ilerlemektedir. Osmanlılar işin ciddiyetini anlayıp burun kıvırdıkları Frenkleri incelemeye karar verdiklerinde ise makas kapanamayacak kadar açılmış ve artık çok geç olmuştur.