Dönemin ANAP Milletvekili Halit Dumankaya, 7 Aralık 1994'te TBMM'de Turizm Bakanlığı'nın işletmeleriyle ilgili olarak bir konuşma yaptı ve "Sait Halim Paşa Yalısı'ndaki değerli tablo ve eşyalar çalındı. Bu durum ortaya çıkmasın diye yakında yalıyı yakacaklar" dedi. Bu ihbar niteliğindeki ciddiye alınmayan konuşma, yalı yandıktan sonra yıllarca konuşulan, tarihe geçen bir beyan olarak kaldı. H. Dumankaya'nın 'Yakılacak' iddiasında bulunduğu Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki Sait Halim Paşa Yalısı, 12 Kasım 1993 tarihinde yandı. Yangın, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in İstanbul'da bulunduğu zamanlar çalışmalarını yürüttüğü yalının çatı katında başladı. Yangın sırasında, yalıda restorasyon çalışmaları yürütülüyordu. Yangının elektrik kontağından ya da restorasyon çalışmalarını yürüten işçilerin attığı sigaradan çıktığı ihtimali üzerinde duruldu. Yalının çatı katı ve ikinci katı tamamen yandı. Alt kattaki eşyalar kullanılamaz hale geldi.
Vali veya o gün hükümet mensupları olanlar yangının elektrik kontağından çıktığımı ifade edip toplumun da buna inanmasını istediler ise de, o günden bu kitabın yayınlandığı tarihte dahil olmak üzere inandırıcı olmadı. Peki, neden?
Hürriyet gazetesinde deneyimli gazeteci Uğur Dündar 5 Aralık 1999' da önemli bir röportaj yaparak yangının izini sürdü (4 Kasım 2022 tarihinde Sözcü gazetesinde bir kez daha yazdı). Yıllardır gıyabi tutuklu olarak aranan TURBAN Kuşadası Marinası eski müdürü Haydar Mengi Arena'ya (televizyon programının adı) konuştu. Mengi, tarihi Sait Halim Paşa yalısının yakıldığını söyleyerek, "Yalının içi boşaltıldı. Bence yalı yüzde bin yakıldı! Çünkü daha önce gözlerimle gördüğüm eserler yerlerinde yoktu. Bu konuda tanıklık yapmaya hazırım" dedi.
Paris Champs Elysees Bulvarı'nda telaşlı bir sulu kar, savrularak yağıyor,
Sayfa 512 - Sait Halim Paşa Yalısı - Yeniköy·Kitabı okuyor
Gökalp, "Millet Nedir?" başlıklı makalesinde millet kavramını tanımlamıştır. Gökalp'e göre millet, zorunlu olarak coğrafyaya bağlı bir topluluk değildir. Mesela "İran" dediğimiz zaman bu ülkede yalnız İran milletinin bulunduğunu sanmamalıdır. Orada İran kavminden başka kavimler de yaşamaktadır. O halde hiç kimse ait olduğu ülkeye göre milliyetini tayin edemez. Millet, aynı şekilde, bir ırka ve bir kavme mensup olmak da (kavmiyet) değildir. Toplumlar tarih öncesi zamanlarda bile örf ve kavim olarak saf bir halde değildi. Tarih boyunca göç ve savaşlada kavimler safiıkiarını kaybetmişlerdir. Sosyal nitelikler, biyolojik kalıtımla yeni nesillere geçmez, terbiye vasıtasıyla nesilden nesile aktarılır. Bundan dolayı ırk milliyeti belirleyemez. Bir impara torluk içinde ortak bir siyasi hayat yaşayan insanlar da bir millet teşkil etmez. Bundan dolayı Osmanlı tebaasına Osmanlı milleti denmesi yanlış bir adlandırmaydı.Fikirleri duygularına uymayan bir insa ruhça hastadır. İnsalar bir millete ancak hisleriyle bağlı olabilir. Kısaca millet ne coğrafi ne ırki ne siyasi ne de idari bir topluluk değildir. Millet, dili orta olan yani aynı terbiyeyi amış fertlerden oluşan kültürel bir birliktir. Milliyette soy ağacı aranma, yalnız terbiye aranır. Terbiye duygularımızı idare eder, duygularımız da aklımıza rağmen bizi idare eder. Bundan dolayı hangi milletin terbiyesini almışsak o millete ait oluruz. Fertler, hangi toplumun terbiyesini almışsa, onun ülküleri için çalışabilir.
Gökalp' e göre milliyetçilik ve Türkçülük, bir millet halinde var olabilmenin terbiyesinden geçmektir. Gökalp'in milliyetçilik ve Türkçülük anlayışı işte budur. Acak ne yazık ki Gökalp'i izledikerini söyleyenlerin de Gökalp'e karşı olanların da bu fikirleri doğru olara anladığı söylenemez: Gökalp,
Bende hep kaybolma isteği vardır. Küçükken başımı alır alır giderdim. Yine de fazla uzaklaşmazdım tabii. Kaybolayım, sonsuzluğu hissedeyim diye. Ama asıl istediğim aranmak, bulunmak, neden böyle bir şey yaptığımın, neden yalnız kalmak istediğimin hep sorulmasıydı.
Memlekette idari boşluktan,ilgisizlikten,görev suistimallerinden istifade edip başkasının kimliğini kullanmak,siyasi gücü kuvvetli bir tüccar sayesinde kolay olmuştur,yasal pürüzleri halletmiştir.Yetim yurda dönmeyince idare birkaç gün sonra polisi arar,polis kayıp ilanı için yasal süreyi hatırlatır,yapılması gerekenler usulen yapılır,aranma müddeti,soruşturma...