Friedrich Nietzsche
Din, dirençleri yenmek, yönetebilmek için bir başka araçtır; yöneteni ve yönetileni birbirine bağlayan ve yönetilenlerin buyruğa uymaktan kaçınmayı isteyen vicdanını, onda gizli ve içten olan yönetene açan ve teslim eden bağ olarak; eğer böyle soylu bir kökten gelen tek tek bireyler, yüksek ruhlulukta, daha bir içine çekilmiş, iç denetime, düşünceye ağırlık veren bir yaşama yöneliyor ve kendilerine en ince yönetim biçimini arıyorsa (seçilmiş müritler ve biraderler için), o zaman din daha kaba yönetimlerin belasından, gürültüden dinginlik, bütün politikasının zorunlu kirinden temizlik elde etme aracı olarak bile kullanılabilir. Brahmanlar, örneğin, böyle anladılar: Bir dinsel örgüt yardımıyla kendilerini daha yüksek, krallık üstü görevlerle yüklü insanlar olarak uzakta ve dışta duyup tutarak, kendilerine halkın kralları olarak atanma gücünü verdiler. Bu arada din, bir parça yönlendirilmiş yol göstericilik ve fırsat verebilir de, kendini gelecekteki yönteme ve buyurmaya hazırlamak için; yani, şu yavaş yavaş yükselmekte olan, güçlü, mutlu evlenme gelenekleri aracılığıyla istemenin keyfi ve gücünün, kendine egemen olma isteminin sürekli büyüdüğü sınıflar ve toplumsal konumlar için: - daha yüksek ruhluluğa giden yolda yürümek, o büyük kendini yenme, susma, bir başına kalma duygusunu denetlemek için, dince yetesiye uyanıp cesaret alırlar; - eğer ırk, aşağılık halktaki köklerine egemen olmak isteyip gelecekteki yönetime ulaşmak için yukarıya doğru çabalıyorsa, çilecilik ve püritenlik kaçınılmazdır. Sonunda, sıradan bir insana, büyük varolabilen insana, din durumuna ve ipine göre paha biçilmez doyumluluğu, kat kat ruh huzurunu, boyun eğmenin soysuzlaştırılışını; daha fazla eşleriyle paylaşsınlar diye bir parça mutluluk ve acıyı biraz nurlandırmayı ve güzelleştirmeyi, tüm
Felsefe
...benliğim şekillendikçe anneme ve babama korkunç bir öfke, bana çocukluğumda reva gördükleri zulüm yüzünden büyük bir hınç duyuyorum. Bir gün aynanın karşısına geçtim, büyüyünce annemle babamdan intikam almaya ant içtim...
Sayfa 72·Kitabı okudu
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Victor, sahtelik hakikate bu derece benzeyebilirken, kim mutluluğundan emin olabilir ki?
Sayfa 98·Kitabı okudu
1894 Sason İsyanı'ndan bir yıl sonra Batı'nın baskılarını bertaraf etmek amacıyla kurulan Islahat Komisyonu'nun tesbitleri de Ermenilerin hiçbir vilayette çoğunluk teşkil etmediklerini ortaya koymaktadır. Devlet, mahiyetini daha önce özetlediğimiz ıslahat çalışmalarını yürütmek için Reform Genel Müfettişliği kurar. Bu müfettişliğin başına Şakir Paşa'yı getirir. Dâniş Bey, Genel Müfettiş Muavini olarak atanır. Fakat İngilizler bu göreve bir gayrimüslimin tâyin edilmesini istedikleri için Dâniş Bey'e itiraz ederler. Dâniş Bey görevden alınır. Yerine Petersburg'taki Osmanlı Sefareti'nde kâtip olarak çalışan Fethi Bey adında bir Marunî getirilir. Bu Marunî 1895 sonunda istifa edince göreve Rum asıllı Mavrokardato tâyin edilir. Sıra İslahat Komisyonu'nu üyelerinin tespitine gelmiştir, devlet, Dışişleri Bakanı Sait Paşa'yı Komisyon Başkanlığı'na getirmek ister. İngilizler itiraz ederler, bunun üzerine Sason Komisyonu'na başkanlık eden Şefik Bey önerilir. İngiliz elçisi, Şefik Bey'e de itiraz eder. Elçinin amacı, İzmir Valisi Hasan Fehmi'nin Komisyon Başkanlığı'na atanma sıdır. Hasan Fehmi ile ilgili teklif de Bâb-ı Ali tarafından reddedilir. Sonunda Şefik Bey Komisyon Başkanlığı'na tâyin edilir ama, İngilizlerin baskısı üzerine çok geçmeden istifa eder. Yerine İngilizlerin de uygun bulduğu Diyarbakır Valisi Sırrı Paşa teklif edilir, fakat paşa kısa bir süre sonra vefat eder. İngilizlerin "uyum içinde çalışabilecekleri" birini Islahat Komisyonu'nun başkanlığına getirmek istemeleri yüzünden seçimler uzayıp gider. Bu arada komisyonun 6 üyesinden 3'ü belli olur: Konstantin Karatedori, Sakız Ohannes ve Dilber Efendi! Reform Projesi, müslümanların çoğunlukta olduğu şehir ve kasa-balara müslüman vali, mutasarrıf ve kaymakam, hıristiyanların çoğun lukta olduğu yerleşim birimlerine
Sayfa 152 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Kortikal Yeniden Atanma
"Görme yetisini kaybeden birinde görsel korteks atıl kalmaz; dokunma ve işitme duyuları tarafından işgal edilerek bu duyuların güçlenmesini sağlar." Beyin "boş alan" sevmez. Bir sistem devre dışı kaldığında, diğer duyular o alanı fetheder. Bu, insan beyninin hayatta kalma ve uyum sağlama konusundaki inanılmaz esnekliğinin kanıtıdır.
Yapayanlış örülmüş bir hırka giymişim yıllardır, onunla ısınmaya çalışmışım gibi hissediyorum kendimi. Babam anlattıklarıyla o hırkanın bütün ilmeklerini söktü. Eline yumağı dolayıp yavaş yavaş söktü üstümdeki hırkayı, çırılçıplak kaldım.
Sayfa 166·Kitabı okudu