Ben, esas itibariyle dünyadan nefret etmiyorum. Bilâkis dünyayı güzel, hem de pek güzel buluyorum. Şu kadar var ki, her güzel şeyin, iğrenç cepheleri de olması tabiîdir, işte ben, dünyanın bu mülevves [kirli, bulaşık. ] kısmından istikrah [Bir şeyi kötü ve kerih görmek. Beğenmemek, nefret etm- ek. Bir şeyi cebir ve ikrah ile işlemek. ] ediyorum. İşte ben bundan tiksiniyor, bu taşkın, yorucu ve manasız hayattan uzak olmaya çabalıyorum. -lpekkurdu, diye hor gördüğünüz o böceğin koza iç inde geçen mahbus hayatı, manada azadlıktır. Zira göklere uçmaya müstaid [istidat ve kabiliyet sahibi olan. Zeki ve akıllı kimse, uyanık, anlayışlı. ] kanatları o, bu esarette tedarik eder. Onun için bu tecerrüde, esaret değil, hürriyet demelidir.
Sayfa 92
"Sen busun işte. Sevdiğini her durumda savunursun, onun kusurlarını görmezsin. Ne sevgilisin sen."
Sayfa 41 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayır, sevgin çoksa da büyük değil o kadar, Benim kendi aşkımdır vermeyen uyku durak, İşte öz sevgim, dirlik düzenliğimi bozar Senin uğruna bana hep nöbet tutturarak. Ben bekçinim, sen başka yerlerde uyanıksın: Benden uzaksın, sana başkaları çok yakın.
Şiir
Şimdi sabahın her ala şafağında Doludizgin koşan Çağlayanlar gibiyiz o sulara Işte ihanet kurbanları Işte yüzümüzde güneş Bitmedi daha sürüyor o kavga Ve sürecek Yeryüzü aşkın yüzü olurıcaya dek
İşte Bu!
Görünüşte en çıkar gütmez olan faaliyetlerimiz, hatta aşk, yani erdemin bu en gizli icrası bile, şan olsun diye yapılır.
Felsefe
22 Ekim 1913, “Artık çok geç. Acının ve aşkın tadı. Sandalda onun bana gülümsemesi. En güzeli buydu. Hep ölmeyi istemek ve kendimi ayakta tutmak, işte aşk yalnız bu.”
Sayfa 18 - Kafka
Alıntı