«Değneği kana batırdım yine, yanan bir şehrin resmini çjzdim. Nagasaki belki, belki bir Vietnam şehri, belki de bir gün onların nefretlerine hedef ola­cak: bir başka şehir, dünyanın başka yerlerinde bir şehir. Şehrin üstüne atom bombalan atan, yangın bombaları atan, patlayıcı bombalar atan, guava bom­baları atan insanlar çizdim. Evet, geleceği çizdim, çünkü bütün düşmanlarını bombalamaya yemin etmişler, bütün düşmanlarını, ne olurlarsa olsunlar - barış isteyen, daha iyi bir hayat isteyen, sivil, asker, bütün insanları.»
Sayfa 141
Edebiyat
Müthiş ..
''Tanrı şahidimdir, madam, şu herifi gördüm şaşmadım. Kendisini önce zindancı iken tanımıştım, daha sonra da para uğrunda kiralık katil oldu ve nihayet cellat yamağı haline geldi. Şunları gördüm, eliyle, hiddetlerinden titreyen İspanyol subay ve erlerini gösteriyordu, yine şaşmadım. Askere benziyorlar, ama kılık kıyafet insanı asker yapmaz. Asker olsalardı, bir tek kişiyi yakalamak veya öldürmek için bini bir araya gelmezdi. Tuzağın hazırlanışını, cinayetin tasarlanışını gördüm... Yılanların, akreplerin, solucanların, çakalların bütün iğrenç hayvanların, sinsi sinsi ilerleyişlerini gördüm... Onlar da beni şaşırtmadı. Kendi kendime dedim ki, şu manzaranın tamamlanması için bir de sırtlan lazım. Sırtlan der demez de siz karşıma çıkıverdiniz! İnanın ki buna hayret etmedim, madam! Siz olmadan da böyle kanlı bir törenin yapılmasına imkan yoktu. İyi ki geldiniz!"
Sayfa 167 - Dedalus Kitap·Kitabı okuyor
Reklam
Komutanlar yanlış planlama ve hatalı sevk ve idare yapıyorsa asker yiğitliği ve kahramanlığı sergileyecek ortamı bulamaz sonunda ya şehit olur ya da operasyon sahasına giremez.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Saraya tam üç yüz imzalı telgraf çekildi. Ertesi gün karşılığını alıp okudular: «Osmanlı toprağında bütün eli silâh tutan mollalar ve dervişler ve hocalar Allah yolunda savaş için asker! Çünkü Büyük Savaş Fetvası çıkmıştır.» Mollalar gömleklerinin yakalarını yırtarak bağrışmaya başladılar, sonra da gözleri karardığından başkaldırdılar: Biz gitmeyiz! Hayır, kitapta yeri yoktur. Cümlemiz medresemizde bire kadar kalırız da gitmeyiz. Osmanlının bu zamana kadar son dayanağı nedir bakalım? Hacı, hoca, imam, molla takımı değil mi? Bunlar gâvur kılıcıyla kırılırsa İslâmın temeli çökmez mi? Hayır biz bir yere gitmeyiz.
Hayata Dair
İnsanları boğazlamanın ilk hazırlıkları, her zaman, ya Tanrı adına ya da insanoğlunun kendi kafasında yarattığı yüce bir varlık adına yapılmıştır.
Sayfa 179·Kitabı okuyor
Boğaziçi’ne vardığımız zaman, ilk dikkati çeken şeyler, İstanbul önünde yatan düşman gemileriydi. Karaya zorlukla çıktık, Galata rıhtımı, berelerini yana eğmiş sarhoş Fransız bahriyelileri ve zenci askerlerle doluydu. Hele, sağa sola yalpa vuran, önüne gelene sataşan bu bahriyeli oğlanlara, hatta asker bile denemezdi.
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam