"Yeni" tahminimizin fevkinde olacaktır, bununla beraber gayet sade, beşerî ve klasik.
Her hâlde çok samimi. Yıkılıyor, her şey yıkılıyor, diyorum. Yıkılmıyor, sallanıyor. Her şey, başkalaşmak üzere, yerinde kalacak.
Dilini şu sekiz günahtan koru:
Yalan söylemek
Verilen sözde durmamak
Gıybet etmek
İnsanlarla Münakaşa Etmek
Kendini övmek
Lanet okumak
Beddua etmek
Şakalaşmak ve insanlarla alay etmek
Gülmek ve gülmek için sebepler icat etmek lâzımdı.. takılmak, şakalaşmak için hiçbir fırsatı kaçırmamalıydı. Fırsat mı yok? Bunu da icat etmek lâzımdı. Neşe de dua kadar destekliyordu insanı.
Eğlence, sadece çocuğumuzla oyunlar oynamayı, eğlenceli aktiviteler yapmayı, ona oyuncak almayı içermez. Günün akışı eğlenceli hale getirilebilir. Servis beklerken gülüşmek, yemek yerken sohbet etmek, beraber film izlemek, şakalaşmak çocukların genel olarak hayatı sevmelerini sağlar.
Bizi onurlandıranlar.— Bizi onurlandıran herhangi bir şey varsa, o da şudur: Ciddiyeti havale ettik: Daima hor görülen ve kenara atılan küçük şeyleri önemli sayıyoruz— diğer taraftan, “güzel duyguların” ucuzlamasına izin veriyoruz.
Bedene duyulan hor görmeden daha tehlikeli bir sapınç var mıdır? Sanki bütün tinselliği hastalıklı olmaya— “idealizmin” vapurlarına (vapeur'lerine / sanrılarına) mahkum etmemiş gibi!
Hristiyanlar ve idealistler her ne tasarladılarsa, ne kafiyesi ne de nedeni vardır: Biz daha radikaliz. “En küçük dünyayı”, her yerde belirleyici olarak keşfettik.
Sokaklarımızın döşenme şekli, odamızda temiz hava, gıda— değerlerini kavrıyoruz; varoluşun tüm gerekliliklerini ciddiye aldık ve “güzel ruh” anlayışını bir nevi “şakalaşma ve delişmenlik” kabul ettik.— Eskiden en fazla hor görülen ön plana çıkartıldı.
Her şeyi herkes gibi yapmak: kah şurada, kah burada bir çıkar kovalamak, ava çıkmak, hesap yapmak, kavramak -ne için? Ben hayatı ıskalamak ve hiçbir şey kullanmamak istiyorum.