Elbette son derece bilgili çocuklar da var ama bilgili olmak hayata hazır olmak anlamını taşır mı?Ayrıca zaten bilgi bombardımanı altında olan bir dünyada çocukların başka bilgilere gereksinmeleri var mı?Bilmeye gereksinme duyuyorlar mı?Bilimsel bilgi konusunda Avrupa'da son sıralarda yer alıyoruz. İlkokul öğrencisine matematik öğretmek için üniversite diploması gerekli midir, diye sruyorum kendime. Daha iyi eğitimli bir kişinin daha bilgili çocuklar yetiştirmesi beklenirse de onların kafaları daha karışık görünüyor. İlkokul bire giden yeğenimin ders kitabında şöyle yazıyordu:"Eşit değerli denklemleri işaretle." Çaresiz bakışlarla benden yardım dilenen minik kıza ben de aynı çaresiz bakışlarla yanıt verdim. İlkokul ikideki öteki yeğenime ise şunu sordum: "1+1 kaç yapar?" O da gururla yanıtladı: "11." Oysa ben ilkokul bire giderken bir kiraz artı bir kirazın iki kiraz ettiğini biliyordum ve bu konuda hiç kuşkum olmamıştı
Savaş kaçınılmazdır.— Bir kez savaş yapmayı unuttuktan sonra, insanlıktan çok daha fazla şey beklemek (hatta çok şey beklemek bile) boş bir hayal ve mistik bir kuruntudur. Şu anda, kamp yerlerinin o ham enerjisinin, o derin, kişisel olmayan nefretin, katile iyi bir vicdanın eşlik ettiği o soğukkanlılığının, düşmanın yok edilmesine yönelik o ortak, örgütleyici azmin, büyük kayıplar karşısındaki, bizzat kendimizin ve kendi arkadaşlarımızın varoluşu karşısındaki o mağrur duyarsızlığın, ruhun o boğulmuş, adeta depremi andıran ürpertisinin, her büyük savaşta olduğu gibi bitap düşmüş halklara aynı güçle ve aynı kesinlikle verilebilmesinin başka hiçbir yolunu bilmiyoruz. Burada taşan dereler ve akarsular, kendileriyle birlikte her türlü taşı ve çer çöpü taşıyarak narin kültürlerin tarlalarını mahvetmelerine rağmen, daha sonra elverişli koşullar oluştuğunda ruhun atölyesindeki çarkları yeni bir enerjiyle döndüreceklerdir. Nereden bakılırsa bakılsın, kültür; tutkular, ahlaksızlıklar ve kötülük edimleri olmaksızın yapamaz. Emperyalistleşen Romalılar savaşmaktan bir hayli yorulduklarında, hayvanları kasten kızdırmaktan, gladyatör yarışmalarından ve Hıristiyanlara zulmetmekten yeni enerji elde etmeye çalışıyorlardı. Günümüzün savaştan tümüyle vazgeçmiş gibi görünen İngilizleri de, sönmekte olan enerjilerini yeniden toparlayabilmek için farklı araçlara başvuruyorlar; o tehlikeli keşif seferlerinin, denizden dünyanın etrafını dolaşmaların, dağ tırmanışlarının bilimsel amaçlarla gerçekleştirildiğini iddia ediyorlar, ama asıl amaç tüm bu çeşit çeşit macera ve tehlikelerden artı bir enerji elde etmektir. İnsanlar savaşın yerine geçebilecek bu türden pek çok yapay etkinliği keşfedecektir fakat herhalde onlardan hareketle mevcut Avrupa kadar yüksek bir kültür düzeyine erişmiş ve bu
FAŞİZMİN ÇALIŞMA SİSTEMİ
İşgünü nedir? Sermaye bir günlük değerini satın aldığı emek gücünü ne kadarlık bir süreyle kullanma hakkına sahiptir? Gün bu gücün yeniden üretimi için gerekli işin ötesinde hangi noktaya değin uzatılabilir?
Bütün bu sorulara görülebildiği gibi sermaye şu yanıtı verir:
İşgünü, emek gücünün işine yeniden başlaması için kesinlikle gerekli birkaç dinlenme saati çıktıktan sonra, 24 tam saatin geri kalan bölümünü kapsar. Emekçinin yaşamı boyunca emek gücünden başka bir şey olmadığı ve dolayısıyla kullanılabilir bütün zamanının da hukukça ve doğal olarak sermayenin ve sermayeleştirmenin malı olduğu kendiliğinden anlaşılır. Eğitim için, entelektüel gelişme için, beden ve kafa güçlerini özgürce kullanmak için, hatta (ve hem de pazar gününü kutsallaştıranların ülkelerinde) pazar günü için bile zaman ayrılması, saçmalığın ta kendisidir.
Ama gözü bağlı ve ölçüsüz tutkusuyla, ek emek oburluğuyla sermaye, işgününün yalnız moral sınırlarını değil, en üst fizyolojik sınırını da aşar. Sağlıklı gövdenin büyüme, gelişme ve bakımının gerektirdiği zamana zorbaca el koyar. Açık havayı solumak ve güneş ışığından yararlanmak için kullanılacak zamanı çalar. Yemek zamanını pintice kısar ve yapabildiği her zaman onu da üretim sürecine katar. Öyle ki, basit bir alet durumuna düşürülen emekçiye, buhar kazanına kömür, makineye yağ verildiği gibi yemek verilir. Yaşam gücünü yenileyip tazelemeye yönelik uyku zamanını, tükenmiş bedenin yeniden çalışabilir bir duruma gelmesi için kaçınılmaz birkaç ağır uyuşukluk saatine indirger. İşgününün sınırlandırılması için emek gücünün normal bakımının ölçü hizmetini görmesi şöyle dursun, tersine işçinin soluk alma zamanının ölçüsünü, ne denli zorlu ve ne denli güç olursa olsun, günde en çok ne kadar çalışabileceği belirler. Sermaye,
Hâkim olan önyargıya ve sizin önyargınıza göre, güzelliğin çok düşük öneme sahip bir şey, katıksız hayal gücü, bir gerçekdışılık gibi geldiğini ve ben, "evet, erkek daha güçlüdür fakat kadın daha güzeldir” dediğimde de kötü bir şaka yapıyor gibi göründüğümü çok iyi biliyorum. Sizin hükmünüze göre, erkeğin başının üzerine artı +, kadınınkinin üzerine ise eksi - işareti koyuyormuşum gibi sanki. Güzellik dediğimiz nedir? Yönetimde, ev işlerinde ya da pazarda ne kadar değeri var? Yalnızca kiloyla ve litreyle ölçülen gerçeklikleri kabul eden basit bir kişi böyle akıl yürütür ve sizler de böyle akıl yürütmektesiniz, hanımefendiler; zira bu kibrinizle, söylediğiniz kadar özgürleşmiş olmaktan çok uzaksınız.
Kendime vereceğim bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber: Hayatımda hiçbir şey hayal ettiğim kadar iyi olmayacak. İki artı bir evde, yalnız başıma uzun yıllar daha yaşayacağım. İyi haber: Hayatımda hiçbir şey hayal ettiğim kadar kötü de olmayacak. Tek tesellim bu. Ne harikayım, ne berbat. Kibrit kutularının sırtındaki kelimeyim ben: Vasat.